Logo
Bu sayfayı yazdır
Körfez Yöneticileri ve Savaş Sonrası Faturalar

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Körfez Yöneticileri ve Savaş Sonrası Faturalar

 

Haber:

Katar Başbakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Financial Times gazetesine verdiği röportajda Orta Doğu’da savaş sonrası döneme yönelik bölgesel düzenlemelerin özelliklerini açıkladı; görüşme sırasında, İran ile kurulması önerilen 300 milyar Dolarlık yatırım fonunu iddialı bir rakam olarak nitelendiren Başbakan, gelecekte Körfez ülkelerinden, İran ile kurulacak yatırım fonunu finanse etmelerinin talep edilebileceğine işaret etti. (El Arabiya TV)

Yorum:

Bu haberler duyulduğunda akla, iki açıyı, daha doğrusu iki kışkırtıcı açıyı getirmeye devam edecektir:

İlki; Körfez ülkelerinin, Amerika’nın Müslümanlara ve ülkelerine karşı yürüttüğü savaşlarda hâlâ oynamaya devam ettikleri o aşağılayıcı roldür; bu ise son derece haince ve zelil bir roldür; zira Körfez ülkeleri, topraklarının ABD’nin atlarının ahırları, üslerinin karargahları, uçaklarının ve askerlerinin kalkış noktaları olmasıyla yetinmediler; aksine bir de buna ABD'nin, Müslüman ülkelerde işlediği suçların ardından, son derece küstah bir şekilde onlardan faturaların bir kısmını ödemelerini talep etmesi eklenmiş olup onlar da son derece aşağılayıcı bir şekilde buna razı oluyorlar, dolayısıyla finansörlük rolüne razı olmalarını yanı sıra yeniden imar gibi isimler altında suçlu savaşların kalıntılarını süpüren ve suç mahallerini temizleyen temizlikçi rolüne de razı oluyorlar! Zira Yahudi varlığının insanlara, ağaçlara ve taşlara kadar uzanan soykırım savaşının ardından Gazze’nin yönetimi ile ilgili Trump Kurulu kapsamında Körfez devletçiklerine verilmesi beklenen işte bu roldür. İronik olan ise; tüm bunların sadece kendi kararları ve çıkarları olmayan savaşlarda değil; aksine Körfez ülkelerinin sadece savaş, yıkım ve kayıp sahasından ibaret kaldığı İran savaşı gibi düşmanın ümmete karşı açtığı savaşlarda da gerçekleşmesidir.

İkincisine gelince; bu ise heder edilen paralar ve heba edilen servetlerle ilgilidir; zira milyarlarca para kalkınma ve ekonomilerin inşasının, insanların ihtiyaçlarının ve dünya çapında teknoloji, yapay zeka ve silahlanma alanlarında yaşanan çılgın yarış kapsamındaki sanayileşme ve gelişmenin yolunda harcanmamaktadır; zira bu alanlarda tam bir eksiklik olduğu halde bu paralar ümmete yönelik saldırıların finansmanına aktarılmaktadır.

Amerika'da, savaşın sahipleri olan düşmanın kendisinin bile İran'a karşı yürüttüğü savaşının askeri harcamalarının hesabını sorduğu bir zamanda Arap yöneticiler, en başından beri kendi ülkelerine karşı açılmış olan savaşın sonrasındaki talepler için harcama yapma, bütçe ayırma ve katkıda bulunma emirlerini bekliyorlar; oysa Şam, Mısır ve bölgenin diğer tüm bölgelerindeki insanlar borçların, sefaletin, bitkinliğin ve geçim sıkıntısının acısını çekmektedirler.

Hicri birinci yüzyılda ümmet, Hilafetin gölgesinde gölgelenirken Mısır ve Şam’dan gelen kervanlar “Ramade (kıtlık) yılında” Hicaz’a doğru yol alıyordu; zira Müslümanların malları Müslümanlar içindi ve onların ihtiyaçları için harcandığı gibi aynı şekilde Allah yolunda cihad için de harcanıyordu; oysa Hicri 15. yüzyılda cahiliye rejimlerinin ve çağdaş laikliğin karanlıklarının gölgesinde Müslümanların paraları, Müslümanların düşmanı tarafından Müslümanlara karşı yürütülen savaşları finanse etmek için harcanmaktadır. أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ بَدَّلُوا نِعْمَتَ اللَّهِ كُفْراً وَأَحَلُّوا قَوْمَهُمْ دَارَ الْبَوَارِ “Allah’ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve sonunda kavimlerini helâk yurduna sürükleyenleri görmedin mi?” [İbrahim 28]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Abdurrahman El-Ledavi

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.