Logo
Bu sayfayı yazdır


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Lübnan Vilâyeti
Medya Bürosu

No: LB-BA-2026-MB-TR-02 H. 6 Şa'bân 1447
M. Pazartesi, 26 Ocak 2026

Trablus, Birikmiş İhmal ile Çöken Binaların Kurbanları Arasında Sıkışmış Durumda!

Trablus’un Kıbbe bölgesinde yaşanan acı facianın ve ondan önce şehirde art arda meydana gelen, çok sayıda Trabluslu’nun hayatını kaybetmesine yol açan eski bina çökmelerinin ardından biz kamuoyuna şunları ilan ediyoruz:

Birincisi: Yaşananlar artık münferit kazalar veya doğal afetler değildir. Aksine, merkezi idarenin, belediyenin ve Trablus’ta peş peşe gelen siyasî liderliklerin sorumluluğunu taşıdığı kronik ihmalin ve ağır kusurun doğrudan sonucudur. Trablus’taki birçok binanın onlarca yıl önce inşa edildiği ve ciddi çatlaklar ile yapısal riskler taşıdığı artık gün gibi aşikardır. Mühendislerin, sakinlerin ve uzmanların defalarca yaptığı uyarılara rağmen kapsamlı bir mühendislik taraması yapılmamış, koruma planı veya tahliye prosedürleri hayata geçirilmemiştir.

İkincisi: Bu tehlike karşısında sessiz kaldıkları ve görevlerini yerine getirmedikleri için bu facianın müsebbibi bizzat yöneticilerdir. Zira İslam’da halkın işlerini gütmek, tercihe bağlı olmayan şer’i bir farzdır. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

الإِمَامُ رَاعٍ وَهُوَ مَسْؤُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ“İman çobandır ve güttüklerinden sorumludur”

Buna binaen, insanların canlarını korumak ve helâk sebeplerini ortadan kaldırmak, devlet ve yerel otoritelerin doğrudan şer’î görevidir. Önleme ve tedavi etme gücüne sahip olunduğu halde halkın ölümüne veya tehlikeye atılmasına yol açan her türlü kusur, idari bir hata olması bir yana aynı zamanda şeran da günahtır ve emanete ihanettir.

Üçüncüsü: Yüksek risk taşıdığı bilindiği rağmen ailelerin çökme riski taşıyan binalarda oturmasına göz yummak, şeran haram olan zarar kapsamına girer. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

لَا ضَرَرَ وَلَا ضِرَارَ“Zarar vermek ve zararla mukabele etmek yoktur.”

Dördüncüsü: Devletin bakım ve gözetiminde gerçekleşen ve Lübnan şehirleri arasındaki gözle görünen fahiş eşitsizlik, acıyı ve mağduriyeti daha da artırmaktadır. Trablus’un yanı başında bulunan, nüfusu Trablus’un tek bir sokağına bile ulaşmayan Cübeyl (Byblos) veya Batroun gibi şehirlerin modern altyapısı, sürekli bakımdan geçirilirken ve sıkı denetime tabi tutulurken; Lübnan’ın en büyük ve en yoğun nüfuslu şehirlerinden biri olan Trablus, kapsamlı bir mühendislik taramasından geçirilmemekte, acil durum fonundan fon ayrılmamakta ve koruma planından mahrum bırakılmaktadır. Bu bariz ayrımcılık, Allah’ın farz kıldığı adalete aykırıdır. Zira Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:

إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ“Muhakkak ki Allah adaleti emreder.” [Nahl 90]

Beşincisi: Trablus’taki pek çok siyasi yetkili, büyük servetlere sahip zenginlerdir; nüfuz, güç ve imkân sahibi baronlardır, iş dünyasının kodamanlarıdır. Buna rağmen, ne otorite makamı gereği ne dayanışma babı gereği ne de ahlaki sorumluluk gereği şehirlerine ve halkına karşı şer’i görevlerini yerine getirmemektedirler.

Para ve karar mekanizmasına sahip olduğu halde kendi şehrinin insanlarını çatlamış tavanlar altında ölüme terk edenlerin ne gibi mazereti olabilir ki?!

Altıncısı: Ülkede son zamanlarda zaman zaman meydana gelen depremler, eski binaların kırılganlığını ortaya koyan açık bir uyarı niteliğindedir ve sessiz kalma veya bekleme yönündeki her türlü bahaneyi çürütmektedir.

Bildiği halde tüm bunlara sessiz kalan kimse günahkâr olur, bu uyarılara rağmen hala oyalama taktiği izlerse sorumlu olur. Bu uğurda yapılan her öteleme yeni bir kurban anlamına gelebilir.

Yedincisi: Açıkça şunları talep ediyoruz:

- Trablus’taki tüm eski binalar için derhal ve kapsamlı bir mühendislik taraması yapılması.

- Çökme riski taşıyan binaların resmi listesinin şeffaf bir şekilde yayınlanması.

- Tehlike anında derhal tahliye yapılması ve onurlu bir alternatif konutun sağlanması.

- Trablus’a özel eski binaların onarımı için bir acil durum fonu oluşturulması,

- Önceki raporları ihmal eden veya görmezden gelen her sorumludan hesap sorulması.

Sonuç olarak enkaz altında hayatını kaybedenler ne depremlerin, ne de zamanın kurbanlarıdır. Aksine açık siyasî ihmalin ve bariz şer’î kusurun kurbanlarıdırlar. Mahkemeden önce herkes Allah katında hesaba çekilecektir: Duvarlar çatladığında, risk bilindiğinde ve kurtarma imkânı varken neredeydiniz?!

Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:

وَسَيَعْلَمُ الَّذِينَ ظَلَمُوا أَيَّ مُنقَلَبٍ يَنقَلِبُونَ“Zülmedenler, hangi dönüşle döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.” [Şuara 227] Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem de şöyle buyurmuştur:

اللَّهُمَّ مَنْ وَلِيَ مِنْ أَمْرِ أُمَّتِي شَيْئاً فَشَقَّ عَلَيْهِمْ فَاشْقُقْ عَلَيْهِ، وَمَنْ وَلِيَ مِنْ أَمْرِ أُمَّتِي شَيْئاً فَرَفَقَ بِهِمْ فَارْفُقْ بِهِ“Allahım! Kim ümmetimin işinden bir şey üstlenir, sonra da onlara sıkıntı verirse, sen de ona sıkıntı ver. Kim de ümmetimin işinden bir şey üstlenir, sonra da onlara nazik ve iyi davranırsa, sen de ona iyi davran.” Müslümanların Halifesi Ömer RadıyAllahu Anh ne güzel söylemiştir: “Fırat kenarında bir oğlak —veya kuzu— kaybolsa (helak olsa), Allah’ın bunu benden sormasından korkarım.” İslam Devleti’nde hayvana karşı sorumluluk buyken, insan hayatı söz konusu olduğunda sorumluluğun ne olacağını varın siz düşünün!

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Lübnan Vilâyeti
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
Road 200, Tarabulus/Tripoli – Lebanon
Telefon: 03–155103 / 03–446709
www.tahrir.info
Fax: 06–629524
E-Mail: ht@tahrir.info

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.