Perşembe, 22 Şevval 1447 | 2026/04/09
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Suriye Vilâyeti
Medya Bürosu

No: SR-BA-2026-MB-TR-06 H. 17 Şevvâl 1447
M. Cumartesi, 04 Nisan 2026

Suriye Halkının Esirler ve Mescid-i Aksa’ya Destek İçin Düzenlediği Gösteriler, İslam’ın Onların Nefislerinde Ne Kadar Kökleştiğinin Bir Göstergesidir

Şam diyarı halkı, Yahudi parlamentosu Knesset’in, zindanlarında bulunan yaklaşık 9500 Filistinli esir hakkında idam cezasını onayladığı haberini duyar duymaz kardeşlerine destek olmak amacıyla ayağa kalktı. Suriye’nin pek çok şehir ve kasabasında, kardeşlerine yardım olunması çağrısında bulunan kitlesel halk gösterileri düzenlendi. Gösterilerde, esirleri ve Mescidi Aksa’yı kurtarmak için cihat ilan edilmesi ve orduların harekete geçirilmesi çağrısında bulunuldu. Göstericiler, Müslümanların büyük çoğunluğunun gaflet uykusunda bulunduğu ve yöneticilerinin iş birliği yaptığı bir dönemde, esaret altında bulunan kardeşlerine ve bir aydan uzun süredir Yahudi varlığı tarafından kapatılan, içinde namaz kılınması engellenen Peygamber Efendimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in mukaddes mekânı Mescid-i Aksa’ya destek olmak için canlarını feda etmeye hazır olduklarını ifade ettiler.

Suriye halkının bu kıyamı, düşmanları ve onların kiralık yöneticileri, yapay sınırlarla veya değersiz milliyetçi çağrılarla İslam Ümmetini ne kadar parçalamaya çalışırlarsa çalışsınlar, İslam ümmetinin tek bir vücut olduğunu kanıtlamıştır.

Ey Müslümanlar! Bizim Yahudi varlığıyla olan mücadelemiz, bir çıkar ya da sınır mücadelesi değildir; varoluşsal bir mücadeledir. Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın şu vaadi gerçekleşene kadar bu varoluşsal mücadele sona ermeyecektir:

فَإِذَا جَاءَ وَعْدُ الْآخِرَةِ لِيَسُوءُوا وُجُوهَكُمْ وَلِيَدْخُلُوا الْمَسْجِدَ كَمَا دَخَلُوهُ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَلِيُتَبِّرُوا مَا عَلَوْا تَتْبِيراً “İki vaatten ikincisinin vakti gelince, yüzünüzü üzüntüye sokmaları, kötülük yapmaları, önceden Mescid’e girdikleri gibi girmeleri, ele geçirdikleri yerleri harap etmeleri için onları tekrar göndereceğiz.” [İsra 7]

لَا تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى يُقَاتِلَ الْمُسْلِمُونَ الْيَهُودَ، فَيَقْتُلُهُمْ الْمُسْلِمُونَ، حَتَّى يَخْتَبِئَ الْيَهُودِيُّ مِنْ وَرَاءِ الْحَجَرِ وَالشَّجَرِ، فَيَقُولُ الْحَجَرُ أَوْ الشَّجَرُ يَا مُسْلِمُ يَا عَبْدَ اللَّهِ، هَذَا يَهُودِيٌّ خَلْفِي فَتَعَالَ فَاقْتُلْهُ، إِلَّا الْغَرْقَدَ فَإِنَّهُ مِنْ شَجَرِ الْيَهُودِ “Müslümanlar Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. O harpte Müslümanlar Yahudileri öldürecekler. Öyle ki, Yahudi, taşın ve ağacın arkasına saklanacak da, taş veya ağaç; “Ey Müslüman, Ey Allah’ın kulu! İşte arkamda bir Yahudi. Gel, onu öldür” der. Yalnızca Garkad bir şey söylemez. Zira o, Yahudilerin ağaçlarındandır.” Yöneticiler, bu savaşın kaçınılmaz olduğu gerçeğini ne kadar görmezden gelirlerse gelsinler; Yahudi varlığı ile güvenlik anlaşmaları imzalamaya ne kadar hevesli olurlarsa olsunlar; Filistin halkına yardım etmeyi, hatta Yahudilerin Suriye topraklarına ve halkına düzenlediği saldırıları ne kadar umursamazlarsa umursasınlar; onların bu durumu çatışmanın özünü ve kaçınılmazlığını asla değiştirmeyecektir.

Yahudi varlığı, Müslümanlarla olan mücadelesini bir varlık mücadelesi olarak görmektedir; bu yüzden onların güç kaynaklarını yok etmek ve toprakları üzerinde hâkimiyet kurmak için elinden geleni yapmaktadır. Fırat’tan Nil’e uzanan emellerini açıkça dile getirmekte, Mescid-i Aksa’yı yıkıp yerine sözde mabedini kurmayı hedeflemekte ve ülkeyi parçalamak için her türlü ayrılıkçı unsuru ve mezhepçi yapıları desteklemektedir. Tüm bunlara rağmen hala bu gaspçı varlıkla olan çatışmanın hakikatinden gaflet içinde olmak ve bu çatışmanın kaçınılmazlığı görmezden gelmemiz akıl kârı mıdır?

Sonuçları ne olursa olsun, Filistin’deki kardeşlerimize yardım edilmesi farzdır. Bu nedenle Şam diyarı halkı, kardeşlerine yardım etmek için kararlılıkla ve azimle seferber olmuştur. İslam’ın ana yurdu olan Şam’a yakışan da budur.

Ancak asıl büyük sorumluluk, genel olarak Müslüman beldelerindeki ordulardadır. Ey askerler! Nureddin Zengi ve Selahaddin gibi kurtarıcıların siretini yeniden canlandırmaya, Yahudi varlığına karşı kazanılan zaferi müjdeleyen ve gökleri çınlatan tekbir seslerine ortak olmaya hiç mi özlem duymuyor musunuz?

Yahudi varlığı aslında zayıf bir varlıktır; Müslüman ordularının tek bir samimi hamlesine bakar. Aksa Tufanı operasyonu hem bu varlığın hem de destekçisi Amerika’nın ne kadar kırılgan olduklarını kanıtlamıştır. Onlar, Allah’ın hükmünü yerine getiren, dinine yardım etmek için savaşan, evlatları cihada ve Allah yolunda şehadete âşık olan ideolojik bir devletin karşısında asla tutunamazlar.

Ey ordular! Hizb-ut Tahrir’li kardeşleriniz olarak biz, size Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in şu hadisini hatırlatıyoruz:

الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ لَا يَظْلِمُهُ وَلَا يَحْقِرُهُ وَلَا يَخْذُلُهُ “Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu hor görmez ve onu yüz üstü bırakmaz” Sizi dininize sahip çıkmaya, esir kardeşlerinize yardım etmeye ve Müslümanların ilk kıblesi, Peygamberimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem ’in İsra yurdu Mescid-i Aksa’yı kurtarmaya çağırıyoruz.

Allah’ın vaadini, yeryüzünde Allah’ın hükmünü uygulayan sadık ve ihlaslı müminler ancak gerçekleştirecektir. Allah’ın vaadini gerçekleştirmenin yolu da Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafettir. Hilafet, adaleti yayacak, Allah’ın kullarına yardım etmek ve ülkeyi kurtarmak için orduları harekete geçirecektir. Öyleyse gelin o devletin yardımcıları ve askerlerinden olun; kurtuluşumuz, zaferimiz ve hem dünyada hem de ahiretteki izzetimiz ancak bundadır.

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Suriye Vilâyeti
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
Telefon: +8821644446132 Skype: TahrirSyria
www.tahrir-syria.info
E-Mail: media@tahrir-syria.info

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER