حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Afganistan
Medya Bürosu
| No: AF-BA-2026-MB-TR-03 |
H. 23 Şevvâl 1447 M. Cuma, 10 Nisan 2026 |
Allah ve Rasûlü Hüküm Verenlerin En Hayırlısı İken, Siz Çin’i Kendinize Hakem mi Tayin Ediyorsunuz!
Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü resmi bir basın toplantısında; Çin, Afganistan ve Pakistan temsilcilerinin 1-7 Nisan tarihleri arasında Urumçi şehrinde gayri resmi bir toplantı gerçekleştirdiğini duyurdu. Sözcü, anlaşmazlıklara kapsamlı bir çözüm bulmak ve durumu tırmandıracak veya karmaşıklaştıracak her türlü eylemden kaçınmak konusunda anlaştıklarını sözlerine ekledi. Ayrıca Çin’in, iki ülkeyle yakın temasını sürdüreceğini ve diyalog için platform sağlamaya devam edeceğini ifade etti.
Hizb-ut Tahrir / Afganistan Vilayeti Medya Bürosu, aşağıdaki hususlara dikkat çekmek ister:
Afganistan ile Pakistan arasındaki sınır gerilimlerinin kökü Amerikan politikalarına dayanmaktadır. Amerika; İran, Lübnan ve Yemen gibi bazı sahalarda Müslümanlara karşı doğrudan savaş yürütürken, diğer sahalarda bu savaşı vekilleri aracılığıyla yürütmektedir. Afganistan’da ise bu savaşı Pakistan yöneticileri yürütmektedir. Bu savaşın temel hedefi; Taliban yönetimine baskı uygulamak ve Pakistan ordusunu Afganistan ile meşgul ederek Hindistan’ın Çin karşısında bölgede güçlenmesine zemin hazırlamaktır. Amerika bu politikayla aynı anda iki hedefe ulaşmayı amaçlamaktadır: Hem bölgede İslami bir yönetimin kurulmasını engellemeyi hem de Çin’in nüfuzuna set çekmeyi hedeflemektedir.
Büyük bir esefle belirtmek gerekir ki; Pakistanlı yöneticiler, ulus-devlet nizamı çerçevesinde Amerika ve Yahudi varlığını kurtarmak için arabulucu rolünü üstlenmeye her an hazırdırlar. Ancak söz konusu Müslümanlar olduğunda, Müslüman kardeşleriyle doğrudan masaya oturmayı reddedip Çin’e sığınmaktadırlar! İşte sapkın ulusçu rejimlerin doğası budur; dostluğu da düşmanlığı da savaşı da barışı da hakemliği de egemenliği de sadece ulusçuluk ve çıkar kavramlarıyla ölçmektedirler. İslam ise; devletin ve siyasetin temelinin ulusal veya etnik çıkarlar üzerine değil, tamamen ve kapsamlı bir şekilde İslam akidesi üzerine bina edilmesi gerektiğine hükmeder.
Çin’in hakemliğine başvuran Afganistan yöneticileri şunu idrak etmelidir ki; bu toplantılara ev sahipliği yapan Çin, hiçbir zaman tarafsız olmamıştır ve olması da mümkün değildir. Çin, Doğu Türkistan’ı işgal etmiş, orada İslam’ın hükümlerini sistematik olarak silme politikası gütmüş, Uygur Müslümanlarına şiddetli baskılar uygulamış ve İslami değerleri tahrip etmiştir. Binlerce camiyi yıkmış, âlimleri hapsetmiş, kadınlara ve çocuklara ağır baskılar uygulamış ve İslami kimliği yok etmeye çalışmıştır ve hala da çalışmaktadır. Böylesi bir devlet, Müslümanların işlerinde nasıl tarafsız bir arabulucu olabilir?!
Çin’in Doğu Türkistan’ı işgal etmesinin yanı sıra bölgemizde de belirli hedefleri söz konusudur; Kuşak ve Yol Projesi aracılığıyla ekonomik sömürgecilik, Afganistan’daki zengin yeraltı kaynaklarına ulaşmak ve çıkarlarına yönelik her türlü tehdidi önlemek gibi güvenlik öncelikleri bunlardan bazılarıdır. Ayrıca komünist Çin rejimi, bölgede gerçek bir İslami otoritenin ortaya çıkmasından derin bir endişe duymaktadır. Bu komünist rejim, Pakistan Talibanı’nı ezmek için İslamabad yöneticileriyle ortak hareket etmektedir. İslam beldelerindeki dış politikasının önceliklerinden biri de Uygur halkını takip etmek ve ezmektir. Müslümanlar arasındaki anlaşmazlıklarda gerçek hüküm ve egemenlik yetkisi Allah Subhânehu ve Teâlâ’ya ve Rasûl SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e aitken, Afganistan ve Pakistan yöneticileri nasıl olur da Çin’i aralarında hakem tayin edebiliyorlar?!
Yöneticiler şunu anlamalıdır ki; ulus-devlet sahasında oynamak, yönetimde, savaşta, barışta, hakemlikte ve yargıda Şeriatın değerlerini ve hükümlerini ayaklar altına almak ve hakemliği Tağut’a teslim etmek demektir. İslam beldelerinde yaşanan son olaylardan ders çıkarmıyorlar mı? Düşmanların kalplerinde İslam ve Müslümanlara karşı kin ve düşmanlıktan başka bir şey yoktur. “Mustazaflık fıkhı” (zayıf bırakılmışlık psikolojisiyle hareket etmek) kölelik veya çöküşten başka bir şey doğurmaz.
Buna binaen Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın hükmü ve Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in hidayeti; güç ve kuvvet sahiplerine Raşidi Hilafeti kurmayı farz kılar. Çünkü bu yüce farz; izzetin kaynağı, gücün tezahürü ve Ümmetin gerçek bağımsızlığının teminatıdır. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَأُولِي الْأَمْرِ مِنكُمْ فَإِن تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللَّهِ وَالرَّسُولِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ ذَٰلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلاً“Ey İnananlar! Allah’a itaat edin, Peygambere ve sizden buyruk sahibi olanlara itaat edin. Eğer bir şeyde çekişirseniz, Allah’a ve ahiret gününe inanmışsanız onun halini Allah’a ve Peygambere bırakın. Bu, hayırlı ve netice itibariyle en güzeldir.” [Nisa 59]
وَإِنْ طَائِفَتَانِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ اقْتَتَلُوا فَأَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا فَإِنْ بَغَتْ إِحْدَاهُمَا عَلَى الْأُخْرَى فَقَاتِلُوا الَّتِي تَبْغِي حَتَّى تَفِيءَ إِلَى أَمْرِ اللَّهِ فَإِنْ فَاءَتْ فَأَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا بِالْعَدْلِ وَأَقْسِطُوا إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُقْسِطِينَ“Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer (Allah’ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever.” [Hucurat 9-10]
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Afganistan Medya Bürosu |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi Telefon: http://hizb-afghanistan.org/ |
E-Mail: info@hizb-afghanistan.org |