- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
El-Raye Gazetesi
Fidan’ın Bölgesel Güvenlik Yapısı
ABD’nin, Müslümanların Orduları ve Paralarıyla Yahudi Varlığını Koruma Planıdır!
Üstad Münâci Muhammed’in Kaleminden
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Nikkei Asia Economic gazetesine verdiği röportajda şunları söyledi: “İsrail, 1967 sınırları içinde bir Filistin devletini tanıması şartıyla, nihayetinde Orta Doğu’daki yeni bir bölgesel güvenlik yapısı içinde yer alabilir.” Bunu, Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan, Mısır ve Körfez ülkeleri de dahil olmak üzere bir dizi bölgesel gücü kapsayan bir işbirliği çerçevesi oluşturmak için “tarihi bir fırsat” olarak nitelendirdi ve “uygun koşullar sağlandığı takdirde İran’ın da gelecekte bu çerçeveye katılabileceği” eklemesinde bulundu. Hakan Fidan, “Washington ile Tahran arasında, Gazze için barış planına ilişkin görüşmelerin hızını artıracak ve tüm bölgenin istikrarına katkıda bulunacak kalıcı bir yakınlaşmanın olduğuna” dikkat çekti.
Bu, eski-yeni sömürgeci Batı'nın politikası ve İslam ile süregelen medeniyet çatışması ile bunun günümüzdeki Amerikan versiyonu ve kâfir Batı’nın, bölgedeki stratejik üssü olan Yahudi varlığını entegre etmeye yönelik devam eden bir çabasıdır. Bu varlığı vuran son depremler, onun askeri alçaklığını ve güvenlik açısından kırılganlığını ortaya çıkarmış, ardından gaspçı varlığın güvenliği için birincil garantör olduğu bilinen Amerika’nın İran’a karşı yürüttüğü savaşın yol açtığı stratejik ve askeri çıkmazla birlikte varlığın güvenlik ikilemi daha da büyümüştür; zira onun içerisi güvenlik açısından açık hale gelirken Amerikan güvenlik şemsiyesi de çıkmaza girmiştir.
Hem Amerika hem de Yahudi varlığı için kritik olan bu güvenlik ve stratejik ortamda, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan tarafından ortaya konan stratejik güvenlik projesi gündeme gelmiştir; zira Fidan, 28 Mayıs Perşembe günü yaptığı açıklamada şunları söylemiştir: “Bölgenin, bölgesel işbirliği oluşturmaya ve bölgesel güvenlik yapısı kurmaya ihtiyacı vardır.” Meselenin “iki ya da üç ülke arasında başlayabileceğini, ancak zamanla İran ve Yahudi varlığı da dahil olmak üzere bölge ülkelerinin çoğunu kapsayan bir yapıya dönüşmesi halinde ideal olacağını” açıklamıştır.
Bölgesel güvenlik yapısı projesi ne Fidan’ın ne de onun başkanı Erdoğan’ın fikirlerinden değildir; aksine bu, Yahudi varlığını bölgeye entegre etmek ve bölge ülkelerini ve bölgeyi bu varlığın güvenliğini savunmaya mecbur bırakmak ve kafir Batı'yı ve özellikle de Amerika'yı bu savunmanın maliyetlerinden ve sonuçlarından muaf tutmak yoluyla neredeyse siyasi Abraham Anlaşmalarının güvenlik ayağı mesabesinde olan sinsi ve tehlikeli Amerikan projesinin vaftiz babasıdır; yani bu, mutant varlığın güvenlik savunması ve korumasını kafir Batı’dan ve özellikle Amerika’dan alıp bölgedeki ve çevredeki devletlere yükleyen eşi benzeri görülmemiş bir güvenlik projesidir; bu ise siyasi ihanetin ve kinin zirvesidir; çünkü mukaddesatları aşağılık varlık tarafından gasp edilen Müslüman ordularını, gaspçı varlığın varoluşsal güvenliğinin koruyucusu ve garantörü haline getirmektedir!
Fidan’ın ortaya koyduğu bölgesel güvenlik yapısı projesi, Amerika’nın tarihi stratejik ve jeostratejik çıkmazını yaşamasının yanı sıra yıkıcı astronomik borç kriziyle karşı karşıya olduğu bir dönemde, Yahudi varlığının güvenliğini garanti altına almak, onu entegre etmek ve Amerika’ya sıfır maliyete mal olmasına odaklanmak amacıyla tasarlanmış bir Amerikan güvenlik projesidir; zira önerilen güvenlik projesi, Amerika’nın yükünü hafifletmeyi ve maliyetlerini azaltmayı amaçlamaktadır. Böylece gazaba uğramış Yahudi varlığının güvenliği, bölgenin güvenliğinin bir parçası hâline gelecek, onun korunması bölge ülkelerine ve ordularına bırakılacak ve onun finansmanı ise Müslüman halkların paraları ve servetleriyle sağlanacaktır. Böylece de Yahudi varlığının da taraf olduğu güvenlik ittifakı ile birlikte, sömürgeci işlevsel devletçikler, resmi ve uluslararası düzeyde, İslam ümmetinin evlatlarına karşı gaspçı varlığı savunmakla sorumlu ve yükümlü bir hale gelecektir. Diğer bir deyişle Müslüman orduları, silahları ve paralarıyla mukaddesatları gasp eden düşmanlarının güvenliğini savunmak için Müslümanlara karşı savaşacaklardır!
Hakan Fidan’ın bölgesel bir güvenlik yapısı olarak ortaya koyduğu ABD güvenlik projesiyle ilgili bir diğer yenilik ise, İran’ın bu yapıya dahil edilmesi ve yapının nükleer güce sahip Pakistan’ı da kapsayacak şekilde genişletilmesidir. İran’ın dahil edilmesi dikkat çekicidir; yani Erdoğan rejimi, İran’ı ABD’ye boyun eğen, gaspçı varlıkla normalleşen ve gelecekte varlığı savunacak güvenlik sisteminin bir parçası haline gelecek şekilde tabi bir devlete dönüştürmeyi amaçlayan ABD planına dahil olmuştur. Pakistan’ı da kapsayacak şekilde bölgesel güvenlik yapısının genişletilmesine gelince; Pakistan’ın nükleer kapasitesini sınırlandırmak, hatta felç etmeyi amaçlamaktadır. Dahası bu nükleer gücün, Pakistan’ın Yahudi varlığını korumaya yönelik güvenlik projesinin bir parçası olarak Yahudi varlığına yönelik herhangi bir tehdidi caydırmak için kullanılması da amaçlanmaktadır.
Dolayısıyla hain ve utanç verici rejimler, aslında kafir Batı’nın medeniyet projesinin bir parçasıydı ve hala da öyledirler. Yani onlar, kafir Batı tarafından ülkemize yerleştirilmiş üsler mesabesinde olup hain yöneticiler de bu üslerin bekçileri ve kafir Batı’ya hizmet eden kölelerdir.
Türkiye de bunlardan biri olup bugünkü yöneticisinin görevi, sömürgeci Amerika’nın projelerine hizmet etmektir. Irak’ta, Afganistan’da, Şam’da, Sudan’da, Azerbaycan’da, Libya’da ve bugün de gasp edilen mübarek topraklarımızda olan işte budur. Ayrıca Erdoğan’ın Dışişleri Bakanı’nın bölgesel güvenlik yapısı hakkındaki açıklaması, gaspçı varlığın güvenliği için işlevsel devletçikleri zorlamak ve Amerika’yı bu güvenliğin yüklerinden, maliyetlerinden ve sonuçlarından muaf tutmak amacıyla Amerika’nın güvenlik planını pazarlamaktır; zira Fidan, “İsrail’in güvenliğinin bölge ülkelerinden büyük destek göreceğini düşünüyorum” açıklamasında bulunmuştur.
Erdoğan ve çevresi, kafir Batı'nın İslam’a darbe indirme ve İslam ümmeti ile toprakları üzerinde hakimiyet kurma konusundaki projesinin bir parçasıdır. Dışişleri Bakanı Fidan ise, mukaddesatları gasp edilmiş Müslümanların orduları ve paralarıyla gaspçı varlığı savunmak için tasarlanmış habis ve tehlikeli Amerikan tuzağının vaftiz babasıdır. Bu da Müslüman ordularının, topraklarını gasp eden düşmanının güvenliğini korumak için kendi Müslüman ümmetiyle savaşması içindir. Böylece kafir Amerika planlamakta ve Erdoğan da, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan aracılığıyla onun planını hayata geçirmek için çalışmaktadır.