Logo
Bu sayfayı yazdır
İngiltere, İslam Nizamının Kendi Sisteminden Daha İyi Olduğuna İnandıkları İçin Müslümanlara Suçlular Gibi Davranıyor

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber - Yorum

İngiltere, İslam Nizamının Kendi Sisteminden Daha İyi Olduğuna İnandıkları İçin Müslümanlara Suçlular Gibi Davranıyor

Haber:

9 Mart 2026’da İngiltere, “Önemli Olanı Koruma” planını açıkladı; bu plan, 2024 yılı aşırıcılık tanımını tüm hükümet kurumlarına ve saha kuruluşlarına entegre etmektedir; ayrıca “Aşırılığın Durumu” başlıklı yıllık bir rapor yayımlama sözü verildi; bu rapor İslamcılık, aşırı sağ ve aşırı sol üzerine odaklanacak olup ayrıca plan, Hayır Kurumları Komisyonu’nun mütevelli üyeliklerini askıya alma ve hayır kurumlarını kapatma yetkilerini genişletmeyi, üniversiteler üzerindeki denetimi yeni “Uyum Şartı” aracılığıyla sıkılaştırmayı ve hatta “şiddet içermeyen aşırıcılık” ile terörle bağlantılı olduğu düşünülen “bölücü veya bağnaz söylemleri” izlemeyi öngörmektedir.

Yorum:

İngiltere, toplumsal uyumu savunduğunu iddia ediyor ancak gerçekte pekiştirdiği şey dini sansürdür.Zira İngiltere ve Galler, 2008 yılında eski küfür ve dinî hakaret suçlarını yürürlükten kaldırdı ancak şu anda, öncelikle Müslümanları hedef alan yeni bir tür laik küfür ortaya çıkarılmaktadır.Eskiden devlet, kutsal inancı ihlal eden suçları cezalandırıyordu; oysa şimdi toplumda alışılmışın dışında görülen inançları çarpıtmak, dışlamak ve bastırmak için idari kurumlar kurulmaktadır.Bu nedenle sapkınlık yasasıyla karşılaştırma yapmak yerinde olacaktır.Artık hedef Hristiyan inancı değil, aksine İslami inançlardan tehdit hisseden liberal devletin ideolojik sınırlarıdır.

Yeni planın en dikkat çekici yanı, sadece şiddetle sınırlı olmamasıdır.Özellikle üniversitelerden, “terörle makul bir şekilde ilişkilendirilebilecek” “bölücü veya fanatik söylemler” de dahil olmak üzere “şiddet içermeyen aşırıcılığı” izlemeleri talep edilmiştir. Üniversite içindeki uyumu destekleyen veya zedeleyen unsurlar üzerine tasarlanan Uyum Şartı, öğrencilerin davranışlarını ve katılımlarını belirleyecektir.İçişleri Bakanlığı da, üniversiteleri, öğrenci birliklerini, hayır kurumlarını, kiralanabilir mekanları ve toplumsal alanları kapsayan “Ufuk Taraması” işlevini ekleyecektir. Böylece düşünce suçuna bürokratik bir nitelik kazandırılmaktadır: Bu da tek bir cümleyi kesin biçimde yasaklamakla değil, aksine tehlikeli ortamları, şüpheli bağlantıları ve kabul edilemez inanç kalıplarını belirlemek üzere kurumları eğitmekle olacaktır.

Resmi bütçe metnindeki ifadeler, bu sistemin yükünü kimin üstleneceği konusunda bir değişiklik getirmiyor. Ayrıca strateji, birkaç ideolojik tehdide işaret etse de, açıkça “İslamcı aşırılıkçılığın başlıca bir tehdit oluşturduğunu” belirtmekte ve siyasi İslam’ı, devlet otoritesi yoluyla şeriatı dayatma ve küresel Hilafet kurma çabası olarak tanımlamaktadır.Pratikte bu çerçeveleme, İslami siyasal bilinci sürekli bir şüphe konusuna dönüştürmektedir. Sorun yalnızca şiddette yatmamakta; aksine meşru İslami faaliyetlerin, hayır kurumlarının, öğrenci gruplarının ve genel muhalefetin sürekli olarak yakında yasadışı hâle gelecekmiş gibi muamele görmesinde yatmaktadır. Bu da 14 Mart 2024 tarihinde Michael Gove'un bakanlığının aşırılıkçılık için hukuka aykırı yeni bir tanım açıklaması ve özellikle İslami eğilim ve görüşlerin tehlikesine karşı uyarıda bulunmasıyla bizzat ortaya çıkmıştır.Hükümet, bunun 7 Ekim 2023 olaylarının ardından ortaya çıkan ortama bir yanıt niteliğinde geldiğini ve 2011 tarihli eski önlem programının tanımından daha sıkı bir çalışma çerçevesi için çaba gösterdiğini söylemiştir.2024 tarihli tanımda aşırılıkçılık, başkalarının haklarını ortadan kaldırmak, liberal parlamenter demokrasiyi değiştirmek ya da başkalarının bunu yapmasına elverişli bir ortam yaratmak hedefiyle şiddet, nefret veya bağnazlığa dayalı bir ideolojinin propagandasını yapmak olarak tanımlanmıştır.2011 tarihli eski önleme programının tanımına gelince; bu program aşırıcılığı, daha geniş bir kapsamda, yani temel İngiliz değerlerine açık veya fiili bir muhalefet olarak tanımlamıştır.

Zamanlamada bariz bir ikiyüzlülük vardır. Aynı pakette, bakanlar, Mart 2025'te sona eren yılda Müslümanlara karşı 4478 nefret suçu -ki bu sayı, İngiltere ve Galler'deki dini nefret suçlarının yaklaşık yarısına denk gelmektedir- bildirildikten sonra Müslümanlara yönelik düşmanlık için hukuki olmayan bir tanım benimsediler.Ancak devletin tepkisi bölünmüş durumdadır: Zira bir yandan Müslümanlara karşı düşmanlığı kabul ederken diğer yandan ise onların sivil yaşamları üzerinde ağır gölgesini sürdürmeye devam edecek olan aşırıcılık yapısını derinleştirmektedir. Böylece Müslümanlar zayıf tebaalar olarak görülürken, aynı zamanda da şüpheli siyasi bireyler olarak muamele görmektedirler.

On yıl önce, aşırılıkla mücadele programından sorumlu bir polis yetkilisi, bu tür planların, insanların ne söyleyip ne söyleyemeyeceğini yargılama mesabesinde olan bir düşünce polisinin kurulması tehlikesini barındırdığı konusunda uyarıda bulunmuştu.Bu hafta, Müslümanlara karşı yeni düşmanlık tanımını eleştiren Muhafazakâr Parti'nin önde gelen bir üyesi bile, örtülü küfür yasası konusunda uyarıda bulunmuştur. Bu münferit sesler şu tehlikeye dikkat çekmektedir: Devlet, eylemleri cezalandırmaktan inançları sınıflandırmaya geçtiği anda, özgürlük ve demokrasiyi iddia eden İngiltere, laikliği resmi bir dine dönüştürmekte ve ona şüpheyle bakan herkesi yeni bir kafir haline getirmektedir.

Böylece İngiltere, Orta Çağ mantığını, yani Ortodoksluğun tanımını canlandırmaktadır. Böylece de muhalif eğilimleri tehlikeli olarak sınıflandırmaktadır. Ayrıca ihbar etmeleri, dışlamaları ve görünür olmalarının engellenmesi için hayır kurumları, üniversiteler ve kamu kurumları üzerinde baskı kurmaktadır.Tüm bunlar ise ılımlılık olarak sunulmaktadır.Müslümanlar, bu yoğun akidevi incelemenin ilk hedefi haline gelen gruptur; çünkü İngiltere’de “aşırıcılık” konusundaki tartışmalar, Müslümanlar medya kuruluşlarında sürekli olarak çarpıtmaya maruz kalıp giderek artan nefret suçlarının hedefi haline geldiği zamanda bile, yıllardır orantısız bir şekilde İslam’a odaklanmaya devam etmiştir.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Dr. Abdullah Rubin

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.