حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Pakistan Vilâyeti
Medya Bürosu
| No: PK-BA-2026-MB-TR-12 |
H. 26 Şevvâl 1447 M. Cuma, 17 Nisan 2026 |
Mekke ve İslamabad Arasında: Liderlerin İhaneti ve Nübüvvet Minhacı Üzere Hilafeti Kurma Fırsatı
Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, 11 Nisan 2026 Cumartesi günü yaptığı açıklamada; “İslamabad’ın Amerika ile İran arasındaki görüşmelere ev sahipliği yaptığı bir sırada, Pakistan’ın iki ülke arasında imzalanan ortak savunma anlaşması kapsamında güvenliği pekiştirmek amacıyla Suudi Arabistan’a savaş uçakları ve askeri birlikler gönderdiğini” duyurdu. Pakistan, bu kapsamda 13.000 asker ve F-16 savaş uçakları gönderdi. Aynı gün, Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan İslamabad’a giderek Suudi Arabistan ve Katar’ın Pakistan’a 5 milyar dolar tutarında bir mali destek sağladığını vurguladı.
Pakistanlı siyasi ve askeri liderler; Amerika’nın öncülüğündeki Haçlı ittifakına savaş meydanında elde edemediği zaferi diplomatik masada altın tepside sunmak amacıyla geçirdikleri onca uykusuz gecelerin ardından bu ittifakın liderleri ile İran müzakere heyeti arasında İslamabad’da bir görüşme ayarladılar. Bu uşak yöneticilerin, efendilerine diplomatik bir zafer kazandırma çabaları başarısız olunca, şimdi de Müslüman mücahit birlikleri, “ortak savunma” gibi sütten kesilmiş bir çocuğun bile inanmayacağı bahanelerle; Müslüman savaşçıların kanını İmam Müslim ve Buhari’nin torunlarına karşı feda etmek üzere cepheye sürdüler! Hangi ortak savunma anlaşmasından bahsediyorsunuz? Bu anlaşma, Amerika’nın bölgedeki çıkarlarını ve onun uşağı olan Al-Suud yöneticilerini Müslümanların kanı pahasına olsa bile koruma anlaşması mıdır? Kaldı ki, Hicaz’ın bizzat kendisinin, Haçlı Amerikan kuvvetlerinin askeri üsler kurması için ülkenin kapılarını ardına kadar açan ve bu üslerden kalkan uçakların Müslim ve Buhari’nin yurdundaki halkımızı vurduğu Amerikan ajanı Âl-i Suud yöneticilerinden temizlenmesi gerekmiyor mu? Osmanlı Hilafeti’ni sırtından bıçaklayan ve yılanın başı İngiltere ile işbirliği yaparak Hilafetin yıkılmasına katkıda bulunanlar Suud yöneticileri değil midir?! Peki bunları savunmak gurur duyulacak bir onur mudur, yoksa sahibini lekeleyen bir utanç ve zillet midir?!
Ey Pakistan Müslümanları ve silahlı kuvvetlerindeki samimi subaylar! Siyasi ve askeri liderleriniz, İslam ve Cihad aşkıyla yetişen ordunuzu; bir avuç kirli para karşılığında Haçlıların safında Müslüman kardeşlerine karşı savaşan bir paralı asker sürüsüne dönüştürmüştür. Onlar bu yaptıklarıyla, sıradan Müslümanlardan veya ordu askerlerinden Allah’ı birleyen (muvahhit) hiçbir kimsenin bir an bile sessiz kalamayacağı bir sınıra ulaşmışlardır. Pakistan ordusu denizleri ve çölleri aşarak bu denli büyük bir güçle harekete geçebiliyorsa; o halde neden yoluna devam edip Mübarek Toprak Filistin’e girmiyor, Mescid-i Aksa ve Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in İsra yurdunu özgürleştirmiyor ve onları yüzüstü bırakmasının kefaretini ödemiyor?! Yoksa siz, nükleer Pakistan’ın sahip olduğu teçhizatın onda birine bile sahip olmayan bir avuç Filistinli direnişçinin karşısında aciz kalan o ucube Yahudi varlığının ortadan kaldırılması için on üç bin mücahitten fazlasına mı ihtiyaç duyulduğunu sanıyorsunuz?! Kuşkusuz bu sanı, yöneticilerinizin ihaneti ve askeri komutanlarınızın bir zayıflığıdır (vehnidir). Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın şu kavlini bile bile sakın bu ihanete ortak olmayın!
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَخُونُوا اللَّهَ وَالرَّسُولَ وَتَخُونُوا أَمَانَاتِكُمْ وَأَنْتُمْ تَعْلَمُونَ“Ey iman edenler! Allah’a ve Rasûl’e hainlik etmeyin. Bile bile kendi emanetlerinize de hainlik etmeyin.” [Enfal 27]
Ey Pakistan ordusunun şerefli subayları! Eğer başınızda Muhammed bin Kasım veya Selahaddin gibi bir komutan olsaydı; bu 13.000 askeri, Haremeyn topraklarını Al-i Suud’un pisliğinden, Nübüvvet topraklarını ise Amerikan üslerinden temizlemek için kullanırdı. Nübüvvet metodu üzere Hilafet’i kurması için Hizb-ut Tahrir’e nusret verirdi, Horasan halkına, kendilerini maruz kaldıkları saldırılardan kurtaracak olan Hilafet Devleti ile birleşme ve ona güvenme seçeneğini sunardı. Hicaz, Horasan ve Pakistan’ı günün bir saatinde birleştirir ve böylece göz açıp kapayıncaya kadar süper bir güç doğmuş olurdu. Ey Pakistan ordusunun sadık evlatları! Haydi harekete geçin ve hem Pindi’de (Rawalpindi) hem Hicaz’da bulunan hainlerin tahtlarını devirin. Askeri-fikri akidenizi temsil eden gerçek lidere nusret verin. Bilin ki bu; Batı bağımlılığından kurtulmak, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in müjdelediği izzet ve zafer devleti olan Hilafetin gölgesinde özgürce yaşamak için altın bir fırsattır. Sakın bu fırsatı kaçırmayın, sonra pişman olursunuz ama o günü pişmanlık fayda etmez. - Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ مَا لَكُمْ إِذَا قِيلَ لَكُمُ انفِرُواْ فِي سَبِيلِ اللهِ اثَّاقَلْتُمْ إِلَى الأَرْضِ أَرَضِيتُم بِالْحَيَاةِ الدُّنْيَا مِنَ الآخِرَةِ فَمَا مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا فِي الآخِرَةِ إِلاَّ قَلِيلٌ“Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size “Allah yolunda sefere çıkın” denilince, yere çakılıp kaldınız Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir.” [Tevbe 38]
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Pakistan Vilâyeti Medya Bürosu |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi P.O. Box 1924, Lahore / Pakistan Telefon: +(92) 345–428–7323 / +(92) 333–561–3813 https://bit.ly/3hNz70q |
Fax: +(92) 21–520–6479 E-Mail: spokesman@hizb-ut-tahrir.com.pk |