حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Sudan Vilâyeti
Medya Bürosu
| No: SD-BA-2026-RS-TR-10 |
H. 28 Raceb 1447 M. Cumartesi, 17 Ocak 2026 |
Hilafet’in Yıkılışının 105. Kameri Yıl Dönümü Münasebetiyle Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti Tarafından Düzenlenen Konferansın Sonuç Bildirgesi
Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti; 17 Ocak 2026 (28 Recep 1447) Cumartesi günü, Müslümanların devleti olan Hilafet’in yıkılışının 105. yıl dönümünde; siyasetçiler, akademisyenler, kanaat önderleri ve medya mensuplarının katılımıyla bir konferans düzenledi. Bu elim yıldönümü, Sudan’da, Amerikan emperyalizminin yerel aparatlarını kullanarak yürüttüğü ve “Kanlı Sınırlar” politikası çerçevesinde ülkemizin birliğini hedef alan bir savaşın pençesinde idrak edilmektedir. Bu nedenle konferansımızın başlığı “Sudan: Kanlı Sınırlar Politikası ile İnsanları Tek Bir Ümmette Eritme Politikası Arasında” olarak belirlendi. Konferans, Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Alim Ata Bin Halil Ebu Er-Raşta’nın (Allah onu korusun) yaptığı konuşmanın dinlenilmesiyle başladı. Ardından konuşmacılar; İslam’ın Sudan’a girişini, Müslümanları nasıl birleştirdiğini, İngiliz sömürgeciliğinin “böl ve yönet” politikasıyla bu birliği nasıl vurduğunu ve İkinci Dünya Savaşı sonrası Sudan’ın İngiliz ve Amerikan sömürgeciliği arasında nasıl uluslararası çatışma alanına dönüştüğü, bu durumun halen devam ettiği, hatta iki taraf arasındaki çatışmanın Sudan halkının güvenliğini, saygınlığını ve ülkenin birliğini hedef alan keskin ve kök kazıyan askeri bir çatışmaya dönüştüğü konusunu ele aldılar. Bugün bu nüfuz mücadelesi, Müslümanların kanıyla çizilecek “yeni devletler” yaratmayı hedefleyen şiddetli bir askeri çatışmaya evrilmiştir. Konferansta konuşmacılar ayrıca insanlık tarihi boyunca farklı unsurları tek bir ümmet içinde eritmeyi başaran tek nizamın Hilafet olduğunu vurguladılar ve bugün Nübüvvet Minhacı üzere Hilafet’i kurmak için adımları hızlandırmanın hayati bir gereklilik olduğunu ifade ettiler.
Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti olarak biz; başta halkın liderleri, önderleri, alimleri ve siyasetçiler, yazarlar ve medya mensupları gibi kanaat önderleri olmak üzere tüm halkımıza sesleniyor ve Yüce Dinimizin bize şunları farz kıldığı konusunda mutabık kalmaya çağırıyoruz:
Birincisi: İslam’ı hayatımızın ve sorunlarımızın çözümünde tek temel yapmak. Bu da, başta Amerika olmak üzere kâfir Batı sömürgeciliğinin nüfuzunu kökten söküp atmayı gerektirir. Bu da ancak Nübüvvet Minhacı üzere Hilafet Devletinin İslam’ı uygulamasıyla mümkündür.
İkincisi: Aramızdaki yegâne bağı İslam kardeşliği kılıp vatan, kabile, ırk ya da bölge temelli bağlara itibar etmemek. zira bunların hepsi böler, birleştirmez. Özellikle “kan sınırları” planına hizmet eden bölgecilik ve yerelcilik söyleminin yükseldiği şu dönemde, bu fasit bağlara dayalı her türlü çağrı reddedilmelidir.
