Logo
Bu sayfayı yazdır
Kaçınılmaz Olana Direnme Yanılsaması

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Kaçınılmaz Olana Direnme Yanılsaması

Haber:

Hegseth, İran'a yönelik saldırılar hakkında: “İslamcıların peygamberlik yanılsamalarına bağlı kalan kişiler nükleer silaha sahip olamazlar” dedi. (Ajanslar)

Yorum:

Pentagon tarafından düzenlenen basın toplantısında Savaş Bakanı Pete Hagseth, şunların açıkladı: “İran gibi, peygamberin İslamcı yanılsamaları konusunda inat eden çılgın rejimler nükleer silahlara sahip olamazlar.”Bu sadece İran'a yönelik bir saldırı değildir, aksine İslam'a ve vahiyden kaynaklanan tüm İslami siyasi özlemlere yönelik kasıtlı bir hakarettir.Peygamberin rehberliğini yanılsamalar olarak nitelendirmek yoluyla Amerikan kurumu, İslam'a yönelik hadari düşmanlığını ve Müslümanların işlerini Allah Subhanehu ve Teala'nın emirlerine göre düzenlemelerinden duyduğu korkuyu ortaya koymaktadır.

Bu ikiyüzlülük, Amerika'nın din kisvesi altında Filistin'in işgaline verdiği sabit destekle açıkça ortaya çıkmıştır. Bu arada Müslümanlar, Peygamber'in emirlerine göre yaşamaya çalıştıkları için alay konusu olurken Batılı güçler, yerleşim yerlerinin genişletilmesini, ilhakı ve hakları gasp edilmiş bir halkın kalıcı olarak boyun eğdirilmesini kolaylaştırarak, sözde “Büyük İsrail” arzularını aleni olarak gözetmektedirler. Yahudilerin dini arzuları meşru güvenlik endişeleri olarak gösterilip bunlar diplomatik, askeri ve mali olarak savunulurken, Müslümanların Allah Subhanehu ve Teala'nın emirlerine bağlılıkları çarpıtılarak fanatizm-taassupçuluk olarak nitelendirilmektedir. Dolayısıyla İslam'la ilgili sorunları, İslam sömürgeci hegemonyaya meydan okuyup ideolojik bir alternatif olarak durduğu için ortaya çıkmaktadır.

Bu çelişki, Batılı yetkililerin, Yahudi varlığına şartsız desteklerini haklı çıkarmak için hiç utanmadan Tevrat'taki kehanetleri alıntı yaptıklarına tanık olunduğunda daha açık bir hale gelmektedir.Onların kehanetleri kaçınılmaz bir kader olarak kutlanmaktadır.Ancak Müslümanlar özgürlük, vahdet ve adalet arayışında Kerim Kur'an'ın yönlendirmelerine başvurdukları zaman, bu tehlikeli bir yanılsama olarak kınanmaktadır.

Bu uygarlığın çifte standardını daha çok ifşa eden şey, bizzat Amerikan askeri liderlerin, İran'a karşı savaşa katılmayı meşrulaştırmak için kutsal kitapta geçtiği gibi dünyanın sonuna odaklanan aşırı Hıristiyan söylemini kullanmalarıdır. Bu yüzden The Guardian'a göre, Askeri Din Özgürlüğü Komisyonu, Deniz Piyadeleri, Hava Kuvvetleri ve Uzay Kuvvetleri dahil olmak üzere ABD silahlı kuvvetlerinin tüm kollarından 200'den fazla kişiden şikayet almıştır.

İran'a karşı operasyonlara “her an katılmak üzere” konuşlandırılabilecek bir birimde görev yapan bir astsubay tarafından sunulan bu şikayette, bir askeri komutanın personellerini, çatışmayı kuvvetlerine ilahi bir emir olarak tasvir etmeye nasıl teşvik ettiği ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.The Guardian'ın ulaştığı şikayete göre, komutan, askerlere savaşın “Allah'ın ilahi planının bir parçası” olduğunu söylemelerini emretmekte ve Armageddon ve İsa Mesih'in geri dönmek üzere olduğuna işaret eden kıyamet hakkındaki çeşitli pasajlara açıkça atıfta bulunmaktadır.

Ayrıca astsubay olan komutanın, “Başkan Donald Trump'ın, Armageddon'u gerçekleştirmek ve dünyaya geri dönüşünü ilan etmek için İran'ı ateşe vermek üzere İsa tarafından meshedildiğini” açıkladığını da ifade etmiştir.

Burada, onların korkunç paragrafları sadece hoş görülmekle kalmamakta, aynı zamanda aktifleştirilmekte ve askeri güçleri motive etmek ve savaşlarını kutsallaştırmak için kullanılmaktadır.Ancak Müslümanlar siyasi sistem, adalet ve kurtuluş kaynağı olarak vahyi gösterdiklerinde, bu bir çılgınlık olarak alay konusu edilmektedir.

Hegseth'in açıklaması, Allah Subhanehu ve Teala'nın emirlerine yönelik bir saldırı ve ümmetin İslam'a kamil bir yaşam biçimi olarak geri dönüşüne karşı önleyici bir darbedir.Onların asıl korktuğu şey belirli bir ulus devlet değildir, aksine Müslümanların kendilerini, Allah Subhanehu ve Teala'nın emirleri ve Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in müjdeleri etrafında örgütlemeleridir.

Bu düşmanlık, İran'ı bağlayan ulus devlet zincirlerinin çok ötesine geçmektedir.Zira bu düşmanlık, ümmetin kalplerinde kök salmış özlemleri ve arzuları hedef almaktadır.Dolayısıyla bu, hak ile batılın arasındaki bir savaş olup çağdaş haçlı seferi ve hadari bir çatışmadır.

Ancak bu açık saldırıya karşı savunma tam olarak sadece “لا إله إلا الله” sancağı altında gerçekleştirilebilir. Dolayısıyla ileriye giden yol açıktır.Şeref ve yalanlara cevap vermek, Hilafetin gölgesinde yeniden iktidara dönene kadar fikri ve siyasi olarak Nübüvvet Minhacına sımsıkı sarılmakta yatmaktadır.

Sadece Hilafeti kurarak, Allah'ın vaadinin gerçekleşmesini engelleyebileceğini hayal eden Hegseth'in yanılsamaları yok olacaktır.Nitekim bizler, Allah'ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurarak verdiği müjdeye güveniyoruz: ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ Sonra (yeniden) Nübüvvet Minhacı üzere (Raşidi) Hilafet olacaktır.” Yine bizler, Allah Subhanehu ve Teala'nın şöyle buyurarak nurunu tamamlayacağına da kesinlikle inanıyoruz:يُرِيدُونَ أَن يُطْفِؤُوا نُورَ اللَّهِ بِأَفْوَاهِهِمْ وَيَأْبَى اللَّهُ إِلَّا أَن يُتِمَّ نُورَهُ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَAllah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Kâfirler istemese de Allah nurunu mutlaka tamamlayacaktır.” [Tevbe 32]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Heysem İbn Sabit - Amerika

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.