Logo
Bu sayfayı yazdır


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Suriye Vilâyeti
Medya Bürosu

No: SR-BA-2026-MB-TR-03 H. 12 Şa'bân 1447
M. Salı, 10 Şubat 2026

Beşerî Kanunların Meşrulaştırılması ve İslamileştirilmesi Sadece Daha Fazla Bedbahtlık ve Perişanlık Getirecektir, Şam Halkı İçin İslam Devleti’ni Kurmak ve Hükümlerini Uygulamaktan Başka Köklü Bir Kurtuluş Yoktur

Suriye sahası son zamanlarda, özellikle devrimin ana omurgasını oluşturan kitleler arasında, kasıtlı ötekileştirme ve riayet (hizmet) eksikliği nedeniyle dikkat çekici bir gerginlik ve öfke patlamasına sahne olmaktadır. Bu durum, sel felaketlerinin çadırlarını söküp attığı ve kışın dondurucu şartlarında açıkta bıraktığı muhacir halkımızın bitmek bilmeyen çilelerinden, fahiş fiyatlara ulaşan elektrik krizine; onurlarına yakışır bir hayat sürmeleri için hakları teslim edilmeyen ve diğer kesimlere kıyasla düşük maaşlara mahkûm edilen fedakâr öğretmenlerin grevlerine kadar bir dizi kronik krizin fitilini ateşlemiştir. Devrik rejimin devrilmesinden sonra hayatın iyileşeceği umuduyla yıllarca sabreden halkın alım gücü iyi tükenmiştir. Ayrıca bir yanda “seçici adalet” anlayışıyla şebbiha ve suçlular affedilirken; diğer yanda dava taşıyıcıları, fikir suçluları ve ihlaslı devrimcilerin yıllardır zindanlarda çürütülmesi infiali daha da artırmıştır. Tüm bunları nedeni; başta Amerika olmak üzere dış güçlerin devletin laikleştirilmesi, “terörle mücadele” adı altında İslami ruhun tasfiye edilmesi ve Yahudi varlığıyla normalleşme adımlarının atılması yönündeki taleplerine boyun eğilmesidir.

Halkın maruz kaldığı bu devasa zorluklar, sadece devletin insanların işlerini gütmedeki (riayet) kusurundan veya yiyecek, giyecek, barınma, sağlık ve eğitim gibi temel hayat gereksinimlerinin karşılanmamasından kaynaklanmamaktadır. Aksine bu kronik krizler, İslam’ın ve onun çözümlerinin hayat sahasında uygulanmamasının doğal bir sonucudur. Zira devrimin sabitelerine (değişmez ilkelerine), hedeflerine ve sloganlarına darbe vurulmuş; İslam yönetimden, hayattan ve devletten uzaklaştırılmış, insanlara sefalet, yoksulluk ve mutsuzluktan başka bir şey getirmeyen laik beşerî bir anayasa uygulanmaya başlanmıştır.

Geçtiğimiz günlerde, Suriye Adalet Bakanı Müzher el-Veys’in medeni kanunların şeriatla çelişmediği yönündeki sözleri halkı hayretler içinde bırakmıştır. El Veysi, “Dini değerlerle hukuki değerler arasında çelişki olduğu yönünde yanlış anlayışlar var, bunların hepsi hakikattir” diyerek, beşerî anayasa ve kanunlara meşru bir kılıf kazandırmaya çalışmıştır. Bakan, Suriye anayasa bildirisinde yer alan “İslam fıkhı yasamanın temel kaynağıdır” ifadesinin, Suriye’deki anayasa ve kanun hükümlerinin İslam Şeriatına uygun olduğuna delil saymıştır. Ancak “temel kaynak” ifadesinin, İslami olmayan (Doğu ve Batı menşeli) diğer kaynakların varlığını reddetmediği gerçeğini göz ardı etmiştir.

Yine bakanın “hükümler zaman ve mekânın değişmesiyle değişir” sözü de İslam’ın vakıayı değiştirip şer’i hükme uydurmak için geldiği gerçeğini unutturma çabasından başka bir şey değildir. Bakan İslam’ın, vakıayı tedavi etmek ve onu şer’i hükme uygun hale getirmek için geldiğini; ahkâmı vakıaya uydurmak veya düşmanlarımızın emirlerine boyun eğen, değişimden kaçan korkakların heva ve heveslerine göre hükmü değiştirmek için gelmediğini unutmuştur!

Beşerî kanunlara şer’î bir kılıf giydirilmesi, mahkemelerin eski rejim dönemindeki sistemle işlemeye devam etmesi; Şeriatın sadece ahval-i şahsiye (evlilik, boşanma, miras) ile sınırlandırılması; yönetim, devlet, iç ve dış siyasetin ise İslam’ın hüküm ve nizamından uzak tutulması en büyük tehlikelerden biridir.

Asıl olan, İslami Akide’nin anayasa ve kanunların yegâne kaynağı olması ve tüm çözümlerin detaylı şer’î delillerden istinbat edilmesidir. Adalet ancak böyle tesis edilebilir; devlet ancak o zaman vergi toplayan bir devlet olmaktan çıkıp halkının işlerini güden bir devlet haline gelebilir.

Chevron gibi Amerikan şirketlerine ve diğer yabancı sermayeye peşkeş çekilen petrol, gaz ve madenler gibi kamu mülkiyeti kapsamındaki zenginlikler, halkın refahını sağlayacak şekilde devlet tarafından bizzat yönetilmelidir. Sömürgeci şirketlere verilen imtiyazlar, yağma ve bağımlılık krizini daha da derinleştirmektedir.

Biz İslam ve onun hayat nizamı yok sayıldığı sürece zulüm baki kalacağına inanıyoruz. Şam halkı için tek köklü ve şer’î kurtuluş, İslam Devleti’ni kurmaktır. Bu devlet insanlara izzetlerini, güvenliklerini, haklarını geri verecek, kaynaklarının gelirlerinin kendileri için harcanmasını sağlayacaktır. Bu devlet, sadece can güvenliğini değil, dünyevi ve uhrevi saadeti de teminat altına alacaktır. İnsanlar böyle bir devlette İslam’ın himayesi altında adaletle yaşayacak, bugün uğrunda mücadele ettikleri haklı talepleri de ancak o zaman gerçekleşecektir. Allah’tan, Peygamber Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in dönüşünü müjdelediği, Nübüvvet metodu üzere ikinci Raşidi Hilafet’in yakın olmasını niyaz ediyoruz.

O halde İslam ile izzet bulmak isteyen her ihlaslı kişi kollarını sıvayıp dinine yardım etmek ve Şeriatı hâkim kılmak için çalışmalıdır. Zira Allah’ın, dinini değiştirmeyen mümin kullarına yardım edeceğine ve onları yeryüzünde hâkim kılacağına dair vaadi Allah’ın izniyle mutlaka gerçekleşecektir. Çünkü Subhânehu ve Teâlâ muhkem Kitabında şöyle buyurmaktadır:

وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُم فِي الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذِي ارْتَضَى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُم مِّن بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْناً يَعْبُدُونَنِي لَا يُشْرِكُونَ بِي شَيْئاً وَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَلِكَ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ“Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden öncekileri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaatte bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.” [Nur 55]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Suriye Vilâyeti
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
Telefon: +8821644446132 Skype: TahrirSyria
www.tahrir-syria.info
E-Mail: media@tahrir-syria.info

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.