Logo
Bu sayfayı yazdır
Mescid-i Aksa'nın İslami Doğasından Soyutlanması Artık An Meselesi. Peki Bizim Tepkimiz Nasıl Olacak?

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Mescid-i Aksa'nın İslami Doğasından Soyutlanması Artık An Meselesi. Peki Bizim Tepkimiz Nasıl Olacak?

Haber:

Son iki hafta içinde medya organları, ABD ile Yahudi varlığının, Mescid-i Aksa üzerindeki Ürdün'ün vesayetini sona erdirmek ve İslami vakfın yerine Yahudi varlığının kontrolüne tabi olan yeni bir kurumun getirilmesi için komplo kurduklarını ifade etmiştir; bu kurum mekânı, “çok dinli bir merkez” ilan ederek Mescid-i Aksa'nın İslami kimliğini fiilen ortadan kaldıracaktır. Bu plan uyarınca Yahudilere Mescid-i Aksa’ya eşit erişim hakkı tanınacak ve burada toplu Yahudi ibadetlerinin yapılmasına resmî olarak izin verilecektir. Ayrıca Yahudi varlığı, mescitte görev yapacak imamların, hizmetlilerin ve üst düzey yöneticilerin atanmasının yanı sıra cuma hutbelerinin içeriği üzerinde de büyük bir nüfuza sahip olacaktır. Middle East Eye sitesine göre, bir Batılı yetkili ve Ürdün’den konuya vakıf bir kaynak, Bahreyn, Mısır, Fas ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Amerikan önerisi hakkında bilgilendirildiğini açıklamıştır. Nitekim birkaç hafta önce Yahudi milletvekili Yitzhak Kroizer, açıkça Mescid-i Aksa’nın yıkılması ve onun yerine aynı bölgede bir Yahudi mabedinin inşa edilmesi çağrısında bulunmuştu.

Yorum:

Bunlar, Yahudilerin Mescid-i Aksa üzerindeki egemenliğini dayatmasına, nihayetinde onu yıkmasına ve sözde Üçüncü Mabed’i inşa etmesine yönelik en son planlardır. Son yıllarda Yahudi varlığının Kudüs’ü Yahudileştirme ve Mescid-i Aksa üzerindeki kontrolünü genişletme yönündeki faaliyetleri hız kazanmıştır; nitekim bu kapsamda polisin mescide yönelik baskınları ve yerleşimcilerin ona yönelik neredeyse günlük baskınları artmış, Müslümanların mescide girişine yönelik kısıtlamalar ve Müslümanlardan namaz kılanlara yönelik saldırılar şiddetlenmiş, mescit kırk gün süreyle kapatılmış ve Yahudi bakanların bu yerde Yahudilere ibadet haklarının tanınması yönünde tekrarlanan talepleri gündeme gelmiştir. Nitekim 2023 yılında Likud Partisi milletvekili Amit Halevi, Mescid-i Aksa’nın Müslümanlar ve Yahudiler arasında bölünmesini öngören bir plan önermişti; bu plana göre güney kısmının %30’u Müslümanlara tahsis edilirken, Kubbetü’s Sahra’nın bulunduğu alan da dâhil olmak üzere geri kalan kısmı ise Yahudilere bırakılacaktı. Ayrıca Yahudi varlığının sözde Ulusal Güvenlik Bakanı Ben Gvir ise, mescidin bulunduğu alanda bir Yahudi sinagogu inşa edilmesi çağrısında bulunmuştur. Bunun yanı sıra yerleşimciler toplu halde yüksek sesle dualarını tekrar ediyorlar, Mescid-i Aksa’nın avlularında Talmudî ritüellerini yerine getiriyorlar, şarkı söyleyip dans ediyorlar ve mescidin avlusunda bayraklarını sallıyorlar. Kudüs İslami Vakıflar İdaresi’nden bir yetkili, Middle East Eye sitesine yaptığı açıklamada şöyle dedi: “Mescid-i Aksa’da yaşananlar yalnızca geçici ihlaller silsilesi değildir... Aksine bu, Mescid üzerinde tamamen İsrail egemenliğini dayatmayı hedefleyen kapsamlı bir Yahudileştirme projesidir... Filistinlilerin ve İslam dünyasının, dayatılan gerçeklik geri dönülmez bir hal almadan önce meydan okumanın boyutunu idrak etmesi ve zamanla yarışan plana karşı koymak için hazırlanması gerekir.”

Mescid-i Aksa ile ilgili bu öneriler, El-Halil’deki İbrahim Camii’nde yaşananlara benzemektedir; zira orada, 1994 yılında bir Yahudi yerleşimci tarafından gerçekleştirilen katliamın ardından Yahudi yetkililer, mekanı Müslümanlar ve Yahudiler arasında bölerek İslami kimliğinden soyutlamışlar ve ibadet alanının üçte ikisini Yahudilere, geri kalanını ise Müslümanlara tahsis etmişlerdi. 2025 yılında Yahudi yetkililer, İbrahim Camii’nin avlusunun bazı bölümleri üzerindeki idari kontrolü Filistin belediyesinden alarak yerel bir Yahudi yerleşim dinî konseyine devretmiştir.

Yahudi yetkililerin Mescid-i Aksa'nın işlerini fiilen kontrol ettikleri, kimin içeri gireceğini ve kimin orada namaz kılacağını belirledikleri, hatta mescit içinde namaz kılınmasına izin verilmesini bile belirledikleri açıktır. Mescid içinde, önceden izin alınmadıkça kimse bakım çalışmaları yapamaz; aksi takdirde tutuklanmaya maruz kalabilir; işte ümmetimizin içine düştüğü aşağılayıcı durum budur; zira en kutsal üç mekanımızdan biri, Rabbimize ibadet etmek için oraya girmeye izin verilip verilmeyeceğine dahi karar veren işgalcilerin keyfine tabiidir.

Ürdün hükümetinin bu kutsal mekân üzerindeki vesayeti zayıftır; zira onun defalarca kirletilmesini ve kutsiyetinin ihlal edilmesini engellemekte aciz kalmıştır. Hatta 2022 yılında rejim, Kral II. Abdullah’ın mescide bağışladığı yeni bir halıyı dahi işgalin engellemeleri nedeniyle içeri sokmakta başarısız olmuştur. Dolayısıyla gerçekte bugün Müslüman ülkelerde, Mescid-i Aksa’nın İslami kimliğini silmeye yönelik bu sistematik hamleye karşı koyacak veya onun kutsallığını koruyacak herhangi bir yönetici ya da sistem bulunmamaktadır. Zira onların önceliği, barış anlaşmaları, ticari ilişkiler ve İbrahim Anlaşmaları yoluyla Yahudi varlığıyla olan siyasi, ekonomik ve güvenlik ilişkilerini korumak, güçlendirmek ya da genişletmek veya Yahudi varlığının sponsoru olan Amerika'yı memnun etmektir.

Mescid-i Aksa ancak dini, Müslümanları ve onların topraklarını koruyacak devlet olan Nübüvvet Minhacı üzere Hilafetle kurtarılabilir. Çünkü onu Haçlılardan kurtaran Hilafet olduğu gibi onu yeniden kurtaracak olan da Hilafet olacak ve Kerim Nebimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şu müjdesine göre Allah’ın izniyle Kudüs Hilafetin başkenti olacaktır: هَذَا الْأَمْرُ كَائِنٌ بِالْمَدِينَةِ ثُمَّ بِالشَّامِ ثُمَّ بِالْجَزِيرَةِ ثُمَّ بِالْعِرَاقِ ثُمَّ بِالْمَدِينَةِ ثُمَّ بِبَيْتِ الْمَقْدِسِ، فَإِذَا كَانَتْ بِبَيْتِ الْمَقْدِسِ فَثَمَّ عُقْرُ دَارِهَا، وَلَنْ يُخْرِجَهَا قَوْمٌ فَتَعُودُ إِلَيْهِمْ أَبَدًا “Bu mesele (yani Hilafet benden sonra), Medine’de, sonra Şam’da, sonra el-Cezire’de, sonra Irak’ta, sonra Medine’de, sonra da Beytü’l Makdis’te var olacaktır; şayet Beytu’l Makdis onun (Hilafetin) merkezi olursa, hiçbir kavim onu çıkaramayacak ve onlara asla geri dönmeyecektir.

Peki Nebimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in İsra’sı, İslam’ın ilk kıblesi ve en kutsal üçüncü mekânımız olan Mescid-i Aksa İslami kimliğinden soyutlandığında ve orada Allah’ın gazabını hak edenlerin ibadetleri gerçekleştirildiğinde bizim tepkimiz ne olacak? Zira Allahu Teala’nın: سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ “Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” [İsra 1] kavli, bizim için ne anlama geliyor? Bu mübarek yerin kirletilmesine ve işgal tarafından daha da fazla kirletilmesine izin verip elimiz kolumuz bağlı bir şekilde duracak mıyız? Tarihimiz, onu bu çağdaş Haçlıların ellerine terk eden bir neslin tarihi mi olacak?!

Yoksa onu korumaya davet edenlerden ve İkinci Raşidi Hilafeti acilen kurmaya davet ederek onu kurtarmak için çalışanlardan mı olacağız? Dolayısıyla ortada başka bir çözüm olmadığı gibi Mescid-i Aksa’yı kurtaracak, bu mübarek toprakları özgürleştirecek ve ümmetimizin kanını koruyacak başka bir devlet de yoktur; çünkü Nebî Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: إِنَّمَا الْإِمَامُ جُنَّةٌ يُقَاتَلُ مِنْ وَرَائِهِ وَيُتَّقَى بِهِ “İmam bir kalkandır, onun arkasında savaşılır ve onunla korunulur.

 

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Esma Sıddık

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.