Logo
Bu sayfayı yazdır
Cumhurbaşkanı Sisi Bu Ziyaretten Dolayı Mutlu Mu Yoksa Mutsuz Mu?!

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Cumhurbaşkanı Sisi Bu Ziyaretten Dolayı Mutlu Mu Yoksa Mutsuz Mu?!

 

Haber:

Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü, resmi hesabından yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Sisi'nin Kahire'deki İttihadiye Sarayı'nda, Mısır Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı'nın da katılımıyla, Büyük Amerikan Yahudi Kuruluşları Başkanları Konferansı'ndan üst düzey bir heyeti kabul ettiğini vurguladı. Açıklamada görüşmenin, bölgesel sıcak durumları yatıştırmaya yönelik Mısır’ın vizyonuna ve çatışma alanının genişlemesini önlemeye yönelik arabuluculuk çabalarına odaklandığı ve ayrıca Kahire ile Washington arasındaki stratejik ilişkilerin derinliğinin ve bölgesel güvenliğin sağlanması için karşılıklı koordinasyon ve düzenli istişareye verilen ortak özenin vurgulandığı belirtildi.

Yorum:

Bu yorumun başında Mısır halkına, “sevinin!” sözünü söylemekten kendimi alamıyorum... Çünkü bu zarif diplomatik sözlerin ve süslü resmi açıklamaların ardında, Mısır rejimi üzerinde gerçek bir sınav ve ağır bir yükü temsil eden son derece karmaşık siyasi bir tablo gizlenmektedir; bu tablo, her şeyden önce bünyesinde Mısır halkına yönelik derin ve doğrudan mesajlar taşımaktadır. -Washington’daki en güçlü siyasi baskı kollarından biri olan- Büyük Amerikan Yahudi Kuruluşları Başkanları Konferansı heyetiyle yapılan bu olağanüstü görüşmenin, Amerikan siyasi çevrelerinin yönettiği erken teşhis odasında yapılan zorunlu siyasi bir inceleme türü olarak yorumlanabilir; zira daha önce 25 Ocak Devrimi’nin ani gelişiyle şoke olan ve bölgedeki en önemli dayanaklarından birinin önceden hiçbir uyarı olmaksızın çöküşünden dolayı şaşkınlık yaşayan ABD yönetimi bugün, giderek artan bir endişe durumunun yanı sıra Mısır sokaklarını sonsuza dek kontrol altında tutma konusundaki geleneksel araçlarının gücüne olan güvenin gerilemesi durumu yaşamaktadır.

ABD’nin Mısır’daki yönetimin istikrarına dair güvenindeki bu gerileme boş yere olmamıştır; aksine Mısır halkının yıpratma ve ekonomik olarak oyalama politikalarına karşı gösterdiği başarı ve direncinin doğrudan bir sonucudur; zira insanı, ümmetinin meselelerinden ve Filistin’deki merkezi davasından izole etmek için geçimini sağlamak amacıyla bitmek bilmeyen günlük koşuşturmanın içinde boğmaya yönelik tüm girişimlere rağmen, biriken kaynama ve artan halk bilinci dış güçlere, rejime verilen siyasi korumanın artık sarsıldığını ve bu şemsiyenin biriken krizler karşısında uzun süre dayanamayacağını kanıtlamıştır. Dolayısıyla bu heyet, denetleyici ve değerlendirici rolünü yerine getirmek, Mısır yönetiminin hâlâ işlerin dizginlerini elinde tutmaya muktedir olup olamadığını, sınırları kontrol edip edemediğini ve işgalin güvenliğini sağlayan ve ABD’nin çıkarlarını destekleyen bölgesel sabitlere yönelik olası herhangi bir halk hareketini bastırıp bastıramayacağını teyit etmek için gelmiştir.

Bu erken incelemenin, Batı’nın, çıkarlarının devam etmesine ve yeni bir sürpriz senaryodan kaçınmaya yönelik garantiler hakkında araştırma yaptığını açıkça yansıtmaktadır; ancak aynı zamanda Kinane halkının önüne, kendi gücünün ve etkisinin boyutunu idrak etmesi için gerçek bir pencere de açmaktadır; ancak geçmiş deneyimlerden, özellikle de Ocak Devrimi’nin aksaklıklarından çıkarılması gereken en önemli ve en belirgin ders şudur; spontane gelişen hareketler ve çerçevesiz halk tepkisi, gerçek ve köklü bir değişim gerçekleştirmek için tek başına yeterli değildir; zira net bir siyasi vizyon olmaksızın gelişigüzel sokağa çıkmak, eski rejimin yeni yüzlerle yeniden üretilmesine açık bir alan bırakmakta ya da dış güçlerin ümmetin fedakârlıklarını boşa çıkarmasına ve kazanımlarını çalmasına imkân tanımaktadır. Bu nedenle yaklaşan ve hak edilen değişimin; Batı hegemonyasından ve onun araçlarından bağımsız mütekamil bir alternatife ve kapsamlı bir hadari projeye sahip olan ve gölgesinde izzet bulduğu İslam ümmetinin akidesinden kaynaklanan siyasi bir liderliğin ve partinin altında çerçevelenmiş ve örgütlenmiş olması gerekir.

İşte bakın siyasi ve fikri liderliği ve mütekamil projesiyle Hizb-ut Tahrir , bu yapısal dönüşümü liderlik etmeye hazırdır; zira Hizb-ut Tahrir 'in sunmuş olduğu bu alternatif, sadece duygusal sloganlardan ibaret değildir; aksine Kur’an ve sünnetten istinbat edilmiş ayrıntılı bir uygulama projesidir; işte bu proje, Nübüvvet Minhacı üzere İkinci Raşidi Hilafetin kurulmasıyla ümmetin otoritesinin geri elde edildiğini derhal ilan edecek bir dizi kesin ve somut kararlara odaklanacaktır; zira Hilafet Devleti, aşağıdakileri gerçekleştirmek için çalışacaktır:

- Mevcut anayasanın ve ümmetin egemenliğini zedeleyen tüm insan yapımı kanunların ve uluslararası anlaşmaların, başta da ülkenin kendi davalarına yardım etmesini engelleyen barış ve güvenlik koordinasyonu anlaşmalarının yürürlükten kaldırılması.

- Yapay siyasi sınırların kaldırılması, ordular için genel seferberlik ilan edilmesi ve askeri güçlerin, derhal kuşatmayı kırmaya ve Filistin başta olmak üzere ümmetin davalarına fiili destek sağlamaya yönlendirilmesi.

- Tefeci kapitalist sistemin kaldırılması, Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu gibi uluslararası finans kurumlarıyla ilişkilerin kesilmesi ve bağımlılığı ve para birimlerinin çöküşünü sona erdirmek için altın ve gümüşe dayalı para sistemini yürürlüğe konulması.

- Petrol ve gaz gibi doğal kaynakların yabancı şirketlerden ve yatırımcılardan geri alınması, bunların ümmetin kamu mülkiyetine iade edilmesi ve her bireyin temel ihtiyaçlarını karşılamak için gelirlerinin doğrudan dağıtılması...

Bunlar, sadece buzdağının görünen kısmıdır.

Buna göre bugünkü çağrı, Kinane halkına ve onun etkin güçleri içindeki muhlislere yöneliktir; günlük endişelere kapılma sarmalında devam etmek, bağımlılık ve şantaj gerçekliğini değiştirmeyecektir; bu kısır döngüyü kırmanın tek çözümü, spontane gelişen reddetme aşamasından, örgütlü siyasi bilinç aşamasına geçmektir. Mısır'daki ümmet bugün, bu mütekamil hadari projeyi benimsemeye ve Hizb-ut Tahrir içinde çalışanlarla birlikte ciddi ve sıkı bir şekilde çalışmaya davet edilmektedir ki böylece bu vizyonu yaşanabilir bir gerçekliğe dönüşsün; gelecekteki değişim, sömürgeciliğin nüfusunu kökünden söküp atan gerçek bir değişim olsun ve gelecek, kapalı odaların kulislerinden ve Amerikan inceleme odalarından uzak, toprak sahiplerinin elleriyle yeniden formüle edilsin. أَفَمَن يَمْشِي مُكِبّاً عَلَى وَجْهِهِ أَهْدَى أَمَّن يَمْشِي سَوِيّاً عَلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ “Şimdi (düşünün bakalım), yüz üstü kapanarak yürüyen mi (varılacak) yere daha iyi erişir, yoksa doğru yolda düzgün yürüyen mi?” [Mülk 22]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Mahmud El-Leysî - Mısır

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.