حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Pakistan Vilâyeti
Medya Bürosu
| No: PK-BA-2026-MB-TR-20 |
H. 17 Safer 1448 M. Perşembe, 30 Temmuz 2026 |
Keşmir Yanıyor: Masum Sivillere Yönelik Vahşi Baskı, Ulus Devletin ve Laik Kapitalist Sistemin Başarısızlığını Gözler Önüne Seriyor, Ümmeti Sadece Hilafet İslami Akide Üzerinde Birleştirebilir
27 Temmuz 2026’da, aralarında Rangers ve Federal Muhafızlar ile polisin de bulunduğu devlet güçleri; silahsız Keşmirli protestoculara ateş açtı. Rawalakot’ta 50 gün süren oturma eyleminin ardından müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanması üzerine Muzaffarabad’a doğru uzun bir yürüyüş başlatan bu kitleye yönelik saldırıda onlarca protestocu hayatını kaybetti. Yöneticiler, halkın bu protestosunu siyasi yollarla çözmek yerine “Sert Devlet” politikasını benimsemiş ve aşırı güç kullanımına başvurmuşlardır. Bunun yanı sıra interneti kesmişlerdir, temel ihtiyaç maddeleri, yakıt ve doğal gazın girişine kasıtlı olarak engel olarak halkı kolektif cezalandırmaya tabi tutmuşlardır. Devlet ve medya aygıtı, sivil ölümlerini tamamen gizlerken, hükümet de göstericilere karşı karalama kampanyası yürütmüştür. Bu durum Keşmirli Müslümanlar ile silahlı kuvvetler arasındaki tehlikeli derin ayrışmayı daha da tırmandırarak devletin gücünü zayıflatmıştır.
Bu güvenlik ve siyasi kriz, aslında doğal olmayan laik kapitalist sistemin bir sonucudur. Bölgesel kimliğe dayalı milliyetçilik ve yapay sınırlar üzerine kurulan ulus devlet anlayışı, farklı etnik ve bölgesel toplulukları gerçek anlamda birleştiremez. Yöneticiler; Keşmirli Müslümanları kuşatma ve mermilerle toplu halde cezalandırarak insana değer vermediklerini kanıtlamışlardır. Bu durum, fikri olarak iflas etmiş bir devletin ve otoritesini “Sert Devlet” sloganı altında zorla kabul ettirmeye çalışan başarısız bir sistemin açık kanıtıdır.
Devam eden bu krizin ortasında ve halkın öfkesi tırmanırken, ilgili şer’i hükümleri ve İslam’ın ümmete sunduğu alternatif sistemi ortaya koymak zaruridir:
1- Sömürgecilerin çizdiği sınırları kimliğin temeli yapmak küfür anlayışıdır. İslam; kavmiyetçilik, milliyetçilik ve kabilecilik gibi bütün asabiyet türlerini kesin şekilde haram kılmıştır. Çünkü bunlar İslam ümmetinin birliğini parçalarlar. Bölgesel milliyetçilik, başka bir bölgesel milliyetçilikle bertaraf edilemez; zira her ikisi de aynı sahte temel üzerine kuruludur ve her ikisi de İslam’da haramdır. Programımız ulus-devlet değil, yapay sınırları ortadan kaldıran ve tüm Müslümanları tek bir sancak altında birleştiren İslam olmak zorundadır. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
وَمَنْ قَاتَلَ تَحْتَ رَايَةٍ عِمِّيَّةٍ، يَغْضَبُ لِعَصَبَةٍ، أَوْ يَدْعُو إِلَى عَصَبَةٍ، أَوْ يَنْصُرُ عَصَبَةً، فَقُتِلَ، فَقِتْلَةٌ جَاهِلِيَّةٌ“Kim körü körüne çekilmiş (ummiyye) bir bayrak altında savaşır, asabiyet (ırkçılık) için gazaplanır veya asabiyete çağırır veya asabiyete yardım ederse, cahiliye ölümü ile ölmüş olur.” [Müslim] Allah Subhânehu ve Teâlâ da Müslümanların birliğinin temelini Kur’an-ı Kerim’de şöyle beyan etmektedir:
إِنَّ هَذِهِ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً وَأَنَا رَبُّكُمْ فَاعْبُدُونِ“Şüphesiz bu, tek ümmet olarak sizin ümmetinizdir. Ben de Rabbinizim. Onun için sadece bana kulluk edin.” [Enbiya 92]
