Pazartesi, 22 Zilhicce 1447 | 2026/06/08
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Sudan Vilâyeti
Medya Bürosu

No: SD-BA-2026-RS-TR-44 H. 29 Zilka’de 1447
M. Cumartesi, 16 May 2026

Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti Resmi Sözcüsünün, “Gasıp Düşmandan Meşruiyet Aramak Yerine Gasp Edilen Otoritesini Ümmete Geri Verin” Başlıklı Basın Toplantısında Yaptığı Konuşma

Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun. Salat ve selam âlemlere rahmet olarak gönderilen, muttakilerin imamı ve mücahitlerin önderi Efendimiz ve sevgilimiz Muhammed’in, onun âlinin, ashabının ve onu dost edinenlerin üzerine olsun.

Değerli kardeşlerim ve canlı yayın üzerinden bizleri takip eden izleyiciler! Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Sudan Hükümeti Başbakanı Kâmil İdris, 11 Mayıs’ında Vatikan’ı ziyaret etti, Papa XIV. Leo ile görüştükten sonra, Oxford ve Cambridge üniversitelerinde iki konferans vermek üzere Birleşik Krallık’a geçti. Kâmil İdris’in bu gezisi; Avrupa’nın ve özellikle de İngiltere’nin, Orgeneral el-Burhan liderliğindeki askerlerden ve Kâmil İdris liderliğindeki sivil hükümetten oluşan Sudan yöneticilerinden meşruiyeti (şer’iyyeti) çekip alma çabasının ardından geldi. Bu durum, 15 Nisan’da Berlin’de gerçekleştirilen Sudan konulu Konferansta açıkça görülmüştür. Söz konusu konferansa Sudan hükümeti davet edilmezken, eski Başbakan Abdullah Hamduk liderliğindeki “Sumud İttifakı” konferansa davet edilerek Sudan’ı temsil eden taraf olarak pazarlanmaya çalışılmıştır. Avrupa, ona Avrupalı yetkililerle görüşme imkânı tanımış ve Sudan krizini onunla ele almıştır. Berlin Konferansı öncesinde Hamduk, BM Genel Sekreteri’nin kişisel temsilcisi Beka Havisto ile görüşerek Sudan’daki savaşı sona erdirmeye yönelik uluslararası çabaları ele almıştır. Sudan Hükümeti, Avrupa’nın kendi meşruiyetini sarsıp bu meşruiyeti sivil adamlarına (özellikle Sumud İttifakı’na) verme girişimlerini fark edince; Sudan Dışişleri Bakanlığı resmi bir açıklama yaparak, kendilerine danışılmadan veya davet edilmeden düzenlenen Berlin Konferansı’nı açıkça kınamıştır. Berlin Konferansı’nın ulusal egemenliği aşan sömürgeci bir vesayet yaklaşımı olarak nitelendirmiş ve hükümetin yok sayılmasının uluslararası ilişkilerde tehlikeli bir emsal teşkil ettiğini vurgulamıştır.

Egemenlik Konseyi Başkanı General El Burhan da Berlin Konferansı’nın ardından birçok ülkeye yoğun ziyaretler gerçekleştirmiştir. Geçtiğimiz 20 Nisan’da Suudi Arabistan’a gitmiş, oradan doğrudan Umman’a geçmiş ve ardından 13 Mayıs Çarşamba günü Bahreyn’i ziyaret etmiştir.

Bütün bu ziyaretler ve benzerleri, hem askerî hem sivil kanadıyla Sudan hükümetinin meşruiyete sahip olduğunu ispatlama çabasından başka bir şey değildir. Nitekim ziyaret etikleri bu ülkelerde el-Burhan ve Dr. Kamil İdris resmi törenle karşılanmışlardır.

Amerika’nın adamları olan askerler ile Avrupa’nın özellikle de İngiltere’nin adamları olan siviller arasındaki meşruiyet savaşı, sürekli yenilenen eski bir çatışmadır. Bu çatışma, “kurtuluş” rejiminin devrilmesinden sonra daha açık hâle gelmiştir. Avrupa ve özellikle İngiltere, yetkiyi askerlerin elinden alıp sivillere vermeye çalışmıştır. Bilindiği üzere, bu itiş kakış devam etmiş, nihayet savaş patlak vermiştir. Aslında bu savaş, sivillerin sözde “Çerçeve Anlaşması” ile askerlerden iktidarı almasının yolunu kesmek amacıyla patlak vermiştir.

Sudan’da, bu uluslararası çatışmayı sömürgeci güçlerin veya yandaşlarının lehine değil de Ümmetin lehine sonlandıracak ideolojik bir devlet kurulmadığı sürece bu meşruiyet mücadelesi devam edecektir. Zira sömürgeci kâfir, Osmanlı Hilafeti’ni yıktıktan sonra Ümmetin otoritesini gasp etmiş ve Müslüman topraklarını işlevsel küçük devletçiklere bölerek bizzat ya kendisi ya da vekilleri aracılığıyla yönetmeye başlamıştır. Bilindiği üzere bu devletçiklerin görevi Ümmete değil, sömürgeciye hizmet etmektir!

Aslında otorite Ümmete aittir. Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem Medine-i Münevvere’de ilk İslam Devleti’ni kurduğundan beri yönetim yetkisini Müslümanlardan şer’î biat yoluyla almıştır. Yine Râşidi Halifelerin her biri de yetkiyi Ümmetten şer’î biat yoluyla almıştır. İslam’daki yönetim kaidelerinden birine göre otorite Ümmete aittir. Hizb-ut Tahrir tarafından hazırlanan “Hilafet Devleti Anayasa Taslağı”nın 22. maddesinde şöyle geçmektedir:

“Madde-22: Yönetim nizamı dört kaide üzerine kuruludur:

1. Hakimiyet Şeriatındır, halkın değildir.

2. Otorite ümmetindir.

3. Tek bir halife nasbetmek, Müslümanlara farzdır.

4. Şer’i hükümleri benimsemeye yalnızca halifenin hakkı vardır. Dolayısıyla anayasayı ve bütün kanunları belirleyen odur.”

Burada bizi ilgilendiren, bu maddenin “otorite ümmete aittir” şeklindeki b bendidir. Şeriat, halifenin tayinini ümmete bırakmış ve halifenin yönetim yetkisini biat ile almasını şart koşmuştur. Ubade bin Samit’ten rivayet edildiğine göre

بَايَعْنَا رَسُولَ اللهِ ﷺ عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ فِي الْمَنْشَطِ وَالْمَكْرَهِ“Gönlünümüzün hoşuna giden şeylerde olsun, hoşuna gitmeyen şeylerde olsun işitmek ve itaat etmek üzere Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e biat ettik.” Abdullah bin Amr bin el-Âs’dan rivayet edildiğine göre Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

وَمَنْ بَايَعَ إِمَاماً فَأَعْطَاهُ صَفْقَةَ يَدِهِ وَثَمَرَةَ قَلْبِهِ فَلْيُطِعْهُ إِنْ اسْتَطَاعَ فَإِنْ جَاءَ آخَرُ يُنَازِعُهُ فَاضْرِبُوا عُنُقَ الْآخَرِ“Kim ki bir imama biat eder, eliyle musafaha ederek kalbinin sevgisini verirse gücü yettiği kadar itaat etsin. Eğer başka birisi gelip o imamla (yönetimi ele geçirmek için) mücadele ederse sonra çıkanın boynunu vurun.” [Müslim]

Mademki Müslümanız, yönetenler ve yönetilenler olarak hepimizin Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şu emrine uyması farzdır:

فَلَا وَرَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَ حَتَّى يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لَا يَجِدُوا فِي أَنْفُسِهِمْ حَرَجاً مِمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُوا تَسْلِيماً“Hayır! Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar” [Nisa 65]

وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلا مُؤْمِنَةٍ إِذَا قَضَى اللهُ وَرَسُولُهُ أَمْراً أَنْ يَكُونَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ أَمْرِهِمْ“Allah ve Rasûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur.” [Ahzab 36]

Bu nedenle askerî ve sivil yöneticiler, meşruiyeti Avrupalı ya da Amerikalı işgalci düşmandan aramak yerine, ümmetin gasp edilmiş otoritesini yeniden ümmete iade etmelidir. Ümmet de hilafetin şartlarını taşıyan bir kişiye Allah’ın Kitabı, Rasûlü’nün sünneti ve bunların gösterdiği esaslara göre yönetmek üzere biat etmelidir. İşte o zaman ümmet yeniden özgür ve izzetli olacak; bütün insanlığa hayrı taşıyacak, âlemlerin Rabbini razı edecek ve kâfirlerin boyunduruğundan kurtulacaktır.

ve’s Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh

İbrâhîm Usmân [Ebu Halîl]
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Sudan Vilayeti Resmi Sözcüsü

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Sudan Vilâyeti
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
21 October Street, Imarat al-Vaqf, Ground Floor, East Khartum / Sudan
Telefon: +(249) 0912 24 01 43 – 0912 37 77 07
http://www.hizb-sudan.org/
E-Mail: spokman_sd@dbzmail.com

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER