Salı, 29 Muharrem 1448 | 2026/07/14
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Özbekistan
Medya Bürosu

No: ÖZ-BA-2026-MB-TR-08 H. 26 Muharrem 1448
M. Cumartesi, 11 Temmuz 2026

Özbekistan Cumhurbaşkanlığı’na Din ve İrşad İşlerinden Sorumlu Yeni Danışman Atanması Hakkında

Özbekistan Cumhurbaşkanı’na Din ve İrşad İşlerinden Sorumlu danışman olarak Muzaffer Kamilov’un atanması, devletin din politikası alanında izlediği temel yaklaşımın değişmediğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Siyasi yaklaşım değişmediği sürece, görevlerdeki kişilerin değiştirilmesi Müslümanlar açısından gerçek bir çözüm anlamına gelmez.

Son yıllarda dini alanda reformlardan sıkça bahsedilmiş ve bazı kısıtlamaların hafifletildiği duyurulmuştur. Ancak temel mesele olan İslam’ın toplum ve devlet hayatındaki konumu hâlâ değişmemiştir. Din, hala devletin çizdiği sınırlar içine hapsedilmeye devam etmekte ve dini devlet denetimine tabi tutmaya dayalı politika, egemen yaklaşım olmayı sürdürmektedir.

Bu noktadan hareketle din ve irşat işlerindeki gerçek değişimin, görevlilerin değişmesiyle değil, politikanın bizzat kendisinde yapılacak köklü bir değişimle mümkün olacağını vurguluyoruz. Bunun başında da on sekiz yaşından küçüklerin dini eğitim almalarını veya Cuma namazı gitmelerini yasaklayan kısıtlamaların kaldırılması gelmektedir. Aynı şekilde anne ve babaların çocuklarını iman üzere yetiştirmeleri, onlara helali ve haramı, yüksek ahlaki değerleri öğretmeleri ve Kur’an-ı Kerim’i ezberletmeleri suç olarak değerlendirilmemeli, bilakis bunlara, toplumun kalkınmasına ve ahlaki istikrarının güçlenmesine büyük katkı sağlayan faaliyetler olarak bakılmalıdır.

Ayrıca devletin İslam eğitimi ve öğretimini tekeline alması da kabul edilemez bir durumdur. Müslümanların, çocuklarına Kur’an ilimlerini ve şeri ilimleri nerede ve kimin öğreteceğini özgürce seçme hakkı vardır. Toplumun gerçek maslahatı, ilmin kısıtlanması ve kuşatılmasında değil, yayılmasının teşvik edilmesinde saklıdır. Buna karşılık, bira festivalleri ve benzeri ahlaksızlık ve yozlaşmaya dayalı, devletin desteklediği bazı etkinlikler, toplum içindeki ahlaki ortamın zayıflamasına doğrudan katkıda bulunmaktadır.

Ayrıca biz, bini eğitim veya dini faaliyetler nedeniyle hapsedilen kişilerin dosyalarının adil ve bağımsız bir şekilde yeniden incelenmesi, özgürlük gibi temel hakları ihlal edilen herkesin derhal serbest bırakılması ve uğradıkları zararların tazmin edilmesi için gerekli adımların atılması gerektiğine inanıyoruz.

Devletin temel görevi, inancı bastırmak veya dini eğitimle savaşmak değil, insanların meşru insani haklarından sayılan dini değerleri ve inançları korumaktır. Toplum için gerçek tehlike, şeri ilimlerin öğretilmesi değil; gençleri zina, uyuşturucu, kumar, alkol bağımlılığı ve ahlaki çöküntü gibi kötülüklere sürükleyen ortamın yaygınlaşmasıdır. Faaliyet gösterdiği alan ne olursa olsun, ahlaksızlığı yayan veya pornografik ve ahlaka aykırı içeriklerin toplumda sıradan hale gelmesi için çalışan herkes hesap vermelidir. Bu olgularla mücadele etmek ve bunları ortadan kaldırmak için etkin tedbirler almak, sağlıklı her toplumun önceliklerinden olmalıdır.

Dinî meseleleri baskıcı yöntemlerle çözmeye çalışmanın, toplum içindeki güveni artırmayacağını, aksine devlet ile halk arasındaki güven uçurumunu daha da derinleştireceğini bir kez daha vurguluyoruz. Gerçek istikrar güç kullanarak değil; ancak adaletin tesis edilmesi, temel insan haklarına saygı gösterilmesi ve insan onurunun korunmasıyla sağlanır.

İslam sadece bireysel ibadetlerden ibaret değildir; bilakis toplumun, ekonominin, eğitimin, yargının, dış politikanın ve yönetimin işlerini düzenleyen kapsamlı ilahi bir sistemdir. Bu nedenle İslam’ı sadece ruhsal veya vaaz boyutuna hapsetmek, onun ilahi mesajına yönelik bir saldırıdır, onu parçalama ve hakikatini çarpıtma girişimidir. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:

وَلَا تَقُولُوا لِمَا تَصِفُ أَلْسِنَتُكُمُ الْكَذِبَ هَذَا حَلَالٌ وَهَذَا حَرَامٌ لِّتَفْتَرُوا عَلَى اللَّهِ الْكَذِبَ إِنَّ الَّذِينَ يَفْتَرُونَ عَلَى اللَّهِ الْكَذِبَ لَا يُفْلِحُون “Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah’a karşı yalan uydurmak için, “Şu helaldir”, “Şu haramdır” demeyin. Şüphesiz, Allah’a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler.” [Nahl 116]

Bir kez daha gerçek değişimin sadece makamların el değiştirmesiyle değil, yönetimde esas alınan ölçülerin kökten değişmesiyle gerçekleşeceğini vurguluyoruz. Allah’ın indirdiği hükümler devlet ve toplum hayatının temeli kılınmadığı sürece; danışman, bakan veya diğer yetkililer olsun, sırf kişilerin değiştirilmesi Müslümanların özlemini duyduğu adalet ve istikrar asla sağlamayacaktır.

İslam, yalnızca Özbekistan’daki Müslümanların kurtuluş yolu değil, aynı zamanda tüm insanlığı Batı uygarlığının karanlıklarından hidayetin aydınlığına çıkarmaya kadir yegâne sistemdir. İslam, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem ’in bütün insanlığa getirdiği eksiksiz kapsamlı bir hayat sistemidir. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:

وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِّـلْعَالَمِينَ “Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” [Enbiya 107]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Özbekistan
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
Telefon: 

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER