Logo
Bu sayfayı yazdır
Ben Gvir ve Smotrich, İran İle Amerika Arasındaki Anlaşmayı Eleştiriyor

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Ben Gvir ve Smotrich, İran İle Amerika Arasındaki Anlaşmayı Eleştiriyor

 

Haber:

Yahudi varlığının sözde Ulusal Güvenlik Bakanı Ben Gvir ile Maliye Bakanı Smotrich, Trump’ın açıkladığı Amerikan-İran anlaşmasına saldırdı ve anlaşmanın maddelerine bağlı kalmayı reddettiler. Ben Gvir, Trump’ın anlaşmasının kendi devletlerini bağlamadığını açıkça ilan ederek, “Biz bağımsız ve egemen bir devletiz; muz cumhuriyeti değiliz” vurgusunda bulundu. Smotrich ise anlaşmayı kendi varlığı için kötü olarak değerlendirdi; İran rejimini tek başlarına devirmeye yönelik kampanyanın sürdürülmesini talep etti ve Lübnan’daki operasyonların devam etmesi ve oradan herhangi bir geri çekilmenin engellenmesi çağrısında bulundu. (El-Arabiya, 15/06/2026)

Yorum:

“Biz bir muz cumhuriyeti değiliz” sözünü Ben Gvir, sanki sadece Amerika’nın desteği ve Müslümanların başındaki yöneticilerin iş birliğiyle ayakta duran varlığı, dünyaya egemenlik ve bağımsızlık dersi veriyormuş gibi büyük bir özgüven ve gururla söylemiştir! Bu nasıl bir egemenlik? Washington’dan yeşil ışık gelmedikçe ordusunu harekete geçiremeyen biri, hangi bağımsızlıktan bahsediyor?!

Ancak daha derin çelişki, Ben Gvir’in küstahlığında değil -ki bu onun bilinen bir özelliğidir-, bilakis bu haberin ortaya koyduğu daha geniş bir tabloda yatmaktadır. Boyun eğmiş rejimler, onurlarına, egemenliklerine ve halklarına dokunsa bile Amerika’nın her kararına uyduklarını ilan etmekte acele ederken; gaspçı varlığın bakanları, en büyük hamileri tarafından yapılan bir anlaşmayı açıkça reddedip Amerika’ya “hayır” diyebiliyor; ama zorba rejimler ise “evet” demek için birbirleriyle yarışıyorlar!

Buradaki ders, Ben Gvir’in cesaretini yüceltmek değildir, Allah korusun; zira o bir ilkeyle değil, daha fazla kan dökülmesini isteyen ve savaşın durdurulmasına karşı direnen sınır tanımayan bir vahşetle konuşuyor. Ancak asıl ders, şu utandırıcı soruda yatıyor: Neden işgalci varlık efendisine “hayır” deme gücüne sahipken, bizim yöneticilerimiz bunu söylemekten acizdirler? Cevap ne ordularda ne de silahlarda yatıyor; cevap siyasi iradede yatıyor ve bunu menfaat değil, akide meydana çıkarır.

Bu varlık bugün, iç çelişkilerinin en şiddetli anlarını yaşamaktadır; zira varlığın bakanları, kendilerinin veli nimetlerinin anlaşmasına saldırmakta ve ordusu geri çekilmeyi reddetmektedir; bu, içeriden kendini yiyip bitiren hasta bir varlıktır ve iç çöküş, yok oluşun alametlerinden biridir; ancak bu varlık ne açıklamalarla ne de yardım gemileriyle yok olacaktır; aksine ümmetin orduları, zincirlerinden kurtulup sorumluluklarını üstlenerek ayağa kalktıklarında yok olacaktır. Ümmetin, işlerini gözetecek ve bunları yüceltecek samimi ve dürüst bir liderliğe ihtiyacı vardır; yani İslam ümmetinin, Hilafet Devleti'ne ihtiyacı vardır; ancak bu devlet sadaka ya da kendiliğinden kurulmayacaktır; aksine onu kurmak için ciddi bir çalışma gerekmektedir.

وَلَا تَهِنُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَنتُمُ الْأَعْلَوْنَ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.” [Al-i İmran 139]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Muhammed Nasır

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.