Üçüncüsü: Ülkemizdeki sömürgeci kâfir Batı’nın Truva atları olan “Ehli İdare” (Kabilevi Yönetim Sistemi) ve “Havakir” (Kabileye özgü arazi mülkiyeti) sistemlerini kökünden söküp atmak. Yerel idare sistemi, İngiliz sömürgeciliğinin kurguladığı şekliyle ülke birliğini tehdit eden bir unsur hâline gelmiştir. Havakir anlayışı ise, İngiliz sömürge haritalarına dayanarak toprağı, ormanları ve meraları belli kabilelere tahsis etmekte ve bunu çatışma sebebi hâline getirmektedir. Bu ise haramdır. Zira Sudan, şeran haraç arazisidir; toprağın rakabesi Beytülmal’a aittir. Devletin herhangi bir ferdi, konut, tarım ya da başka bir amaçla ancak arazinin menfaatinden yararlanabilir. Meralar, otlaklar ve ormanlar kamu mülkiyetidir; tüm insanlara aittir. Nitekim Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
الْمُسْلِمُونَ شُرَكَاءُ فِي ثَلَاثٍ، فِي الْكَلَأِ، وَالْمَاءِ، وَالنَّارِ“Müslümanlar üç şeyde ortaktırlar: Mera, su ve ateş”
Dördüncüsü: Devlet içindeki silahlı güç (ordu ve polis) tek bir komuta altında olmalıdır. Milislerin ve paralel silahlı yapıların varlığına izin verilemez. Çünkü otorite (sultan) devlet içindeki en güçlü gruptadır; bu güç parçalanırsa devlet çöker ve dış düşmanların sızması kolaylaşır.
Beşincisi: Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafet Devleti’ni kurmak için çalışmak. Hilafet bizi birleştirecek, izzetimizi sağlayacak ve Rabbimizi razı edecektir. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in müjdelediği üzere, bugün son günlerini yaşadığımız ceberut saltanattan sonra Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafet kurulacaktır.
ثم تَكُونُ مُلْكاً جَبْرِيةً فَتَكُونُ مَا شَاءَ اللهُ أَنْ تَكُونَ، ثُمَّ يَرْفَعُهَا اللهُ إِذَا شَاءَ أَنْ يَرْفَعَهَا، ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ“Daha sonra ceberut bir saltanat olacaktır. O da Allah’ın dilediği kadar devam edecektir. Ardından Allah dilediği zaman onu ortadan kaldıracaktır. Sonra, Nübüvvet metodu üzere Hilafet olacaktır. Sonra sustu.”
Altıncısı: Trump’ın kibri, küstahlığı ve uluslararası hukuku hiçe sayan haydutluğu; dünyanın kapitalizmin şerrinden ve Amerika’nın liderliğinden kurtulmak için İslam ideolojisine dayalı bir devlete ne kadar muhtaç olduğunu kanıtlamaktadır. Nübüvvet metodu üzere Hilafet, tüm dünyayı kapitalizmin şerrinden ve Amerika’nın liderliğinden kurtaracaktır.
Sonuç olarak, Sudan’ın içindeki ihlaslı subaylara, camileri dolduran takva sahibi müminlere ve güç sahiplerine sesleniyoruz: Bilin ki artık bıçak kemiğe dayanmıştır. Halkınız; Batı’nın kininden ve onun ahlaksız aparatlarından kurtulmak için sizden yardım beklemektedir. Bölgesel ve uluslararası konjonktür, Allah’a itaat etmeniz için sizi göreve çağırmaktadır. Allah’tan başka kimseden korkmayın ve Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafet’i kurmak için Hizb-ut Tahrir’e nusret verin. Gelin Ensar’ın efendisi Sa’d b. Muaz gibi olun; ki onun ölümüyle Rahman’ın Arşı titremiştir. Zira adam gibi adamlara benzemek kurtuluştur; çalışanlar işte bunun için çalışsınlar!
وَالسَّابِقُونَ الْأَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِرِينَ وَالْأَنصَارِ وَالَّذِينَ اتَّبَعُوهُم بِإِحْسَانٍ رَّضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي تَحْتَهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَداً ذَٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ“İslam’ı ilk önce kabul eden muhacirler ve Ensar ile, iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.” [Tövbe 100]
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Sudan Vilâyeti Medya Bürosu |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi 21 October Street, Imarat al-Vaqf, Ground Floor, East Khartum / Sudan Telefon: +(249) 0912 24 01 43 – 0912 37 77 07 http://www.hizb-sudan.org/ |
E-Mail: spokman_sd@dbzmail.com |