حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Pakistan Vilâyeti
Medya Bürosu
| No: PK-BA-2026-MB-TR-18 |
H. 7 Safer 1448 M. Salı, 21 Temmuz 2026 |
Pakistan Yöneticileri, Körfez Ülkeleriyle Yapılan Güvenlik Anlaşmaları Maskesi Altında, Orta Doğu’daki Amerikan Askeri Üslerini ve Tesislerini Korumak İçin Müslüman Pakistan Ordusunu Bölgeye Göndermeye Hazırlanıyor!
Reuters haber ajansı 17 Temmuz’da; Pakistan ile Kuveyt’in, Suudi Arabistan ile Pakistan arasındaki düzenlemeye benzer geniş kapsamlı bir savunma anlaşması üzerinde müzakere yürüttüğünü bildirdi. Basında yer alan haberlere göre Pakistan, hâlihazırda binlerce askerini ve askerî teçhizatını Suudi Arabistan’a sevk etmiş durumda. Ayrıca medyada Katar, Bahreyn ve diğer Arap ülkeleriyle de benzer anlaşmalar yapıldığına dair haberler yer aldı. Ancak bu savunma anlaşmaları Müslüman beldelerini korumak için değildir; Pakistan askeri gücünü, bölgede sarsılmakta olan Amerikan güvenlik yapısının bekasını sağlamak, Amerikan askeri üslerini, tesislerini ve bölgede konuşlanmış Haçlı-Sömürgeci kuvvetlerini korumak için kullanmaya yönelik anlaşmalarıdır.
Böylelikle Pakistan’ın hain siyasî ve askerî yönetimi, tıpkı kendilerinden öncekiler gibi, bazı ekonomik çıkarlar karşılığında Amerika’nın bölgedeki nüfuzunu koruma görevini yeniden üstlenmiş durumdadır.
Biz, Hizb-ut Tahrir / Pakistan Vilayeti olarak soruyoruz: Pakistan ordusunun Körfez ülkelerine sunduğu güvenlik garantilerinden sonra, bölgedeki Amerikan askeri üsleri ve tesisleri sökülüp atılacak ve Amerika Orta Doğu’dan çıkarılacak mı? Bu anlaşmalar, söz konusu Arap ülkelerinin, Amerika’nın kendi topraklarından İran’a saldırılar düzenlemesini engelleyeceğine dair bir taahhüt içeriyor mu? Bu anlaşmalar, Amerika’nın saldırılarına karşılık İran bölgedeki Amerikan tesislerini hedef aldığında, Pakistan ortak savunma anlaşmaları gerekçesiyle Amerika ve Yahudi varlığının yanında İran’a karşı savaşacağı anlamına mı geliyor? Neden bu anlaşmalar şimdi imzalanıyor? Amerika İran’ı boyunduruk altına alamadığı gibi İran da Amerikan tesislerine saldırılar düzenlemiştir. Neden bu savunma anlaşmaları Amerika tarafından destekleniyor? Bu anlaşmalar ile Müslüman silahlı kuvvetlerini Amerika’nın emrine veren General Asım Munir’in neden Amerika’nın en gözde mareşali olduğu anlaşılıyor? Gerçek son derece açıktır: Bu anlaşmaların amacı kutsal mekânları korumak değil; Haçlı Amerika’nın çıkarlarını korumaktır. Bu sebeple Müslüman ordular bölgeye sevk edilmektedir.
Ey Pakistan Silahlı Kuvvetleri İçindeki Güç ve Kuvvet Ehli Subaylar! Amerika hâlâ Arap ülkelerindeki askerî üslerinden İran’a yönelik saldırılar düzenliyor. Bu saldırılar sonucunda bugüne kadar masum kız öğrenciler de dâhil olmak üzere binlerce Müslüman hayatını kaybetmiştir. Bu üsler arasında; Amerika’nın bölgedeki Merkez Komutanlığı karargahı olan Katar’daki El-Udeid Hava Üssü; Bahreyn’deki ABD Donanması 5. Filo Karargahı; Kuveyt’teki Arifcan Kampı, Ali es-Salim Hava Üssü ve Buehring Kampı; istihbarat, gözetleme ve hava operasyonları merkezi olan BAE’deki ez-Zafra Hava Üssü ve Ürdün’deki Muvaffak es-Salti Hava Üssü bulunmaktadır. Ayrıca Irak’taki Ayn el-Esed Hava Üssü ve Erbil Hava Üssü ile Suudi Arabistan’daki Emir Sultan Hava Üssü, İran’a yönelik saldırılarda kullanılan başlıca Amerikan üsleridir. Hal böyleyken, İran’ın bu şer üslerine yönelik saldırıları Arap ülkelerinin güvenliğine yönelik saldırılar olarak hangi mantıkla kabul edilebilir? Oysa İran’ın son birkaç günde bu üslere düzenlediği saldırılar, düşman haçlı Amerikan askerlerini cehenneme göndermiş ve Amerikan askeri teçhizatını imha etmiştir! İran’ın Amerikan üslerine düzenlediği saldırılar tamamen meşrudur, hatta gerçekte farzdır.
Ey Pakistan Silahlı Kuvvetleri! Bu net tablo karşısında sizler sadece birer seyirci olarak mı kalacaksınız, yoksa bu gaspçı yöneticileri ortadan kaldırarak Amerika’yı bölgeden kovmak için önünüze çıkan bu altın fırsatı değerlendirecek misiniz?
Ey Pakistan Silahlı Kuvvetleri İçindeki Güç ve Kuvvet Ehli Subaylar! Bu ajan yöneticiler; Amerikan uluslararası düzenine direnme girişimlerinin beyhude olduğunu ve bu düzene boyun eğmekten başka çaremiz olmadığını kanıtlamak için; Gazze’deki direniş tugaylarına, Afganistan Talibanı’na, İran’da Amerikan nüfuzundan kurtulmak için savaşan Devrim Muhafızları içindeki unsurlara ve her Müslüman direniş gücüne karşı topluca Amerika ile işbirliği yapmaktadırlar. Bu yöneticiler bu ümmetin asıl hastalığı ve kanseridir; yoksa kâfirleri yenilgiye uğratmak asla zor bir iş değildir. Körfez ülkeleriyle yapılan bu savunma anlaşmaları, bu yöneticilerin yeni bir komplosundan başka bir şey değildir. Nübüvvet Minhacı üzere Hilâfet’i kurarak Orta Doğu bölgesini tek bir devlet çatısı altında birleştirmek ve Amerika’nın “Büyük Orta Doğu Projesi”ni Hürmüz Boğazı’nda boğmak için, Amerika’nın uşağı olan bu yöneticilerin koltuklarından sökülüp atılması elzemdir. O halde gelin ve Yüce Allah’ın şu kelamına iman ederek Hilâfet’i ikame etmek için Hizb-ut Tahrir’e nusret verin:
ذَلِكَ بِأَنَّ اللَّهَ مَوْلَى الَّذِينَ آمَنُوا وَأَنَّ الْكَافِرِينَ لَا مَوْلَىٰ لَهُمْ“Bu, Allah’ın, inananların yardımcısı olmasından dolayıdır. Kâfirlere gelince, onların yardımcıları yoktur.” [Muhammed 11] Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem de şöyle buyurmuştur:
قُولُوا اللَّهُ مَوْلاَنَا وَلاَ مَوْلَى لَكُمْ“Deyin ki: Allah bizim Mevla’mızdır, sizin ise hiçbir Mevla’nız yoktur.” [Buhari]
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Pakistan Vilâyeti Medya Bürosu |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi P.O. Box 1924, Lahore / Pakistan Telefon: +(92) 345–428–7323 / +(92) 333–561–3813 https://bit.ly/3hNz70q |
Fax: +(92) 21–520–6479 E-Mail: spokesman@hizb-ut-tahrir.com.pk |