بسم الله الرحمن الرحيم
وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلا مُؤْمِنَةٍ إِذَا قَضَى اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَمْراً أَن يَكُونَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ أَمْرِهِمْ وَمَن يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ ضَلَّ ضَلالاً مُّبِيناً
“Allah ve Rasûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mümin erkek ve hiçbir mümin kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Rasûlüne karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır.” [Ahzab 36]
Ey insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmet! Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem ’in Ümmeti, diğer insanlardan ayrı olarak tek bir Ümmet değil midir? Ümmetin oruçta ve bayramda ayrılığa düşmesi, ihtilaf etmesi, parçalanmışlıklarını kökleştirmek ve birliklerini yırtmak demek değil midir?
Müslüman beldelerindeki rejimlerin, Müslümanlar arasında oruç ve bayram hususunda tefrikayı kökleştirmeye ne kadar hırslı olduklarını görmüyor musunuz?
Müslüman beldelerindeki Fetva Kurumlarının, Ezher bünyesindeki İslami Araştırmalar Akademisi’nin fetvasından neden vazgeçtiklerini ve bu fetvayı sitelerinden neden kaldırdıklarını hiç sormadınız mı? O fetva ki, İslam beldelerinde oruç ve bayramın birliğine vurgu yapıyor ve Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem ’in
صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ فَإِنْ غُبِّيَ عَلَيْكُمْ فَأَكْمِلُوا عِدَّةَ شَعْبَانَ ثَلَاثِينَ “Hilali gördüğünüz zaman oruç tutun. Hilali gördüğünüzde iftar edin. Eğer hava kapalı olursa, Şa’bân ayını otuza tamamlayın” [Buhari] hadis-i şerifi uyarınca; bir beldede hilalin görülmesinin sabit olması halinde bunun tüm Müslümanlar için bağlayıcı olduğu ifade ediliyordu.
Ey insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmet! Hizb-ut Tahrir, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in
صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ “Hilali görünce oruç tutun, hilali görünce iftar edin” [Buhari] sözüyle amel ederek Müslümanların orucunun da bayramının bir olması gerektiğini benimsemiştir. Hizb-ut Tahrir, işte İslam Ümmetinin diğer insanlardan ayrı olarak tek bir Ümmet olduğu gerçeğini ifade eden bu şer’i hükmü benimsemiştir. Ancak uşak rejimler ve onların borazanları, Hizb’in Müslümanları oruç ve bayramlarında birlik olmaya çağıran bu davetiyle savaşmakta ve Müslümanlar arasındaki ayrılığı körüklemektedirler. Hatta işi o kadar ileri götürmüşlerdir ki, Hizb-ut Tahrir’in oruç ve iftar birliği çağrısını fitne ve tefrika olarak nitelemişlerdir! Halbuki bu, hakkı batıl ile örtmeye ve karıştırmaya çalışan mücrimlerin kadim üslubudur.
وَلَا تَلْبِسُوا الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ وَتَكْتُمُوا الْحَقَّ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ “Hakkı batılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin” [Bakara 42]
Ey mübarek toprak halkı! Allah’a ve Rasûlü’ne ihanet eden Filistin Yönetimi; Hizb-ut Tahrir’in Şevval hilalinin şer’î bir şekilde görüldüğünü ilan etmesinin ardından tüm borazanlarını seferber etmiş, emniyet birimlerini harekete geçirmiş ve valileri vasıtasıyla demir yumrukla vurma tehditleri savuran tehditkâr açıklamalar yayınlamıştır!
Peki bu telaş neden? Bu sertlik niçin? Neden halkın malını mülkünü talan eden otoritenin yozlaşmış adamlarına karşı aynı telaş ve sertliği göremiyoruz? Neden o valilerin; Filistin halkına saldıran, evlerini ve camilerini yakan, arazilerini gasp edip ağaçlarını söken yerleşimcilere “demir yumrukla” karşılık vereceklerine dair tehditler savurduklarını göremiyoruz? Tam tersine, güvenlik birimlerinin, gazaba uğrayanlar ve onların yerleşimci sürülerinin her hareketinde inlerine saklandıklarını görüyoruz!
Ey insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmet! Düşmanlarınızın en çok korktuğu şey sizin birliğinizdir. Bu nedenle Ümmetimizi parçalamak ve birliğini dağıtmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Zira bu parçalanmışlık sayesinde kanlarımızı akıtmakta, mukaddesatımızı çiğnemekte ve servetlerimizi yağmalayabilmektedirler. Mescid-i Aksa’nın kapatılması ve namazın engellenmesi, ümmetin bölünmüşlüğünün sonucu değil mi? Gazze’nin yıkılması, halkının açlığa mahkûm edilmesi, hâlâ kuşatma altında olması İslam’ın yokluğu ve ümmetin parçalanmışlığının neticesi değil mi? Lübnan ve İran’ın bombardıman altında olması İslam’ın yokluğu ve Ümmetin bölünmüşlüğünün sonucu değil mi? Artık İslam ümmeti ve orduları için, tek bir lider etrafında birleşme ve safları birleştirme zamanı gelmedi mi?!
Ey insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmet!
إِنَّ اللهَ يُحِبُّ الَّذِينَ يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِهِ صَفّاً كَأَنَّهُم بُنْيَانٌ مَّرْصُوصٌ “Hiç şüphe yok ki Allah, kendi yolunda, duvarları birbirine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever.” [Saf 4] Peki bu nasıl gerçekleşecek? Bunun yolu nedir? Ümmet nasıl tek bir saf hâlinde, yekpare bir yapı gibi düşmanlarıyla savaşacaktır? Suud ailesi, Ürdün yönetimi veya Sisi rejiminin gölgesi altında bu mümkün mü?
Müslümanlar daha oruçta ve bayramda bile birleşemezken, duvarları birbirine kenetlenmiş bir bina gibi olmamız mümkün mü?
Ey Allah için sevdiğimiz kardeşlerimiz! Hizb-ut Tahrir, sizi orucunuzu ve bayramınızı bir kılmaya, ordularınızı düşman ile savaşta tek bir safta birleştirmeye davet ediyor.
Hizb-ut Tahrir sizi; Müslümanlara zillet, eziklik ve tefrikayı miras bırakan Amerika ve Batı’ya bağımlılıktan kurtulmaya çağırıyor.
Hizb-ut Tahrir, aranızda Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafeti kurmak için çalışmaktadır. Raşidi Hilafet, kelimenizi birleştirecek, dininizi ikame edecek ve insanlığı kapitalizmin karanlıklarından İslam’ın nuruna çıkarmak için bu dini bir hayır ve hidayet risaleti olarak tüm dünyaya taşıyacaktır.
İşte bizim çağrımız budur; bu aynı zamanda Allah ve Rasûlü’nün müminlere yönelik bir çağrısıdır. Allah Subhânehu ve Teâlâ’dan kalplerinizi bu hayra açmasını; böylece hayatınızın, kurtuluşunuzun ve Rabbinizin rızasının olduğu Allah ve Rasûlü’nün emrine icabet etmenizi niyaz ediyoruz.
Allah oruçlarınızı ve ibadetlerinizi kabul etsin, bayramınızı mübarek kılsın. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ وَأَنَّهُ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ * وَاتَّقُوا فِتْنَةً لَا تُصِيبَنَّ الَّذِينَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَاصَّةً وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ “Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’ın ve Rasûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O’nun huzurunda toplanacaksınız. Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir azaptan sakının ve bilin ki Allah, azabı çetin olandır.” [Enfal 24-25]
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Mübarek Toprak (Filistin)
H. 1 Şevvâl 1447
M. Perşembe, 19 Mart 2026