2- Bu kriz, yalnızca birkaç siyasetçinin veya askeri liderin başarısızlığının sonucu değildir; doğrudan seküler demokratik sistemin özündeki başarısızlığın bir sonucudur. Belucistan’dan Pencap’a kadar bu devlet, ümmetin daha önce reddettiği gayrimeşru yönetim düzenini farklı bölgelerde yargı dışı uygulamalarla ayakta tutmaya çalışmaktadır. Baskının temel nedeni, demokrasinin yasama egemenliğini insanlara vermesidir. Bu nedenle siyasi ve askeri liderlik, kendi isteklerine göre kanunlar çıkarabilmek için hileli seçimler ve diğer taktiklerle yasama meclislerini kontrol etmeye çalışmaktadır. Oysa İslam’da egemenlik yalnızca Allah’a aittir ve beşerî kanun koymak haramdır. Demokrasi ise bozuk bir elit sınıfa kendi heveslerine göre kanun yapma yetkisi vermekte ve bozgunculuğu hukuk kisvesi altında meşrulaştırmaktadır. Bu nedenle mücadelemizin hedefi yalnızca anayasal reformlar veya kişilerin değişmesi üzerine değil; demokratik kapitalist sistemin tamamen ortadan kaldırılması üzerine yoğunlaşmalıdır.
3- Bu yozlaşmış sistemi sona erdirmek için ümmet, mücadelesini Medine’de ilk İslam devletini kuran Efendimiz Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in Sireti üzerine inşa etmelidir. O yüzden mevcut sistemi içeriden düzeltmeye çalışmak veya rastgele şiddete başvurmak, yalnızca sıkıntıları artıracak ve yönetici elitleri daha da güçlendirecektir. Nebevi metoda göre sistemi değiştirmek açık fikri ve siyasi aşamalardan oluşur: Organizeli bir örgüt kurmak, fikri ve siyasi mücadele ile kamuoyu oluşturmak, güç ve kudret ehlinden nusret talep etmek. Daha da önemlisi, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem hiçbir zaman bozuk sistemi meşrulaştırmamış ve ashabına yönetici sınıfa karşı rastgele silahlı mücadele başlatmalarını emretmemiştir.
4- Tüm İslam beldelerinde yöneticiler, seküler kanunlarla yönettikleri ve Batı hegemonyasına hizmet ettikleri için gerçek bir liderlik sunmakta başarısız olmuşlardır. İslam, her Müslümana Hilafet’i kurmak için siyasi mücadele vermeyi farz kılar. Hilafet, ümmeti tek bir siyasi yapı altında birleştirecek ve onun maslahatlarını koruyacaktır. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, Halifenin rolünü şöyle tanımlamıştır:
إِنَّمَاالْإِمَامُجُنَّةٌيُقَاتَلُمِنْوَرَائِهِوَيُتَّقَىبِهِ“İmam ancak bir kalkandır. Arkasında savaşılır ve onunla korunulur.” [Müslim]
Hizb-ut Tahrir / Pakistan Vilayeti’nin Keşmirli Müslümanlara, Pakistan halkına ve tüm İslam Ümmetine mesajı şudur:
A- Aydınlara ve nüfuz sahibi şahsiyetlere: Bu yapay kapitalist demokratik sistemi reddedin. Yozlaşmış yöneticilerden hesap sorun, onların “Sert Devlet” ajandasını ifşa edin ve Hilafeti kurmak için yürüttüğü fikri çatışma ve siyasi mücadelede Hizb-ut Tahrir’e destek olun.
B- Güç ve kuvvet sahiplerine: Silahlı kuvvetlerdeki samimi subaylar, kendi halkına silah doğrultan yöneticilere itaat etmekten kaçınmalıdır. Şer’î görevinizi yerine getirin ve Raşidi Hilafet’i kurması için Hizb-ut Tahrir’e nusret verin. Ümmeti parçalanma ve zillet uçurumundan kurtarabilecek, onu yeniden tek bir devlet ve tek bir halife altında birleştirebilecek yegâne sistem Hilafettir.
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Pakistan Vilâyeti Medya Bürosu |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi P.O. Box 1924, Lahore / Pakistan Telefon: +(92) 345–428–7323 / +(92) 333–561–3813 https://bit.ly/3hNz70q |
Fax: +(92) 21–520–6479 E-Mail: spokesman@hizb-ut-tahrir.com.pk |