- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber - Yorum
İslami Cemaatler, Zafer ve İktidarı Elde Etme Çabalarında Samimi Olsunlar
Haber:
Egemenlik Konseyi Başkanı ve Sudan Ordusu Genel Komutanı Abdulfettah el-Burhan, hiçbir tarafın Silahlı Kuvvetler veya Sudan Devleti adına konuşmasına izin verilmeyeceğini vurgulayarak, İran’ın Körfez ülkelerine karşı yürüttüğü savaşta İran’ı savunmaya hazır olduğunu açıklayan gruplara karşı sert önlemler alınacağı uyarısında bulundu.
El-Burhan'ın açıklamaları, ordu sözcüsünün, İslamcı akıma yakın gruplara karşı yasal işlem başlatılacağını duyurmasından bir gün sonra geldi. Bu gruplar, bir Ramazan etkinliğinde, İran'ın ABD ve Yahudi devleti tarafından kara saldırısına maruz kalması halinde onu savunmaya hazır olduklarını açıklamışlardı.
Ordunun yanında, İslamcı akıma mensup unsurlar da savaşıyor; bunların arasında ABD’nin yaptırımlarına maruz kalan gruplar da bulunmaktadır; zira ABD, İran’la bağlantıları olduğu iddiaları üzerine Bera bin Malik Tugayı’na yaptırımlar uygulamıştı. (Sudan Tribune, 5 Mart 2026)
Yorum:
İslam adını taşıyan, ancak İslam’ı egemen kılmak için net bir proje veya programı olmayan güçler, içsel bir değişim gerçekleştirmek amacıyla yerel kargaşaları kışkırtmaya yaramaktadırlar; bu ise yönetime tutunmak için onlara yalakalık yapan ajanların amaçlarına hizmet edebilir; İslam ile hiçbir ilgisi olmayan saçma bir oyunda başrol oynamak için bu cemaatler her zaman bölgeyi bölünmüş tutmaya ve parçalanmış küçük devletçikler arasındaki gerilimleri körüklemeye yaramaktadırlar ki böylece bölünmüş olanın daha fazla bölünmesini sağlamaktadırlar. Örneğin geçen yüzyılın 50'li ve 60'lı yıllarında Müslüman Kardeşler, Batı'nın desteğiyle Mısır ve Suriye'deki milliyetçi hareketleri baltalayarak daha sıkı bir ittifak kurmaya çalışmış ve bölgede yükselen laik milliyetçilik güçlerine karşı Ürdün ve Suudi Arabistan gibi muhafazakâr rejimleri desteklemeye yardımcı olmuşlardı.
Kesin olan şey kargaşadan istifade edilerek silah satışlarının her geçen gün artmasıdır; bu ise Orta Doğu'daki gerilimleri sürekli alevlendiren ve iç çatışma meselelerinde İslam’a veya Müslümanlara hizmet etmeyen savaş malzemeleri ve teçhizatın başlıca tüketicisi olarak bundan yararlanan eski bir sömürgeci politikadır.
Mazluma yardım etmek ve yeryüzünde Allah’ın sözünü yüceltmek isteyenler, öncelikle İslam akidesine dayalı İslam bir cemaat kurmaları, Hilafetin kurulmasını hayati meseleleri haline getirmeleri ve bu konuyu ölüm kalım meselesi olarak benimsemeleri gerekir.Ayrıca İslam Devleti'ni kurmak için çalışırlarken, Allah'ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in devleti kurduğu metoda bağlı kalmaları gerekir. Allahu Teala şöyle buyurmuştur: قُلْ هَذِهِ سَبِيلِي أَدْعُواْ إِلَى اللَّهِ عَلَى بَصِيرَةٍ أَنَا وَمَنِ اتَّبَعَنِي وَسُبْحَانَ اللَّهِ وَمَا أَنَا مِنَ الْمُشْرِكِينَ “(Resulüm!) De ki: İşte bu, benim yolumdur. Ben Allah'a çağırıyorum, ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyiz. Allah'ı (ortaklardan) tenzih ederim! Ve ben ortak koşanlardan değilim.” [Yusuf 108]Bu, tek ve bir olan Allah’ın, Nebisi Mustafa'ya ve onun izinden gidenlere yönelik hitabı olup bu hitapta, belirli bir yolda ve açık ve doğru bir metoda göre hareket etmesi, Allah’a davetinde basiret üzere olması, yani davetin ayın on dördü gibi açık ve net ve hiçbir muğlaklık veya belirsizlik barındırmayan bir davet olması vacip kılınmıştır.
Kurtuluşun yolu, bir milim bile sapmadan bu adımlara tabi olmaktır; bizler tüm Müslümanların, ümmetin “لا إله إلا الله محمد رسول الله" sancağı altında birleşeceği o büyük günü görmeyi arzuladıklarını düşünüyoruz; işte çalışanlar, asıl bunun için çalışmalıdırlar.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Gâde Abdulcabbar (Ümmü Evâb) - Sudan