Pazartesi, 19 Şevval 1447 | 2026/04/06
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Amerika
Medya Bürosu

No: ABD-BA-2026-MB-TR-03 H. 14 Şevvâl 1447
M. Çarşamba, 01 Nisan 2026

Amerika ve Beslemesi Yahudi Varlığı, Ümmete Karşı Yürüttüğü Savaşı Sürdürüyor!

Amerika Birleşik Devletleri, Knesset’in Filistinli esirlere idam cezası getirmesinin ardından, 30 Mart 2026 Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Yahudi varlığının kendi kanunlarını çıkarma hakkına saygı duyduğunu belirtti. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü yaptığı açıklamada “ABD, terörden suçlu bulunan kişiler için İsrail’in kendi yasa ve cezalarına karar vermeye dair egemenlik hakkına saygı duyuyor.; İsrail’in bu tür tedbirleri adil bir dava ve uygun adil yargılama güvenceleri ile koruma yöntemlerine saygı çerçevesinde uygulayacağına güveniyoruz” dedi.

Amerika ve beslemesi Yahudi varlığı; son iki yılı aşkın süredir Mübarek Toprak Filistin’de, İmam Müslim ve İmam Buhari’nin diyarında (Orta Asya), Lübnan’da ve diğer yerlerde döktükleri kanlara doymamış olmalılar ki şimdi de Yahudi varlığı, Amerika’nın onayıyla, çoğu cepheden değil evlerinden kaçırılarak esir edilen Filistinlileri katletmeye ve tasfiye etmeye başladı. Esirlere insani muameleyi öngören tüm uluslararası hukuk ve örfleri hiçe sayan bu uygulama, Müslümanlara karşı yürütülen kanlı sömürgeci sicilin yeni bir halkasıdır. Amerika ve Yahudi varlığı, tarihte eşi benzeri görülmemiş cürümlere imza atmışlardır.

Amerika ve beslemesi Yahudi varlığının “insan hakları, özgürlük ve demokrasi” sloganları yerini artık açıkça kan ve ölüm siyasetine bırakmıştır. Politikaları artık aldatmaca ve yalan üzerine değil, açıkça katliam üzerine kuruludur. Kanlı yüzleri ve gerçekleri açığa çıktığı için dünyada ve İslam beldelerinde stratejilerini pazarlama yöntemlerini artık halkları zorla boyun eğdirme ve sindirme üzerine dayalıdır. Bu stratejiye karşı çıkan herkesi, çocuk, yaşlı, esir, özgür demeden öldürüp kanını içmektedirler. Hatta İran rejimi gibi on yıllardır kendilerine hizmet edenleri bile öldürmektedirler. Nitekim Amerika, kendisinin her emrine itaat eden İranlı liderlerin sırf uydusu olmayı reddettikleri için kanlarını akıtmıştır. Bununla da yetinmeyip köprüler, elektrik santralleri, üniversiteler, okullar ve evler gibi altyapıları, evlerinde ve merkezlerinde güven içinde olan masum Müslümanların başına yıkmışlardır. Amerika’ya isyan etmeyi ve kendi çıkarlarını düşmanlarının çıkarlarından üstün tutmayı onlara haram kılmışlardır!

Şayet İslam Ümmet’in bir Halife’si olsaydı, Amerika ve beslemesi Yahudi varlığı Mübarek Toprak Filistin’de ve İmam Müslim ile Buhari’nin yurdunda mustazaf (ezilmiş) Müslümanlara karşı bu kadar azgınlaşabilir miydi? Zira Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

إِنَّمَا الْإِمَامُ جُنَّةٌ يُقَاتَلُ مِنْ وَرَائِهِ وَيُتَّقَى بِهِ“İmam ancak bir kalkandır. Arkasında savaşılır ve onunla korunulur.” [Müslim] Bu yüzden fakihler, Müslümanları Allah’ın indirdikleriyle yönetecek ve kendisiyle korunacakları bir Halife var etmek için çalışmayı farzların tacı olarak nitelendirmişler, boynunda bir Halife’ye biat olmadan ölen kimsenin cahiliye ölümü üzere öleceğini belirtmişlerdir. Nitekim Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

