- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
El-Raye Gazetesi
Hilafetin Yıkılışının Yıldönümü, Onu Yeniden Kurmak İçin Çalışmayı Gerektirir
Üstad Esad Mansur’un Kaleminden
H. 28 Receb 1342 M. 3 Mart 1924 günü, İslam'ın ve Müslümanların başkenti İstanbul'da korkunç bir deprem meydana geldi; bu deprem, dünyayı alt üst etti, tarihin seyrini değiştirdi, büyük bir ümmeti parçaladı, hoşgörülü şeriatı yıktı, izzetli adamları zelil kıldı ve ülkede fesadı yaydı. O günlerde küfrün başı İngiltere'nin planlamasıyla hain Arap ve Türklerden oluşan insan şeytanlarının desteklediği Mustafa Kemal adında bir şeytan, İslam'da yönetim sistemi olan Hilafeti yıkmış, dini hayattan ayırmış ve dini ibadet ve ahlakla sınırlamıştır.
Mesele bu şerir insanlarla ilgili olduğu kadar Mustafa Kemal liderliğindeki bu şerir insanların boyunlarını koparmak için tek bir adam gibi ayağa kalkmayan İslam ümmetinin hayırlı evlatlarıyla da ilgilidir; çünkü Hilafet hayati bir meseledir, yani ölüm kalım meselesidir.
Hilafet, sadece cahil, aptal veya bir ajanın hafife alabileceği büyük bir meseledir;zira Hilafet, İslam'ın egemenliği, Allah'ın kelimesinin yüceltilmesi ve O'nun hak olan dininin diğer tüm dinlerin üzerinde egemen olması anlamına gelmektedir; ayrıca Hilafet, Müslümanların vahdetinin, güçlerinin, izzetlerinin, yükselişlerinin ve kalkınmalarının sırrıdır.
Kâfirler Hilafetin tehlikesini idrak ediyorlar ve onun kurulmasına davet edenleri uyarıyorlar; çünkü Hilafet, sadece kafirlerin Müslüman ülkeleri sömürgeleştirmelerini engellemekle kalmayacak, aksine onların merkezlerine de girip şerlerini ortadan kaldıracaktır.
Herkes, Hilafet yıkıldıktan sonra Müslümanların ne hale geldiğini idrak ediyor; zira Müslümanların birlikleri ve ülkeleri parçalanmış, onlara her türlü şekilleriyle sömürgeci egemen olmuş ve işlerini, sömürgeci kafirlere dostluklarını ilan eden, onların emirlerini yerine getiren, kendilerine emreden, nehyeden ve aşağılan tiran Trump onlarla konuştuğunda sevinçten çılgına dönen ve Trump'a haraç olarak yüz milyarlarca Dolar sunarak bunun da bir yatırım olduğunu iddia eden Ruveybidalar üstlenmiştir. Ruveybidalar, Gazze, Sudan, Suriye veya diğer İslam beldeleri için bir plan yapması amacıyla Trump'a yalvarıyorlar, onu barış adamı olarak alkışlayıp övgüler yağdırıyorlar, Trump ise onların ülkeleri ve servetleri üzerindeki kontrolünü ilan ediyor ve ölümcül silahlarıyla veya kirli aracı olan Yahudi varlığıyla onların evlatlarını öldürüyor.Onlar ne kadar da zelil ve aşağılık yöneticilerdir! Belki de onlar bir zillet ve aşağılanma hissetmiyorlardır; çünkü onlar, izzetin tadını bilmedikleri gibi sarhoş olana kadar zilletin kadehinden içmişlerdir.
Yine o Ruveybidalar, Filistin halkını yüzüstü bıraktılar ve onları tek başına Yahudilerin Gazze'deki soykırımda kullandığı Amerikan kitle imha silahlarıyla baş başa bıraktılar. Dahası kendi halklarına karşı komplo kurdular ve onların sömürgecilerin pençesinden kurtulmalarını engellediler. Hangi Müslüman onların zulümleri, ihanetleri veya kâfirlere olan dostlukları nedeniyle onları eleştirse veya İslam'ın yeniden yönetime geri dönmesine ve Hilafetin kurulmasına çağrıda bulunsa, onu ezip geçiyorlar ve onlara zulmetleri için şerir yardakçılarını serbest bırakıyorlar. Hatta Suriye'nin yeni yöneticileri de o Ruveybidaların izinden giderek halklarına ihanet ettiler, ahitlerini bozdular, kâfirleri dost edindiler, Yahudilerin önünde aşağılanma gösterdiler, Yahudilerin ülkenin güneyini kontrol etmelerine imkan sağladılar, Beşar Esad rejiminin kalıntılarından oluşan katilleri ve suçluları serbest bıraktılar ve Hizb-ut Tahrir'in samimi gençlerini hapishanelerde tutarak onları on yıla varan hapis cezalarına çarptırdılar, böylece Allah'a ve Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e savaş açtılar, zulümlerini ilan ettiler ve tiran selefleri Hafız ve oğlu Beşar'ın izinden gittiler.
Ümmet ise kurtuluşunun ve kalkınmasının yolunu aradığı gibi zillet ve aşağılanma içinde kalmayı reddetmekte ve bilinçli ve samimi bir siyasi liderlik aramaktadır. Ümmetin sevgili evlatlarına diyoruz ki: Yol, Hilafet olup liderlik ise, anayasa tasarısının maddelerini Rabbinizin Kitabı'ndan ve Rasulünüz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sünnetinden istinbat ederek hazırlayan Hizb-ut Tahrir'dir.
Ancak Hilafeti ve bu partiyi eleştirenler de vardır ve şöyle diyorlar: Hilafetle başımızı çatlatıp duruyorsunuz, sizde başka bir şey yok mu?! Biz de onlara diyoruz ki; evet, bizde başka bir şey yok; siz bir Hilafeti kurun, o zaman nasıl durumunuz değişecek ve dünyanın efendisi olacaksınız bir görün. 13 yüzyıl boyunca Hilafetin gölgesinde durumunuzun nasıl olduğunu hatırlamıyor musunuz? O zaman sizler efendiler ve parlayan bir ışıkken, Batı ise zifiri bir karanlıkta yaşıyordu.
Yine sizlere diyoruz ki; hevadan konuşmayıp sadece vahiyle konuşan, sonsuza kadar güzel örnekliğiniz ve lideriniz olan Peygamberiniz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, neden bu devleti kurmaya odaklanıp onunla meşgul olmuştur; nitekim Sallallahu Aleyhi ve Sellem, insanlardan “لا إله إلا الله محمد رسول الله” demelerini talep ettiğinde, bunu sadece dilleriyle söylemeleri yeterli değildi, aksine işlerini Allah'a teslim etmeleri ve O'nun hükmüyle hükmetmeleri gerekiyordu. Böylece egemenlik Allah'a ve Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ait olacak ve hevasına tabi olan insanın egemenliği veya demokrasi denen şey ise sona erecektir.
Sevgili Peygamberiniz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, on yıl boyunca devlete liderlik etmiş ve onu, o dönemde dünyanın en büyük devletiyle yarışabilecek büyük bir devlet haline getirmiştir. Allah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ruhunu alınca Sahabe-i Kiram, sevgili öğretmenleri Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den öğrendiklerinden bu azim farzı idrak etmelerinden dolayı bir Halifenin nasbedilmesine öncelik vererek O'nun cenazesini üç gün geciktirdiler.Bu devleti korumak için mürtetlerle ve zekat vermeyenlerle savaştılar ve Romalıların kendilerini zayıf olarak görmemeleri ve devletlerine saldırmamaları için Usame'nin ordusunu gönderdiler. Bu yüzden bizler yorgun ve zayıfız, güçlenene kadar yeniden inşa etmeye yöneleceğiz, bizim Yahudilerle uzlaşmamız, kibirli Trump'a el uzatmamız ve ona övgüler yağdırmamız gerekir diyerek hem kendilerini hem de başkalarını aldatmadılar; aksine bizler iman gücüyle güçlü kişileriz dediler, Allah'a tevekkül ettiler ve az da olsalar savaştılar, Allah da onlara yardım etti.
