حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Bangladeş Vilayeti
Medya Bürosu
| No: BG–BA–2026–MB–TR–09 |
H. 3 Zilhicce 1447 M. Çarşamba, 20 May 2026 |
ACSA (Karşılıklı Edinim ve Hizmet Anlaşması) ve GSOMIA (Askeri Bilgilerin Genel Güvenliği Anlaşması): Uyanık İnsanlar ve Samimi Siyasiler Ülkenin Tabi Bir Devlete Dönüşmesini Engellemek İçin Öne Atılmalıdır!
Çeşitli kaynakların, Amerika ve Bangladeş’in sömürgeci bir karaktere sahip olan Karşılıklı Ticaret Anlaşması (ART) adı altında bir dizi savunma ve ticaret anlaşmasında ilerleme kaydedildiğini doğrulaması, Bangladeş halkı için son derece endişe verici bir durumdur. Amerika’nın GSOMIA anlaşması için yürüttüğü kampanya, Mart 2022’de dönemin ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Victoria Nuland’ın Askeri Bilgilerin Genel Güvenliği Anlaşması (GSOMIA) taslağını sunmasıyla soyut kavramlardan somut bir yol haritasına dönüşmüştür. “Karşılıklı Edinim ve Çapraz Hizmet Anlaşması” (ACSA) resmi olarak Nisan 2019’da önerilmiş ve Dakka’daki 7. Güvenlik Diyaloğu sırasında da pekiştirilmiştir. Hizb-ut Tahrir / Bangladeş Vilayeti, halkı ve siyasetçileri uzun zamandır Amerika ile imzalanması planlanan iki büyük askerî anlaşma GSOMIA ve ACSA konusunda sürekli uyarmıştır. Amerika’nın egemenliği baltalayan bu anlaşmaları hızlandırmak için uyguladığı baskıların nihai aşamaya gelmesiyle birlikte, bu anlaşmaların gerçek tehlikeleri artık gün yüzüne çıkmaya başlamıştır. Bu çerçevede GSOMIA anlaşması, Bangladeş’i kendi istihbarat bilgilerini ABD’nin bölgesel hedefleriyle uyumlu hale getirmeye zorlayabilir ve ülkeyi istenmeyen çatışmaların içine çekebilir. Diğer yandan ACSA anlaşması ise Cox’s Bazar’dakine benzer “esnek/yumuşak üslerin” kurulmasının önünü açabilir ki; bu durum, stratejik tarafsızlığı dinamitleyen yeni sömürgeci (neo-kolonyal) nüfuzun ta kendisidir!
2009’dan bu yana Hizb-ut Tahrir / Bangladeş Vilayeti, Amerika’nın yumuşak sömürgeciliğine karşı açıkça tavır alan tek siyasî parti olmuş ve 11 Eylül sonrasında stratejik suları kontrol etmek amacıyla Sri Lanka’ya dayatılan ACSA benzeri askerî anlaşmaların bugün Bangladeş’in egemenliği için de benzer bir tehdit oluşturduğu konusunda ümmeti uyarmıştır. Mart 2026’da, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Paul Kapur’un ziyareti ve Amerika’nın GSOMIA ile ACSA anlaşmalarını dayatmak için baskılarını artırması üzerine Hizb-ut Tahrir / Bangladeş Vilayeti; Dakka ve Chittagong’da Cuma namazı sonrasında protesto yürüyüşleri düzenlemiştir. Bu yürüyüşlerde parti, Başkan Trump’ın Bangladeş Başbakanı’na egemenliği ihlal eden bu anlaşmaları tamamlaması için kararlı adımlar çağrısında bulunduğunu gözler önüne sermiştir.
Ülke yöneticileri gerçekten de varlıklarının Washington’a bağlı olduğunu mu düşünüyorlar? Oysa Washington, bugüne kadar hiçbir yöneticiyi kendi halkının öfkesinden koruyamamıştır! Aksine, halkına düşman olan rejimlerin çökmeye başladığını görünce anında onları yüzüstü bırakmış, doğrudan halkla ilişki kurmaya yönelerek kendisi için yeni bir uşak arayışına girmiştir. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, Batı hegemonyasına hizmet eden ve Ümmete ihanet eden sefih ve ahmak bu Ruveybidalar hakkında bizleri uyarmıştır. Buna rağmen yöneticiler, geçici bir güvenlik uğruna Ümmetin geleceğini ipotek altına almaktalar, lider gibi değil birer uşak/uydu gibi hareket etmektedirler. Hal böyleyken Washington’a gür bir sesle “HAYIR” diyemeyen ve Ümmetin egemenliğini korumaktan aciz olan mevcut siyasi partilerden zerre kadar bir hayır beklenir mi?
Peki ya Temmuz İntifadası’nın “Jön Türkleri” nerede? Onlar, Amerika’nın yeni sömürgeciliğine ve egemenlik karşıtı bu anlaşmalara karşı derin bir sessizliğe gömülmüş durumdalar! Diğer partiler gibi onlar da Amerika’nın rızasını kazanmanın peşindeler. Yoksa onlar da Amerikan sömürgeci nüfuzunun birer aparatına mı dönüştüler? Bu sessizlik apaçık bir ihanettir! Bu ticari ve askeri anlaşmalar, halkı temsil ettiğini iddia eden partiler için gerçek bir samimiyet testidir. Tarih bu konuda apaçık uyarılarla doludur. Onlar bu ihaneti, “Hindistan’a karşı bizi koruması için Amerika’ya çağrıda bulunuyoruz” diyerek meşrulaştırmaya çalışmaktadırlar. Ayıdan kaçarken kurda tutulmak, ayının pençesinden korunmak için kurdu yardıma çağırmak değil midir bu?!
Hizb-ut Tahrir / Bangladeş Vilayeti; her bilinçli insanı, her ihlaslı siyasiyi ve ordumuzdaki her dürüst subayı, egemenliğinizi koruma niyeti olmadığını sessizliğiyle kanıtlayan bu partilerle vakit kaybetmeyi bırakmaya çağırıyor. Onların sloganlarına aldanmayın; zira onlar, iktidarda kalmak için sizi anında satmaya hazırdırlar. Sadakat ve ihlasla tanımlanabilecek yegâne siyaset, Nübüvvet Metodu Üzere Hilafeti kurmak için çalışmaktır. Amerikan askeri şantajına, ekonomik baskılarına ve stratejik kuşatmasına karşı durabilecek tek güç Hilafettir. Hilâfet, ticaret anlaşmaları uğruna topraklarını pazarlık konusu yapmayacak; tekstil gümrükleri karşılığında limanlarını takas etmeyecektir. Yalnızca Allah Subhânehu ve Teâlâ’ya boyun eğecektir. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:
وَلَنْ يَجْعَلَ اللَّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلاً“Allah, müminlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir” [Nisa 141]
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Bangladeş Vilayeti Medya Bürosu |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi H. M. Siddque Mansion 55/A Purana Patlan, 4th Floor / Dhaka 1000 / Bangladesh Telefon: +(880) 17 13 00 88 22 www.khilafat.org |
Fax: +(880) 29 55 88 54 E-Mail: info@khilafat.org |