وَمَنْ مَاتَ وَلَيْسَ فِي عُنُقِهِ بَيْعَةٌ مَاتَ مِيتَةً جَاهِلِيَّةً“Kim boynunda biat halkası olmadan ölürse cahiliye ölümüyle ölmüş olur.” [Müslim] Bu nedenle Amerika ve Yahudi varlığı, Müslümanların Ömer Faruk ve Abdülhamid Han gibi bir Halifeleri olana dek, Allah ve Müslümanların mukaddesatını ayaklar altına almaya devam edecektir. İşte bu sebeple, Ümmet’i bir araya toplayacak bir Halife var etmek için çalışmak, Allah’ın Müslümanlara farz kıldığı en büyük farzlardan biridir. Zira Halife olmadan İslam zayi edilmeye ve Müslümanların mukaddesatı çiğnenmeye devam edilecektir. Usul kaidesine göre; “Bir vacibin ancak kendisiyle tamamlandığı şey de vaciptir”, hele ki bu vacip farzların tacı ise durum nasıl olur?!

Bugün Müslümanların işlerini güden ve onları bu kan emici kurtlardan koruyan bir çoban mevcut değildir. Öte yandan bu devletler, kendi içlerinde yaşayan milyonlarca Müslüman’a da değer vermemektedirler. Çünkü başta Amerika olmak üzere Batı’daki Müslüman topluluklar, rejimlere bağlı sesler (ajanlar) aracılığıyla kandırılarak ve aldatılarak ehlileştirilmiş ve Batı toplumları içinde eritilmeye çalışılmıştır. Onlara, Batılı devletlere bağlılığın bir görev olduğu telkin edilmiş ve bu devletlerin seçimlerine katılmanın, onların politikacılarını desteklemenin normal hatta farz olduğu söylenmiştir. Oysa ister iktidar ister muhalefet olsun bu siyasi partilerin Müslüman beldelerini sömürmek ve kutsallarını çiğnemekten başka bir programları yoktur. Eğer Batı’daki Müslümanlar, şer’i ölçüler dahilinde dinlerine ve ümmetlerine hizmet eden ve kendilerini temsil eden bir iradeye sahip olsalardı, ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü esirlerin idam edilmesi yasasına “saygı duyuyoruz” şeklinde bir açıklamaya yapmaya cesaret edebilir miydi? Bu nedenle Müslüman topluluklar, İslam’ı sömürgeci Batı ideolojisine karşı bir uygarlık alternatifi olarak taşımalı ve siyasi partilerden bağımsız bir baskı gücü oluşturarak bu rejimler üzerinde etkili olabileceğini fark etmelidir.

Ey Amerika’daki Müslümanlar, ey akıl sahipleri! Amerika ve beslemesi Yahudi varlığının, tüm insani ve ahlaki değerleri çiğnediği artık apaçık ortadadır. Eğer siz bu sistemi yönetenleri hesaba çekmezseniz hem dünya halkları hem de ümmet sizi bu suskunluğunuzdan dolayı hesaba çekecektir. Bu, Allah katında büyük bir günahtır. Bilin ki; insanlar arasında adaleti sağlayabilecek ve çifte standart uygulamayacak olan tek sistem yüce İslam’dır. İslam’ı, adil bir nizam ve uygarlık alternatifi olarak benimsemelisiniz. İslam nizamı zenginle fakiri, güçlüyle zayıfı bir tutacaktır. Nitekim Ömer RadıyAllahu Anh, güçlünün zayıfa tahakkümünü şu sözüyle reddetmiştir: “Annelerin hür olarak doğurduğu insanları ne zamandan beri köleleştirdiniz?” Haydi Hizb-ut Tahrir ile birlikte çalışın. Hizb, bir uygarlık alternatifine sahiptir. İslami ülkelerde Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafet’i kurmak, Batı’dakileri ise kapitalizmin karanlıklarından ve zulmünden İslam’ın aydınlığına ve adaletine çıkarmak için çalışmaktadır.

قُلْ يَا أَهْلَ الْكِتَابِ تَعَالَوْا إِلَى كَلِمَةٍ سَوَاءٍ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ أَلَّا نَعْبُدَ إِلَّا اللهَ وَلَا نُشْرِكَ بِهِ شَيْئاً وَلَا يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضاً أَرْبَاباً مِنْ دُونِ اللهِ فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُولُوا اشْهَدُوا بِأَنَّا مُسْلِمُونَ“De ki: “Ey Kitap ehli! Ancak Allah’a kulluk etmek, O’na bir şeyi eş koşmamak, Allah’ı bırakıp birbirimizi Rab olarak benimsememek üzere, bizimle sizin aranızda müşterek bir söze gelin”. Eğer yüz çevirirlerse: “Bizim Müslüman olduğumuza şahit olun” deyin.” [Ali İmran 64]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Amerika
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
Telefon: 

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER