- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Pakistan Ordusunun Amerika ve Yahudi Varlığına Karşı İran'daki Müslümanlara Yardım Etmesini Engelleyen Şey Nedir?
Pakistan'daki Müslümanlar, Amerika ve Yahudi varlığının İran'a yönelik saldırıları nedeniyle ciddi acılar çekmektedir; zira bu saldırılar Gazze'de yaşananlara benzemektedir; çünkü saldırılarda çocuklara, kadınlara ve yaşlılara merhamet edilmemekte ve okullar ve oyun alanları istisna kılınmamaktadır. Oysa müminler, tek bir vücut gibidir; tıpkı Peygamberimiz Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğu gibi: مَثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فِي تَوَادِّهِمْ وَتَرَاحُمِهِمْ وَتَعَاطُفِهِمْ مَثَلُ الْجَسَدِ إِذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَدَاعَى لَهُ سَائِرُ الْجَسَدِ بِالسَّهَرِ وَالْحُمَّى “Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.”[Müslim rivayet etti] O halde şu soruyu sormamız doğaldır: Neden Pakistan silahlı kuvvetleri İran'daki Müslümanları desteklemek için henüz harekete geçmemiştir?
İslam akidesi açısından Pakistan ordusunun bunu yapmasını engelleyen hiçbir şey yoktur; zira İranlı Müslümanlar, Pakistanlı Müslümanların kardeşleridir ve iman bağı, yeryüzündeki en güçlü bir bağdır. Bu yüzden İslam akidesi, Selman-ı Farisi'yi, Bilal-ı Habeşi'yi, Arap Ebu Bekir ve Suheyb Rumi'ye (Allah hepsinden razı olsun) kardeş kılmıştır. Zira Allahu Teala şöyle buyurmuştur: إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ “Müminler ancak kardeştirler.” [Hucurat 10] Dolayısıyla İslam akidesi, Müslümanların birliğini engelleyen milliyetçi ve bölücü bağları ortadan kaldırmıştır. Dolayısıyla da İslam fıkhı açısından Pakistan ordusunu engelleyen hiçbir şey yoktur. Bu yüzdendir ki Pakistanlı Müslümanların takip ettiği Hanefi mezhebinin kurucusu olan Ebu Hanife, İranlı Müslümanların takip ettiği Caferi mezhebinin kurucusu Cafer-i Sadık'ın öğrencisidir. Nitekim Buhari tarih kitabında şöyle demiştir: “Ebu Hanife ondan rivayet etmiştir”. İşte bu, Müslümanların birliğini engelleyen mezhepçiliği batıl kılmaktadır.
Pakistan ordusunun toplumsal olarak müdahale etmesini engelleyen hiçbir şey yoktur; zira Pakistan, İran'dan sonra dünyanın en büyük ikinci Şii topluluğuna sahiptir ve bölgedeki Sünniler ile Şiiler arasında yüzyıllardır süren güçlü bir bağ vardır; bu yüzden onların hepsi, şerî olan namaz kılarlar, şerî olan Ramazan orucunu tutarlar ve mübarek ay boyunca geceleri Rablerine ibadet ederler!
Coğrafi açıdan olana gelince; İran ve Pakistan 909 kilometrelik mesafe boyunca birbirlerine komşu olup İran'ın Sistan ve Belucistan eyaletini, Pakistan'ın Belucistan eyaletinden ayırmaktadır; dolayısıyla Pakistan Ordusu'nun 12. Kolordusu Ketta'dan cihat ilan etmiş olsa, bu bölgelere ulaştığında, yapay sömürge sınırlarının her iki tarafındaki on binlerce adamla sayıları artmış olacaktır.
Uluslararası sistem açısından olana gelince; Amerika'nın İran'a yönelik saldırısı hakkında büyük güçler arasında derin bir bölünme vardır; zira Avrupa ülkeleri Amerikan askeri ihlallerini açıkça reddettiklerini ifade etmektedirler. Rusya’ya gelince; 6 Mart 2026'da Washington Post, Rusya'nın ABD'nin askeri varlıkları hakkında İran'a hassas istihbarat bilgileri sağladığını bildirmiştir. Çin ise petrol tedarikinden endişe duymakta olup İran ile kanallar açmıştır.
Bölgesel rejimler açısından olana gelince; Batılı ajanlar ve Körfez'deki tabiileriyle yapılan herhangi bir anlaşmanın bir kıymeti yoktur. Zira bu yöneticiler de, Müslüman ordularının Gazze'deki Müslümanlara yardım etmesini engelleyen Müslümanların başındaki diğer yöneticiler gibidirler. Dolayısıyla onlar, Amerika'nın konuşlandırdığı güçlerden çok daha büyük olmalarına rağmen, Müslüman ordularını zincire vurmuşlardır. Nitekim 5 Mart 2026'da ABD Ordusu Genelkurmay Başkan Yardımcısı Christopher C. LaNeve, 160 ülkede sadece 108.000 askerin konuşlandırıldığını veya ileri mevzilerde bulunduğunu, bunların 91.000'inin Hint ve Pasifik Okyanuslarında olduğunu teyit etmiştir. Peki bu, ümmetin milyonlarca askeri ve yüz milyonlarca cesur adamıyla karşılaştırıldığında küçük bir sayı değil midir?
Müslümanlar arasındaki mevcut savaşa gelince;bu, Müslümanları dinlerine yardım etmeye yönelik şerî vacibini engellemez.Ayrıca Pakistan ordusu ile Afganistan'daki mücahitler arasındaki savaşla ilgili olarak; cihadın doğası, ümmetin düşmanlarına karşı duyduğu öfke yoluyla Müslümanlar arasındaki düşmanlığı ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca cihad da, zafer veya şehadetin gerçekleşmesi konusundaki güçlü arzu nedeniyle karşılıklı intikam arzusunu ortadan kaldırmaktadır.Pakistan'ın ordusu ve Pakistan Belucistan bölgesindeki militanlar arasında yaşanan çatışmalar için de aynı durum geçerlidir.Ayrıca bu savaşçılar İran'ın Sistan ve Belucistan bölgelerindeki Müslümanlarla güçlü kabile bağlarına sahiptir ve Haçlı Amerikalılara ve Yahudi varlığına karşı cihat için seferber olmaları, savaş başlamadan önce bile düşmanları korkutacak şekilde Müslümanları birleştirecektir.
Pakistan askeri liderlerinin, Trump ile olan güçlü kişisel ilişkilerinin Pakistan'a zarar gelmesini önleyeceği iddiası ise vehimlerden ibarettir; zira Müşerref'in George W. Bush ile olan ittifakı ve onunla olan güçlü kişisel ilişkileri, Pakistan'ı büyük mal ve can kayıplarından koruyamamıştır. Aksine Müşerref, rolü sona erip artık ona ihtiyaç kalmadığında, kendini Amerika tarafından başka bir ajanla değiştirilmekten kurtaramamıştır. O halde Asim Munir'in hali ve onun Trump ile olan kişisel ilişkileri ve Amerika ile olan ittifakı nasıl farklı olabilir ki? Nitekim Allahu Teala şöyle buyurmuştur: مَثَلُ الَّذِينَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللَّهِ أَوْلِيَاءَ كَمَثَلِ الْعَنْكَبُوتِ اتَّخَذَتْ بَيْتاً وَإِنَّ أَوْهَنَ الْبُيُوتِ لَبَيْتُ الْعَنْكَبُوتِ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ “Allah’tan başka dostlar edinenlerin durumu, örümceğin (ağının) durumu gibidir. Örümcek bir yuva edinir; halbuki yuvaların en çürüğü şüphesiz örümcek yuvasıdır. Keşke bilselerdi!” [Ankebut 41]
Ey Afganistan, Pakistan ve İran’daki Müslümanlar: Bizler, uzun zamandır karşılıklı birbirimizin düşmanı olan kardeşleriz; zira milliyetçilik ve mezhepçilik bizleri bölmüş olup bizim bölünmemiz, sadece Haçlı Amerikan, Yahudi varlığı ve Hindu devleti gibi düşmanlarımızın işine yaramıştır; bizler eski sömürgeci İngilizlerin "böl ve yönet" politikasını biliyoruz; o halde nasıl olur da şimdi sömürgeci Amerikalıların "böl ve yönet" politikasını görmezden gelebiliriz? Ki bu yüzden Gazze’ye yardım etmek için harekete geçmedik. Şimdi de İran ve Gazze'ye birlikte yardım etmek için harekete geçmiyoruz; o halde gelin Ramazan ayında, Allahu Teala'ya itaat etmeye dönerek samimi bir tövbe ile tövbe dönelim, saflarımızı birleştirelim, Allah'ın Kitabı'na göre hüküm verelim ve bu zaferler ayında cihad için harekete geçelim! Bakın Hizb-ut Tahrir sizinle birlikte, sizin içinizde ve sizin aranızdadır; öyleyse kafirler kerih görseler de diğer rejimlere karşı İslam'ın kelimesini yüceltmek için onunla birlikte hayırlar işleyin.
Ey Pakistan silahlı kuvvetler içindeki Müslümanlar! Sizler ümmet içinde büyük askeri bir güçsünüz; bu yüzden Allah'a karşı en büyük sorumluluğu taşıyorsunuz; o halde liderliğinizdeki Amerikan ajanları yüzünden cehennem ateşine girmeyin. Haydi onları ortadan kaldırın ve Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafeti kurmak için Hizb-ut Tahrir'e nusret verin; Allah Celle Celaluhu'nun rızasına ve Onun geniş cennetine nail olmak için Allah'a koşun.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Musab Umeyr – Pakistan