Logo
Bu sayfayı yazdır

بسم الله الرحمن الرحيم

Sudan’daki Durum ve Amerika’nın Hedefleri

Soru: “Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) milisleri arasındaki çatışmalar son dönemde ülkenin güney-orta kesimindeki Kuzey Kordofan Eyaleti’nde zirveye ulaşmıştır...” (28.07.2026 el-Arab el-Cedid) Operasyonlar üç yılı aşkın bir süredir devam ediyor; özellikle de Hızlı Destek Kuvvetleri’nin 26 Ekim 2025 tarihinde El Faşir’i ele geçirmesinin ve ordunun El Faşir’den çekilmesinin ardından bile çatışmalar hala sürüyor... Amerikalı temsilci Massad Boulos’un 20 Haziran 2026 tarihinde üç aylık bir ateşkes sağlamak üzere sunduğu Amerikan önerisi de bu çatışmaların tırmanmasını dindirememiştir... Peki Sudan’daki durum nereye doğru gidiyor? Amerika, çözüm önerisiyle neyi hedefliyor? Ve yakın zamanda bir çözümün gerçekleşmesi mümkün mü? Allah mükafatınızı artırsın.

Cevap: Yukarıdaki soruların cevabının netleştirmesi için aşağıdaki hususlara bir göz atılması gerekir:

1- Hızlı Destek Kuvvetleri, 22 Şubat 2025 tarihinde Kenya’nın başkenti Nairobi’de “Sudan Anayasal Şartı”nı imzalamışlardır... Ardından “Sudan Kurucu İttifakı” resmen kurulmuştur... Bu ittifak (koalisyon) 26 Temmuz 2025 Cumartesi günü yaptığı açıklamada, ülkedeki resmî hükümete paralel bir hükümet kurulduğunu duyurmuştur... “Koalisyon sözcüsü Alauddin Nakd, Güney Darfur eyaletinin başkenti Nyala’dan X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, ittifak liderliğinin bir toplantı gerçekleştirdiğini ve Hızlı Destek Kuvvetleri lideri Muhammed Hamdan Daklu “Hamideti” başkanlığında 15 üyeli bir Başkanlık Konseyi kurulmasına, SPLM-N (Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey) lideri Abdülaziz el-Hilu’nun başkan yardımcılığına ve Muhammed Hasan et-Teayişi’nin de başbakanlığa getirilmesine karar verildiğini duyurmuştur...” (27.07.2026 El Cezire)

2- 26 Ekim 2025 tarihinde Hızlı Destek Kuvvetleri, Mayıs 2024’ten beri kuşatma altında tuttukları, Libya, Çad ve Darfur bölgesinin batı şehirlerine sınır olması nedeniyle stratejik bir konuma sahip olan, idari ve siyasi başkent olan, dolayısıyla ele geçirilmesi sembolik önem taşıyan, diğer yandan Darfur Sultanlığı’nın (1604-1874) tarihi başkenti olması, paralel kurucu hükümetin anlatısında burayı kontrol etmeyi büyük bir sembolik değere sahip kılan Sudan’ın batısındaki Kuzey Darfur eyaletinin merkezi El Faşir şehrini ele geçirdiklerini açıkladı. “Hızlı Destek Kuvvetleri, Pazar günü yaptığı açıklamada, bir yılı aşkın süredir kuşatma altında tuttukları El Faşir şehrinin kontrolünü ele geçirdiğini bildirdi. Bu gelişme, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin Darfur’un beş eyaletinde de kontrolü ele geçirdiği ve ülkenin, Sudan Ordusu’nun kontrolündeki doğu ile Hızlı Destek Kuvvetleri’nin kontrolündeki batı olmak üzere fiilen ikiye bölündüğü anlamına geliyor...” (28.10.2025 El Cezire) Darfur’un beş eyaletinden biri olan El Faşir, HDK’nin bu zamana kadar kontrolü ele geçiremediği tek eyalet olmuştu.

3- Böylece Darfur’un Hızlı Destek Kuvvetleri tarafından ele geçirilmesinin ardından bir müddettir ortamı hazırlamaya çalıştığı Amerika’nın Darfur’u Sudan’dan koparma planı adeta ete kemiğe bürünmüştür. Sudan ordusu da güya sistematik yıkımı ve sivillerin öldürülmesini önlemek amacıyla şehirden çekildiğini açıklayarak buna su taşımıştır. Oysa Amerika’nın bu planını ete kemiğe büründürmek için Amerika’nın talimatı ya da telkiniyle şehri Hızlı Destek Kuvvetleri’ne teslim ettiği çok iyi biliniyor. 03 Kasım 2025 tarihinde yayınladığımız soru cevapta bunu açıkça ortaya koyduk: “Amerika’nın, her iki ajanının heyetlerini Washington’da topladığını ayrıca teyit eden bir diğer husus da şudur: “Bir diplomatik yetkili dün Perşembe günü yaptığı açıklamada, Dörtlü Grubu oluşturan ülkelerin (Amerika Birleşik Devletleri, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır), tarafları üç aylık bir insani ateşkese zorlamak amacıyla bugün Washington’da Sudan ordusu ve Hızlı Destek Güçleri temsilcileriyle bir araya geleceğini söyledi. Kaynak, hedefin “ateşkesi kalıcı hale getirmek ve sivillere insani yardım ulaştırılmasını sağlamak için ortak bir baskı kurmak” olduğunu belirtti.” (24.01.2025 El Arabiya) Diğer bir deyişle, Hızlı Destek Güçleri’nin El Faşir’e girişi ile Sudan Ordusu’nun şehri boşaltmasının Washington’daki toplantıyla aynı zamana denk gelmesi, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde, bu stratejik şehrin Hızlı Destek Güçleri’ne devredilmesi kararının Washington’da alındığını, Sudanlı tarafların da bu ihanet kararını sahada derhal yani iki gün sonra uygulamaya koyulduğunu, üçüncü gün de sonuç alındığını gösteriyor.”

4- Hızlı Destek Kuvvetleri’nin 26 Ekim 2025 tarihinde El-Faşir’in kontrolünü ele geçirmesinin ardından, 1 Haziran 2026’da paralel hükümetin Başkanlık Konseyi’nin, geçiş döneminde ulusal güvenlik ve savunma dosyalarının yönetimini organize etmek amacıyla birleşik bir ulusal ordu, güvenlik, savunma ve istihbarat ile ilgili kararlar aldığını açıklaması (01.06.2026 Sky News Arabia) aslında Amerika’nın El Faşir’i HDK’ye teslim etmeyi çok önceden planladığını gösteriyor. Bunun için sadece uygun zaman ve ortamı beklediği anlaşılıyor. ABD’nin, Nairobi şartı, paralel kabine ilanı, bakanlık atamaları ve ulusal ordu/istihbarat kararları ile sahada adım adım planlı bir devlet inşa ederek kontrollü bir şekilde Sudan’ı bölme stratejisi izlediği görülüyor. Önce Kenya-Nairobi’de imzalanan Sudan Anayasal Şartı ile batıda kurulacak yapının anayasal altyapısını hazırlamış, sonra Hamideti başkanlığında 15 üyeli paralel hükümetin kurulması ve Et-Teayişi’nin başbakan olarak atanması, ardından bakanlıklar ile bankacılık sistemine yönelik kararnameler ile bu yapının siyasi olarak kurumsallaştığını dünyaya ilan etmiştir... Geriye sadece başkenti Nyala olan paralel hükümeti, sembolik bir öneme olan ve halen eyaletin idari ve siyasi başkentliğini yapan El Faşir’e taşımak kalmıştır.

