Logo
Bu sayfayı yazdır


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Mısır
Medya Bürosu

No: MS-BA-2026-MB-TR-06 H. 21 Ramazan 1447
M. Salı, 10 Mart 2026

Mısır, Sözde Arap Gücü ile Rehin Alınmışlık Gerçeği Arasında Sıkışıp Kalmıştır, Ordular Amerika’yı Kurtarmak İçin Nasıl Göreve Çağrılabilir?!

Bölgede yaşanan askerî tırmanışın ortasında medya, Mısır rejiminin bazı Arap ülkelerine yönelik İran saldırılarını görüşmek üzere yapılan acil bir Arap toplantısında “ortak bir Arap gücü” kurulması çağrısında bulunduğunu aktardı. Bu teklif, “Arap güvenliğini koruma” ve “bölgeyi savunma” kılıfıyla ambalajlanmış olsa da; çatışmanın gerçekliğine ve Arap rejimlerinin bu denklemdeki konumuna dair yapılacak ferasetli bir okuma, meselenin Ümmeti korumaktan fersah fersah uzak olduğunu gösterecektir. Gerçekte bu öneri, bölgede batağa saplanan Amerika’yı kurtarmaya yönelik yeni bir hamleden ibarettir.

Bu bağlamda idrak edilmesi gereken ilk şey; Ortadoğu’daki çatışmaları alevlendiren baş aktörün Amerika olduğu gerçeğidir. Amerika, on yıllardır Körfez’de, Irak’ta ve bölgenin geri kalanında askeri üsler kurmuş; Müslümanların topraklarını kendi askeri ve siyasi tahakkümü için birer platforma dönüştürmüştür. Bu üsler Ümmete ait değildir, bilakis Amerika ve Batı’nın çıkarlarını korumak, Ümmetin kaynakları ve zenginlikleri üzerindeki kontrollerini sürdürmek için inşa edilmiş sömürgeci birer karakollardır.

Dolayısıyla Irak’ta, Körfez’de veya başka yerlerde bu üslere yönelik gerçekleştirilen saldırılar, aslında doğrudan Amerikan askeri varlığını hedef almaktadır. Hal böyleyken Arap rejimleri, özellikle de Mısır rejimi, meseleyi Arap güvenliğine yönelik bir saldırı gibi göstermekte ve böylece bölgeyi Amerika’nın çıkarlarına hizmet edecek bir askerî hizalanmaya sürüklemeye çalışmaktadır.

Buradaki en çarpıcı paradoks; İran ile çatışmanın fitilini ateşleyen, askeri saldırıları düzenleyen, abluka ve yaptırımları dayatan ve tüm bölgeyi bir savaş alanına çeviren bizzat Amerika’nın kendisidir. Ancak ne zaman ki Amerika’nın askeri çıkarları bir misillemeyle karşı karşıya kalsa, ona tâbi olan rejimler hemen hizmete koşmakta ve Amerika’yı kendi saldırgan politikalarının sonuçlarından korumak için ordularını pazara çıkarmaktadırlar.

İşte meselenin özü burada ortaya çıkmaktadır: Ortak Arap Gücü çağrısı gerçekte Ümmeti koruma projesi değildir; aksine orduları, Amerika’nın bölgedeki nüfuzunu koruma sisteminin bir parçası kılma ve Yahudi varlığı için yeni bir “Demir Kubbe” yapma projesidir. Böylece bu orduların Ümmetin kalkanı ve işgal edilmiş topraklarını kurtaracak kılıcı olması gerekirken, Amerika ve Yahudi varlığının çıkarlarını bekleyen birer gardiyan olmaları istenmektedir.

Bugün Amerika, çok sayıda uluslararası cephede boğuştuğu için stratejik yorgunluk yaşamaktadır. Bu nedenle doğrudan müdahalesini azaltmaya çalışırken, politikalarını yürütecek yerel vekilleri (ajanları) aracılığıyla nüfuzunu korumaya çalışmaktadır. İşte zaman zaman gündeme getirilen bölgesel ittifaklar ve ortak askerî güç projeleri de bu stratejinin bir parçasıdır.

Bu çerçevede bakıldığında Ortak Arap Gücü çağrısı; özellikle Körfez bölgesini Amerika’nın yürüttüğü savaşın yükünü taşımaya zorlamak ve Arap ordularını Amerikan stratejisine hizmet eden birer yedek güç haline getirmekten başka bir şey değildir.

Ey Kinane halkı! Sizler İslam’ı dünyaya taşıyan, bir zamanlar İslam uygarlığının ve kuvvetinin merkezi olan azametli bir ümmetin evlatlarısınız. Ülke, Batı’nın çatışmalarına meze edilmeye çalışılırken sakın güvenlik ve istikrar adına yükseltilen sahte sloganlara aldanmayın. Büyük insan potansiyeline ve köklü bir tarihe sahip olan bu ümmet, hakikatini idrak edip akidesi ve ondan doğan hükümler temelinde kalkınma gerçekleştirdiğinde yeniden rolünü eda edebilecek güç ve kudrete sahiptir.

Ey Kinane askerleri! Ordular, Batı’nın elinde bir aparat veya onun çıkarlarının bekçisi olmak için değil; Ümmetin kalkanı olmak, mukaddesatını savunmak ve topraklarını özgürleştirmek için vardır. Tarih bize askerlerin akidelerine bağlandıklarında yenilmez bir güç olduklarını, akidelerinden koparıldıklarında ise başkalarının savaşlarında kullanılan araçlara dönüştüklerini hatırlatmaktadır. Askerlerin Ümmetlerine sunabilecekleri en büyük hizmet; sadakatlerini her türlü düşüncenin üstünde sadece dinlerine ve Ümmetlerine has kılmaları olacaktır. Bilin ki bu Ümmet, ordusunun kendisine ait olmasını hak etmektedir; kendisini sömürenleri kurtarmak için göreve çağrılan bir lejyoner olmasını değil!

وَلَنْ يَجْعَلَ اللَّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلاً“Allah, müminlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir” [Nisa 141]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Mısır
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
31 el-Cela’ Caddesi, Kahire / Mısır
Telefon: Tel: +(20) 2 27738076 – 5119857010
www.hizb.net/
E-Mail: hizb.ut.tahrir.eg@gmail.com

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.