Perşembe, 24 Muharrem 1448 | 2026/07/09
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi

No: HT-BA-2026-MB-TR-28 H. 13 Muharrem 1448
M. Pazar, 28 Haziran 2026

Yahudi Varlığı Gasıp Bir Varlıktır; Meşruiyeti Yoktur ve Varlığının Tanınması Caiz Değildir

Yahudi varlığı ve Lübnan, Washington’da aralıksız dört gün süren doğrudan müzakerelerin ardından bir çerçeve anlaşması imzaladı. Anlaşma; Yahudi varlığı ve Lübnan’ın aralarındaki anlaşmazlığı ve bu anlaşmazlığın temel nedenlerini ele alma ve her türlü savaş durumunu bitirme kararlılıklarını beyan etmelerini öngörüyor. Ayrıca, anlaşma Lübnan ordusunun, belirlenen açık bir süreç çerçevesinde Lübnan toprakları üzerindeki fiilî egemenliğini yeniden tesis etmesini ve ülkenin güneyindeki iki pilot bölgede güvenlik sorumluluğunu aşamalı olarak tamamen devralmasını da içeriyor.

Şüphesiz bu çerçeve anlaşması ve içerdiği maddeler, özellikle de “İsrail ve Lübnan, her birinin barış içinde var olma hakkını ve iki egemen komşu devlet olarak güvenlik içinde yaşama arzusunu teyit eder” şeklindeki birinci maddesi, Yahudilerin onlarca yıldır ulaşmayı arzuladıkları hedefi gerçekleştiriyor. Çünkü bu ifade, Filistin’i, Güney Lübnan’ı ve Suriye’nin bazı bölgelerini gasbeden bu varlığın meşruiyetini açıkça tanımaktadır. Bu ise, İslam Ümmetinin ne Lübnan’da ne de başka bir yerde asla kabul etmediği ve etmeyeceği bir durumdur. Çünkü İslam Ümmeti, evlatlarını Filistin’in tamamen özgürleştirileceği ve oraya tekbirlerle fatihler olarak girecekleri günü bekleyecekleri şekilde yetiştirmiştir.

Yahudi varlığı, İslâm ümmeti açısından tarih boyunca karşılaştığı işgallerin en zayıflarından biridir. Zira Ümmet onu yüz milyonlarca insanıyla her yönden kuşatmış durumdadır! Ancak ordularını prangaya vuran, onları Sykes-Picot duvarlarının ardına hapseden siyasi karar, Filistin işgalinin on yıllar boyunca sürmesine neden olmuştur. Bu durum, Müslüman ordularının, özellikle de sınır komşusu ülkelerdekilerin, Mübarek toprağı özgürleştirmek için harekete geçmelerinin ve ümmeti de kendileriyle birlikte harekete geçirmelerinin bir görev olduğunu teyit etmektedir.

Her kim hangi isim altında olursa olsun bu normalleşme anlaşmalarının, İslam Ümmetinin pusulasını şaşırtacağını sanıyorsa büyük bir yanılgı ve gaflet içindedir. Filistin; güzide sahabe tarafından fethedilen bir İslam toprağıdır. İlk kıblemizdir, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in İsra mekânıdır, Harem-i Şerif’in üçüncüsüdür. Şüphesiz kim böyle düşünüyorsa hayal görüyordur! Zira İslam ümmeti, çocuklarına daha küçük yaşlardan itibaren Filistin’in özgürleştirilmesinin boyunlarının borcu olduğunu öğretmektedir. Filistin’i Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın ümmet arasından seçip beğendiği bir ordu kurtaracaktır. Allah Subhânehu ve Teâlâ bu ordu hakkında şöyle buyurmuştur:

عِبَاداً لَّنَا أُوْلِي بَأْسٍ شَدِيدٍ“Pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik.” [İsrâ 5]

Kalplerini yeis bürümüş olanlara ve dünyalık kaygılarla Amerika ile onun beslemesi Yahudi varlığının peşinden sürüklenenlere, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in şu sözünü hatırlatıyoruz:

يَأْتِي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ يُخَيَّرُ فِيهِ الرَّجُلُ بَيْنَ الْعَجْزِ وَالْفُجُورِ، فَمَنْ أَدْرَكَ ذَلِكَ الزَّمَانَ فَلْيَخْتَرِ الْعَجْزَ عَلَى الْفُجُورِ“İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki; kişi, acziyet (zayıflık) ile fısk (günahkârlık/haddi aşmak) arasında seçim yapmak zorunda kalacak. Kim o zamana yetişirse, acziyeti fısk üzerine tercih etsin.” Yahudi varlığı ve arkasındaki Amerika, İslam beldelerinden her birinin bu varlığın meşruiyetini tanımasını ve ardından sınırların ve detayların müzakeresine başlanmasını amaçlamaktadır ki bu detaylar, tanıma gerçeğini değiştirmeyecektir. Böylece güçle başaramadıklarını anlaşmalarla Yahudilere kazandırmış olacaklar ve isimlerini mübarek toprak Filistin’i peşkeş çeken, onu İslam ümmetinin düşmanlarına satanların listesine yazdıracaklardır.

Yahudi varlığı, Müslümanların topraklarını gasp etmiş işgalci bir varlıktır. Bu sebeple ne herhangi bir meşruiyeti vardır ne de Müslüman beldelerinde var olma hakkı. Ümmeti bu gaspçı varlıktan ve onun şerrinden kurtarmak, bütün İslâm ordularının, öncelikle de en yakın olanların sorumluluğudur. Biz de onları bu görevi yerine getirmeye çağırıyor ve çağırmaya da devam edeceğiz. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ مَا لَكُمْ إِذَا قِيلَ لَكُمُ انفِرُواْ فِي سَبِيلِ اللهِ اثَّاقَلْتُمْ إِلَى الأَرْضِ أَرَضِيتُم بِالْحَيَاةِ الدُّنْيَا مِنَ الآخِرَةِ فَمَا مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا فِي الآخِرَةِ إِلاَّ قَلِيلٌ“Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size “Allah yolunda sefere çıkın” denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir.” [Tevbe 38]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
el-Mezra’a, P.K. 5010-14, Kolombiya Merkezi B Blok Kat:2, Beyrut/Lübnan
Telefon: TEL: 0096 113 07 59 4 / GSM: 0096 171 72 40 43
www.hizbuttahrir.today
E-Mail: media [@] hizbuttahrir.today

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER