- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber - Yorum
Dünya Kupası ve Ümmetin Dikkatini Yaralarından Başka Yöne Çekmek!
Haber:
Dünyanın gözlerinden uzak gizli bir savaş, Gazze Şeridi’ndeki mülteci kamplarında güneşin batışıyla doruk noktasına ulaşıyor; zira kemirgenler, enkazların, çöp yığınlarının ve kanalizasyon menfezlerinin arasındaki yuvalarından çıkıp, kalabalık çadırlara doğru sızıyor ve mültecilerin, çocuklarını ve insanca yaşamlarından geriye kalanları savunmak için verdikleri gece savaşı başlıyor.
Bombardımandan, açlıktan ve yerinden edilmekden kurtulmak yeterli değildir; zira günlük yaşamlarının her ayrıntısına nüfuz eden başka bir tehlike daha kendini dayatıyor; çünkü bu tehlike karanlıkta sızıyor ve yerinden edilmiş insanların çadırlarını, yiyeceklerini ve hatta çocuklarının uyuduğu yerleri paylaşıyor. (El Cezire Net)
Yorum:
Her büyük uluslararası turnuvada, özellikle de Dünya Kupası maçlarında, yüz milyonlarca Müslümanın gözü, maçları takip etmek, sonuçları analiz etmek ve takımları desteklemek için ekranlara çevrilmektedir! Şüphesiz ki spor özünde mubah olan bir faaliyet ve meşru bir eğlencedir; ancak sorun, sporun ümmeti hayati davalarına ve dünyanın çeşitli yerlerinde Müslümanların yaşadığı trajedilere karşı meşgul etmek için bir araca dönüştüğü zaman ortaya çıkmaktadır.
Spor turnuvalarının düzenlendiği ve medyada tanıtımı için milyarların harcandığı bir zamanda, milyonlarca Müslüman savaş, işgal, yerinden edilme ve yoksulluk gibi trajik koşullar altında yaşamaktadır. Bu meselelerin başında, Gazze halkının acısını çektiği cinayetler, abluka, aç bırakma ve evlerin, hastanelerin ve altyapının tahrip edilmesi gelmektedir; bu arada medya organları, sanki mazlum halkların çektiği acılar ilgiyi hak etmeyen ikincil bir olaymış gibi uzun saatler oyuncuların, teknik direktörlerin haberleriyle ve maçlarda atılan gollerle meşgul olmaktadır!
Siyasi rejimler ve büyük güçler, uzun zamandır kitlesel eğlencenin kamuoyunu yönlendirmede ve dikkatleri gerçek krizlerden başka yöne çekmede ne kadar önemli olduğunu fark etmişlerdir. Ekonomik ve siyasi krizler ne kadar şiddetlerse, kitleleri meşgul edecek ve medya yayın saatlerini dolduracak devasa etkinliklere olan ihtiyaç da o kadar artar. Böylece maç sonuçları hakkında yapılan konuşmalar, halkların maruz kaldığı haksızlıklardan ve masum insanlara karşı işlenen suçlardan daha fazla gündeme geliyor!
Ne yazık ki bazı Müslümanlar, maç sonuçlarına, ümmetlerinin sorunlarına gösterdikleri ilgiden daha fazla bir coşkuyla ilgi göstermektedirler; zira bir takımın yenilgisine öfke ve üzüntü duyarken, katliamlar, tutuklamalar ve sürgün haberleri ise gözden kaçıp gitmektedir! Bu ise, bir Müslümanın kardeşlerinin acılarını hissetmesini, onların sorunlarına ilgi duymasını ve onların durumlarını önemsemesini sağlayan İslami kardeşlik mefhumuyla bağdaşmamaktadır.
Mesele, sporun engellenmesi ya da eğlencenin haram kılınması değildir; aksine önceliklerin belirlenmesi ve ümmetin, hayati davalarına olan ilgiden uzak kalırken, sadece izleme ve tüketimle meşgul olan bir kitleye dönüşmesine izin verilmemesidir. Çünkü kalkınmak isteyen bir ümmetin, çevresinde olup bitenlere karşı uyanık olması ve büyük meselelerini önceliklerinin en başına koyması gerekir.
Tarih, İslam ümmetinin açık bir risalet ve medeniyet projesi taşıdığı zamanlarda, hayati davalarına mukabil geçici gösterişli şeylerle meşgul olmadığını, aksine her bir yerdeki Müslümanların işlerini takip ettiğini ve mazlumları korumak ve insanlar arasında adaleti yaymak için çalıştığını kanıtlamıştır. Bugün ise Müslümanların karşı karşıya olduğu en büyük zorluklardan biri, dikkatin yeniden ümmetin bugününü ve geleceğini ilgilendiren gerçek meselelere yönlendirilmesidir.
Bugün Gazze ve onunla birlikte pek çok Müslüman ülke bizlere, maç sonuçlarından ve yıldızlarla ilgili haberlerden daha büyük öncelikler olduğunu hatırlatmaktadır. Ümmetin görevi, kendi davalarına karşı duyarlı olmaya devam etmesi, kendisine karşı kurulan tuzağın bilincinde olması, mazlumlara destek olmak ve haklarını savunmak için çalışması ve ne kadar büyük olursa olsun eğlence etkinliklerinin, Müslümanların acılarının yanı sıra onların özgürlük, onur ve adalet umutlarını görmesini engellemesine izin vermemesidir.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Abdulazim Haşlemon