5- Bundan sonra, ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos, mevcut fiili duruma teslim olmaya çağıran yeni bir Amerikan önerisi ortaya atmıştır. Boulos, Sudan hükümetine sunduğu güncellenmiş belgesinde “İnsani yardımların ulaştırılmasını ve ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını kolaylaştırmak, sivilleri, altyapıyı, kamu tesislerini ve hizmetlerini korumak ve bunların onarımı için çalışmak amacıyla ülke genelinde 90 günlük kapsamlı ve derhal geçerli bir insani ateşkes ilan edilmesi” teklifinde bulunmuştur. Boulos belgede ayrıca “insani yardımların ulaşımını kolaylaştırmaya, sivilleri korumaya ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşü için uygun koşulları hazırlamaya katkıda bulunacak sınırlı askeri çekilme operasyonlarını desteklemek üzere Afrika Birliği ve Arap Ligi’nin katılımıyla Birleşmiş Milletler’e bağlı bir mekanizmanın kurulmasını, anlaşmanın uygulanmasını denetlemek için bir koordinasyon komitesi ile ateşkes sırasında ortaya çıkabilecek her türlü anlaşmazlığın izlenmesi ve çözülmesi için mekanizmalar oluşturulmasını” önermiştir. Boulos belgede aynı zamanda, “kalıcı bir ateşkese ulaşmak ve sivil bir otorite tarafından yönetilen bir geçiş sürecini başlatmak amacıyla müzakere yapmak için ateşkes döneminden yararlanılması” çağrısında bulunmuştur. Ayrıca belgede “Kalıcı ateşkes ve buna bağlı güvenlik düzenlemeleri konusunda müzakereler yürütülmesi, gerektiğinde askerî birliklerin geri çekilmesi ve yeniden konuşlandırılması yönünde adımlar atılması, ilk aşamada özellikle Kuzey Darfur ve Kuzey Kordofan eyaletlerine öncelik verilmesi, tüm bu adımların Birleşmiş Milletler mekanizmasıyla uyum içinde yürütülmesi, silahsızlandırma, terhis ve yeniden topluma kazandırma programlarının uygulanması, silahlı güçlerin kamplarda toplanması ve buna bağlı diğer güvenlik tedbirlerinin hayata geçirilmesi.” çağrısı yapmıştır. Son olarak belgede Boulos; “seçilmiş bağımsız bir sivil hükümete karşı sorumlu, birleşik bir ulusal ordunun korunması ve Birleşmiş Milletler mekanizmasına dayanarak uluslararası gözlemcilerin konuşlandırılması” önerisinde bulunmuştur.

6- Amerikan önerisinde yer alan ateşkes, görünürde insani yardımların ulaştırılması gerekçesine dayandırılsa da, söz konusu ateşkesin Hızlı Destek Kuvvetleri gibi ayrılıkçı ve isyancı bir yapı ile yapılması, fiilen bu yapının varlığını tanımak ve mevcut konumunu meşrulaştırmak anlamına geliyor. Aynı şekilde belgede geçen “geri çekilme ve kuvvetlerin yeniden konuşlandırılmasını da kapsayan güvenlik düzenlemeleri” ifadesi, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin varlığının korunacağını ve faaliyetlerini sürdüreceğini açıkça gösteriyor. Belgede HDK’nin dağıtılması veya tamamen tasfiye edilmesinden hiç söz edilmemekte; aksine, HDK’nin yeniden konuşlandırılması çağrısında bulunarak dolaylı biçimde varlığını sürdürmesi talep edilmektedir. Böylece belge, ülkenin ordusu ile Hızlı Destek Güçleri gibi ülkeyi parçalamaya çalışanları bir tutmaktadır. Belgede ayrıca “insani yardımların ulaşmasını kolaylaştırmak, sivilleri korumak ve yerinden edilenlerin dönüşü için uygun koşulları hazırlamak” bahanesiyle “sınırlı askeri geri çekilme operasyonları” çağrısında bulunulmuştur. Bu da söz konusu milis güçlerin varlıklarına son verilmeksizin muhafaza edileceğini doğrulamaktadır. Belgede, “ülke genelinde 90 günlük kapsamlı ve derhal bir insani ateşkes ilan etmek” ve “kalıcı bir ateşkese ulaşmak ve sivil bir otorite liderliğinde geçiş sürecini başlatmak için ateşkes döneminden yararlanmak” çağrısında bulunulması, Hızlı Destek Güçleri’nin varlığının ve hakimiyetinin meşruiyeti kabul edildiği anlamına gelir. Zira belge, Hızlı Destek Kuvvetleri’ne ayrılıkçı ve isyancı bir güç olarak atıfta bulunmak yerine Sudan’ı bölmek için kurdukları ayrılıkçı hükümeti kabul etmektedir.

Bilindiği üzere bu son Amerikan önerisi yeni bir şey değildir; eski olup, 12 Eylül 2025 tarihinde Dörtlü Grup (ABD, Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri) adına sunulan ve üç aylık insani ateşkesin ardından kalıcı ateşkese geçilmesini öngören önerinin güncellenmiş bir versiyonundan ibarettir.

7- Sudan hükümeti, 20 Haziran 2026 tarihinde kamuoyuna açıklanan Amerika’nın önerisine 25 Haziran 2026 tarihinde yanıt verdi. Ancak bu yanıtın ayrıntıları daha sonra kamuoyuna yansıdı. Nitekim el-Cezire, 10 Temmuz 2026 tarihinde resmî Sudanlı kaynaklara dayanarak hükümetin Amerikan önerisine verdiği cevabın ayrıntılarını yayımladı. Bu kaynaklara göre hükümet cevabında, “Hızlı Destek Kuvvetleri’nin, Amerikan-Suudi sponsorluğunda iki tarafın Cidde Bildirgesi’ni imzaladığı tarih olan 11 Mayıs 2023 tarihinden bu yana kontrol altında tuttuğu tüm şehirlerden çekilmesi şartıyla hükümetin savaşı müzakereler yoluyla bitirme ve 90 gün sürecek bir insani ateşkesi kabul etme taahhüdünü yenilediğini” ifade etmiştir. Hükümetin yanıtında ayrıca “Sudan’ın birliğinin ve toprak bütünlüğünün korunması, Sudan Silahlı Kuvvetleri’nin tek ve birleşik millî ordu olarak muhafaza edilmesi, bütün silahlı oluşumların bu orduya entegre edilmesi,
Sudan’ın iç işlerine yönelik dış müdahalelerin sona erdirilmesi, Hızlı Destek Kuvvetleri’ne silah ve yabancı savaşçı desteğinin durdurulması” hususları da yer almıştır. Sudan hükümetinin verdiği yanıtın ikinci sayfasında ise HDK’nın şehirlerden çekilmesi ve belirli bölgelerde toplanması için üç aşamalı bir plan sunulmuştur: Birinci aşama: 30 gün içinde uygulanacak olup Mavi Nil bölgesi, Kuzey Kordofan ile Kuzey, Orta ve Batı Darfur’dan çekilmeyi içerecek. İkinci aşama: Birinci aşamanın tamamlanmasından itibaren 30 gün içinde başlayacak olup Hızlı Destek Güçleri’nin Batı Kordofan ve Güney Darfur eyaletlerindeki şehirlerden çekilmesini kapsayacak. Üçüncü aşama: İkinci aşamanın uygulanmasından itibaren 30 gün içinde başlayacak olup; Doğu ve Güney Kordofan eyaletlerinden çekilmeyi içerecek. HDK ile müttefik olan Abdülaziz el-Hilu liderliğindeki Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey’in kalesi konumundaki Kauda da toplanma merkezi olarak belirlenmiştir. Hükümetin yanıtının üçüncü sayfasında ise “Özgür ve adil seçimler yapılana kadar sürecek geçici bir sivil hükümete ulaşmak amacıyla kapsayıcı bir Sudanlılar arası diyalog yoluyla siyasi sürecin ayrıntıları” yer almıştır. Dolayısıyla Sudan hükümetinin Hızlı Destek Kuvvetleri’nden kontrol ettiği şehirlerden çekilip belirli yerlerde konuşlanmasını talep etmesi, aslında onun varlığını, feshedilmemesini ve varlığına son vermemesini tanımak anlamına gelir. Kaldı ki Hızlı Destek Kuvvetleri’nin hükümetin çekilme veya müzakere taleplerine yanıt vermesi de kolay değildir. Aksi takdirde baştan isyan etmez, korkunç fiiller işlemez, bunca suçu işlemez, bu kadar zarara ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine neden olmazdı. Dolayısıyla HDK meselesi, askeri güç kullanılarak kökten ortadan kaldırılmasıyla ancak kesin biçimde çözüme kavuşturulabilir.

8- Trump’ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos’un 20 Haziran’da Kahire’de açıkladığı bu plan dikkatlice incelendiğinde; bu ve önceki ateşkes planlarının aslında ABD’nin Darfur’u Sudan’dan koparma planına hizmet ettiği görülür. Başka bir ifadeyle ABD’nin şimdiye kadar sunduğu planlar ya Hızlı Destek Kuvvetleri’ni müzakere masasına oturacak ve muhatap alınacak bir yönetim yapısına ve siyasi programa sahip paralel bir siyasi varlık olarak göstermeyi amaçlamakta ya da sunduğu ateşkesler ile ABD, Sudan Ordusu’nun El Faşir’i geri almasının önünü tamamen tıkamak ve Hamideti’nin El Faşir üzerindeki kontrolünü perçinlemeyi hedeflemektedir. Bu nedenle Amerika’nın ya bizzat Massad Boulos ya da Dörtlü Grup aracılığıyla sunduğu ateşkes önerilerine bu gözle bakılması elzemdir. Yani Darfur’un ayrılmasını tamamlamak için kademeli bir hazırlık yapmak ve müzakere konusunu diğer çatışma bölgeleriyle ilişkilendirmek... Nasıl ki Güney Sudan’ın ayrılması uzun yıllara yayılan aşamalı bir süreç sonunda gerçekleştirildiyse, burada da benzer bir yöntemin izlendiği görülmektedir. Yoksa Sudan’da yaşanan insani kriz ne Amerika ne de Trump’ın umurunda değildir!

9- Hızlı Destek Kuvvetleri’nin Darfur üzerindeki kontrolünü pekiştirmek amacıyla saldırılar, sadece Darfur’da değil; başta başkent Hartum olmak üzere Sudan’ın doğu eyaletleri ile Hızlı Destek Kuvvetleri’nin kontrolüne geçen beş Darfur eyaletini birbirinden ayıran üç Kordofan eyaletinde de tırmanışa geçmiştir. Sudan ordusuna ait savaş uçakları, HDK’yı Kuzey Kordofan’ın başkenti El-Ubeyyid’e yönelik saldırılarından geri püskürtmek amacıyla birçok şehir ve köydeki HDK birliklerine hava saldırıları düzenlemektedir. HDK’nın Kordofan eyaletlerindeki saldırılarının ve El-Ubeyyid şehrini ele geçirme girişiminin temel amacının, çatışmaları Darfur’da kontrol altında tuttuğu bölgelerden uzaklaştırmak, dikkatleri oradan başka yöne çevirmek ve insanlara Darfur meselesini zamanla unutturmak olduğu anlaşılmaktadır. Zira HDK, asli hedefi olmayan başka bir bölgede savaşmaktadır. Etiyopya sınırındaki Mavi Nil bölgesinde de benzer durum yaşanmaktadır. Zira Sudan ordusu, 10 Temmuz 2026 tarihinde X platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, HDK ve müttefiki SPLM-N’nin saldırılarını püskürterek ülkenin güneydoğusundaki Mavi Nil eyaletinde bulunan Daim Saad ve Yara bölgelerinde kontrolü sağladığını ve stratejik Kurmuk şehrini geri aldığını duyurdu... Böylece, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin tüm Darfur üzerindeki hakimiyetini sağlamlaştırmak ve Darfur’un yeniden rejimin kontrolüne geçmesinin bir müzakere konusu olmaktan çıkarılıp, müzakerelerin yalnızca çatışmaların sürdüğü diğer bölgeler üzerine yürütülmesini sağlamak amacıyla savaşın başka bölgelerde devam edeceği anlaşılmaktadır! Bu sebeple El-Ubeyyid şehri haftalardır son derece şiddetli karşılıklı saldırılara sahne olmaktadır... Birleşmiş Milletler de geçen mayıs ayında Kordofan bölgesinde saldırıların tırmanışa geçtiği uyarısında bulunmuş ve yalnızca Ocak-Nisan 2026 döneminde en az 880 sivilin hayatını kaybettiğini açıklamıştır. UCM (Uluslararası Ceza Mahkemesi) Başsavcı Yardımcısı Nezat Şemim Han da 16 Temmuz 2026’da BM Güvenlik Konseyi’nde verdiği brifingde, “Sudan’ın güneyindeki Kuzey Kordofan eyaletinin başkenti El-Ubeyyid şehrinde en ağır uluslararası suçların işlenmesi an meselesi olabilir. Daha fazla vahşetin yaşanmasını önlemek üzere harekete geçmek bu Konseyin ve tüm devletlerin sorumluluğundadır.” diye uyarıda bulunmuştur.” (16.07.2026 Anadolu Ajansı) Sudan’ın birliğini korumak ve her parçasını savunmak farz olsa da, yalnızca Kordofan eyaletlerine odaklanmak, Darfur’un eyaletlerini unutmak ve orduya bu bölgeleri ayrılıkçı HDK güçlerinden kurtarma çağrısında bulunmamak; Darfur’un fiilen ayrılmasını kabullenmek, ayrılışına sessiz kalmak ve diğer eyaletlere odaklanmak anlamına gelir! Bu nedenle söz konusu bölgelerde çatışmalar giderek şiddetlenmektedir. “Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) milisleri arasındaki çatışmalar son dönemde ülkenin güney-orta kesimindeki Kuzey Kordofan Eyaleti’nde zirveye ulaşmıştır...” (28.07.2026 el-Arab el-Cedid) Böylece çatışmalar, Darfur dışındaki bölgelerde devam etmekte ve bir anlaşma imzalanması söz konusu olduğunda bu kuvvetlerin Darfur dışındaki bölgelerden çekilmesi üzerine müzakereler yürütmek ve Darfur’un ayrılmış olarak kalmasını sağlamak için ordu bu bölgelerde savaşmaya devam ettirilmektedir!

Son olarak ey Sudan halkı! Allah Subhânehu ve Teâlâ ve Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e karşı samimi ve ihlaslı kimseler olarak size daha önce defalarca yaptığımız çağrıyı yineliyor ve Allah’tan bu çağrının can kulağıyla dinlenmesini ve hayırlı bir karşılık bulmasını diliyoruz. Allah, salih kullarının velisidir.

“Ey büyük İslâm diyarı Sudan’ın aziz halkı! O Sudan ki ilk Müslümanların Sudan’da inşa ettiği ilk mescit olan Dunkula Mescidi’nin bulunduğu Sudan’dır... O Sudan ki Halife Osman RadıyAllahu Anh döneminde gerçekleşen büyük İslâm fethinin diyarı olan Sudan’dır! Öyle ki Osman RadıyAllahu Anh, Mısır valisine İslam’ın nurunu Sudan’a sokmasını emretmesi üzerine dönemin Mısır valisi, Abdullah bin Ebi es-Sarh komutasındaki İslam ordularını göndererek Hicri 31 yılında Sudan’ın fethi gerçekleşmiştir... Böylece Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın lütfuyla İslam, kuzeyinden güneyine, doğusundan batısına kadar tüm Sudan’a hızla yayılmış, Müslüman halifeler döneminde de bu devam etmiştir...

Ey 1896’dan Birinci Dünya Savaşı’nın ortalarına (1916) kadar İngilizlere karşı cihat eden mücahit Sudan halkı! Ey güçlü takva sahibi kahraman Darfur Valisi mücahit âlim “Ali bin Dinar”ın şehit olduğu toprakların halkı! O Ali bin Dinar ki; Medine ve Şam halkının mikat yeri olan “Zülhuleyfe”nin onarılmasında ve bugün bile onun adıyla anılan “Ebyar-ı Ali” (Ali kuyuları) olarak bilinen hacılara su sağlayan kuyuların inşasında büyük pay sahibidir...

Ey Sudan halkı! Size sesleniyoruz, pişman olmadan ve pişmanlığın fayda etmeyeceği gün gelmeden önce hadi durumu düzeltin... Çatışan tarafların yakasına yapışın ve onları hakka zorlayın... Raşidi Hilâfeti kurmak için Hizb-ut Tahrir’e yardım edin. Çünkü Hilafette İslam ve Müslümanların izzeti, küfrün ve kâfirlerin zilleti söz konusudur... Allah’ın rızası ise hepsinden daha büyüktür...

إِنَّ فِي ذَلِكَ لَذِكْرَى لِمَنْ كَانَ لَهُ قَلْبٌ أَوْ أَلْقَى السَّمْعَ وَهُوَ شَهِيدٌ“Şüphesiz ki bunda kalbi olan yahut hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.” [Kâf 37]”

Böylece Sudan; İslam ile yeniden güçlü ve izzetli hale gelecek, üzerinde “Lâ ilâhe illallah Muhammedun Rasûlullah” Ukab sancağı dalgalanacaktır.

وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ * بِنَصْرِ اللَّهِ يَنْصُرُ مَنْ يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ“O gün Allah’ın zafer vermesiyle müminler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.” [Rum 4-6]

H.15 Safer 1448
M.29 Temmuz 2026

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.