Alay edenlere diyoruz ki: Batı ve onunla sırtlanlaşanlar, kokuşmuş demokrasiyle başımızı çatlatıyorlar. Zira demokrasi, küfür sistemi olup egemenlik sermaye sahiplerine ait olduğu gibi sömürgecinin de bir aracıdır. Keşke onlara karşı koysanız! 1878'de Berlin Konferansı'nda Hilafeti bölmek için bir araya geldiklerinde, demokrasiyi devlete sokmaya ve onu Müslümanlar arasında yaymaya ve onu İslam şeriatının yerine getirmeye karar verdiler.Konferansın ardından, İttihat ve Terakki Cemiyeti ve diğerleri gibi Batı ile sırtlanlaşanlar, Müslümanları aldatmak amacıyla demokrasinin İslam'da şura anlamına geldiğini iddia ederek onu Müslümanlar arasında yaymaya başladılar ve bu aldatmaca da günümüze kadar devam etmiştir.
İşte Hizb-ut Tahrir tüm gücüyle bunlara meydan okumuş ve bir meta, sanayi, izzet, güç, dinin koruyucusu, Müslümanların dünyası ve kafirlerin zilleti olan Hilafete odaklanmıştır.
İşte bakın Allah'ın lütfu sayesinde değişmeyen, tebdil etmeyen ve zayıflamayan ve Allah'ın yardımıyla dimdik ayakta duran Hizb-ut Tahrir'in emiri ve onunla birlikte Allah'ın izniyle saf ve tertemiz bir şekilde sebat eden gençleri, sadece samimi sözlerle değil, Allah'a halis bir şekilde ciddiyetle çalışarak Hilafetin yıkılışının yıldönümünü anmaktalar ve sizleri de kendisiyle birlikte çalışmaya ve destek vermeye davet etmektedirler; böylece her iki dünyada da sevaba nail olursunuz.
Sizlere, Rabbinizin Kitabı ve Resulünüzün Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sünnetinden güçlü delillerle Hilafetin farziyetini ve fatih atalarınızın kafilesini hatırlatması, Raşid ve mücahit Hilafet Devleti'ni kurmak ve Yahudi varlığını ortadan kaldırmak için ona destek vermek amacıyla güç ve kuvvet ehli olan güçlü ordularınıza yöneliktir. Tıpkı sevgili peygamberiniz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Kostantiniyye'nin (İslambol) fethedilmesini müjdelediği gibi ki fethedilmiştir, Roma'nın fethedilmesini müjdelediği gibi ki Allah'ın izniyle fethedilecektir, şu an mevcut zorba yönetimin yıkılacağını müjdelediği gibi ki Allah'ın izniyle yıkılacaktır ve Raşidi Hilafetin kurulmasını müjdelediği gibi ki Allah'ın izniyle kurulacaktır.ثُمَّ تَكُونُ مُلْكاً جَبْرِيَّةً فَتَكُونُ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ تَكُونَ، ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ أَنْ يَرْفَعَهَا، ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ. “Sonra zorba diktatörlük olacaktır. Böylece Allah’ın olmasını dilediği kadar olacak, sonra kaldırmayı dilediğinde onu da kaldıracaktır. Sonra (yeniden) Nübüvvet Minhacı üzere (Raşidi) Hilafet olacaktır.” [Müsned-i Ahmed] وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ * بِنَصْرِ اللَّهِ يَنْصُرُ مَنْ يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ “O gün Allah’ın zafer vermesiyle müminler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.” [Rum 4-5]