حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Kırgızistan
Medya Bürosu
| No: KI-BA-2025-MB-TR-03 |
H. 4 Muharrem 1448 M. Cuma, 19 Haziran 2026 |
31 Ağustos tarihinde, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) üye devletleri liderlerinin 25. Zirvesi gerçekleştirilecek. Bilindiği üzere bu örgüt; sözde terörizm, aşırılıkçılık, ayrılıkçılık ve uyuşturucu kaçakçılığı olmak üzere dört tehlike ile mücadele etmek amacıyla kurulmuştur.
Kurulduğu günden bu yana örgüt, terör ve aşırılıkla mücadele bahanesiyle sürekli Müslümanları hedef almıştır. Ayrılıkçılıkla mücadele bahanesiyle Çin’deki Uygurlar ve diğer bölgelerdeki Müslümanlar ağır zulümlere maruz kalmaktadırlar.
Mevcut gelişmeler, yaklaşan zirveye evsahipliği yapacak olan Kırgızlı yetkililerin yükümlülüklerini erkenden yerine getirmeye başladığını göstermektedir. Bu çerçevede, aşırılık ve terörle mücadele bahanesiyle dava taşıyıcılarını (Hizb-ut Tahrir üyelerini) tutuklama, baskınlar düzenleme ve güvenlik şovları yapma faaliyetlerini yoğunlaştırmışlardır. Nitekim Oş ve Batken vilayetlerinde düzenlenen özel operasyonlarda, terör suçlamasıyla 31 kişinin tutuklandığı duyurulmuştur.
Çok geçmeden Bişkek şehrinde, bir dizi dava taşıyıcısının ve Müslüman kız kardeşlerimizin evlerini hedef alan keyfi aramalar gerçekleştirilmiştir. Örneğin; 12 Haziran 2026 günü sabah saat 06:00 sularında, Bişkek’in Sverdlov bölgesi emniyet görevlileri davetçi bir aileyi rahatsız etmiş ve onları hileyle kapıyı açmaya zorlamışlardır. Ev sahibine aracının bir kazaya karıştığını söyleyerek dışarı çıkmasını istemişler. Bunun üzerine kız kardeşimiz Esenbayeva Mayramkan dışarı çıkar çıkmaz sivil giyimli güvenlik güçleri tarafından etrafı sarılmış ve memurlar eve girmişlerdir.
Eve girdikten sonra, hırsız veya suç çetelerini andıran bir yöntemle bütün odalarda arama yapmışlardır. Arama sırasında hamile olan kardeşimizin doğum hazırlıkları için düzenlediği eşyaları dağıtmışlar ve aile fertlerinin itirazlarını hiç dikkate almamışlardır. Arama sırasında evde kanuna aykırı herhangi bir materyal veya eşya bulamayan görevliler, cep telefonlarına ve evdeki güvenlik kameralarının kayıt cihazına el koymuşlardır.
Bu olay, hamile kardeşimizin şiddetli bir stres yaşamasına ve tansiyonunun fırlamasına neden olmuş, ayrıca ilacını almasına bile geç izin verilmiştir. Daha sonra sağlık durumu kötüleşen ve vücudunda ödemler oluşan kardeşimiz, doktorların daha önceki kontrollerde durumunun iyi olduğunu belirtmesine rağmen acilen sezaryen ameliyatına alınmak zorunda kalmıştır.
Görünüşe göre bu görevliler, mazlumun duasının perde olmaksızın kabul edildiğini galiba unutmuşlardır. Nitekim Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
اتَّقِ دَعْوَةَ الْمَظْلُومِ فَإِنَّهُ لَيْسَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ اللهِ حِجَابٌ“Mazlumun bedduasını almaktan kork. Zira Allah’la bu beddua arasında perde mevcut değildir.” [Buhari ve Müslim]
Bundan üç gün önce ise Lenin Bölgesi Emniyet Müdürlüğü görevlileri, bir davet taşıyıcısının evine pencereyi kırarak zorla içeri girmişlerdir. Ev sahibi evde bulunmamasına rağmen evde arama yapmışlar, keyfi bir şekilde eşine ve kızlarına zulüm ve zorbalık yapmışlardır. Evde hiçbir şey bulamayan görevliler barbarca davranmaya başlamışlar; kız kardeşimizin 16 yaşındaki kızının bacağına tekme atmışlar, kolunu kıvırıp onu duvara doğru itmişler ve ardından telefonunu zorla elinden almışlardır. Babasının aktardığına göre, genç kızda beyin sarsıntısı meydana gelmiştir.
Bunun yanı sıra bir dizi dava genci ifadeye çağrılmış ve bazılarının aleyhinde “aşırılıkçılık” suçlamasıyla dosyalar açıldığı ortaya çıkmıştır. Güvenlik güçlerinin yürüttüğü bu keyfi ve abartılı aramalardan anlaşılacağı üzere, Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesi öncesinde Rus ve Çin yönetimlerinin rızasını kazanmak amacıyla böylesi operasyonlar düzenlenmiş olabilir. Zira üst makamlardan emir gelmemiş olsaydı, Kırgız polisi tüm kırmızı çizgileri aşmaya ve şerefimiz ile namusumuzu temsil eden Müslüman kız kardeşlerimize zulmetmeye asla cüret edemezdi.
Bu bağlamda Allah Subhânehu ve Teâlâ kutsî hadiste şöyle buyurmaktadır:
يَا عِبَادِي إِنِّي حَرَّمْتُ الظُّلْمَ عَلَى نَفْسِي وَجَعَلْتُهُ بَيْنَكُمْ مُحَرَّمًا فَلَا تَظَالَمُوا“Ey kullarım! Ben zulmü kendi nefsime haram kıldım. Onu sizin aranızda da haram kıldım. Birbirinize zulmetmeyin.” [Müslim]
Bu uygulamaların ardından resmi makamlar, tıpkı geçmişte Kremlin ile bağlantılı karanlık eller tarafından gerçekleştirilen örneklerde olduğu gibi, Müslümanlara mal edilecek sansasyonel patlamalar veya ses getirecek provokatif eylemlere de kalkışabilirler.
Dahası, bu tür provokatif uygulamalar; halkın dikkatini ülkedeki artan siyasi gerilimden, günden güne ağırlaşan pahalılıktan ve diğer pek çok kronik sorundan başka yöne çekmek için kullanılmaktadır.
Özetle, Kırgızistan halkı, ülkede düzenlenen her zirve öncesinde Müslümanların baskı ve zulme maruz kalmasına izin vermemelidir. Bu haksızlıklar ister devletin talimatıyla yapılsın ister görev sınırlarını aşan kişilerin uygulamaları olsun, Müslümanların yaşananları doğru değerlendirmeleri ve güçleri yettiğince zalimin zulmüne elleri veya dilleriyle engel olmaları farzdır. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
والَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ، لَتَأْمُرُنَّ بالْمَعْرُوفِ، ولَتَنْهَوُنَّ عَنِ المُنْكَرِ، أَوْ لَيُوشِكَنَّ اللَّه أَنْ يَبْعَثَ عَلَيْكُمْ عِقَاباً مِنْهُ، ثُمَّ تَدْعُونَهُ فَلا يُسْتَجابُ لَكُمْ “Nefsim elinde olana yemin derim ki ya marufu emreder, münkerden nehyedersiniz ya da Allah katından size bir ceza gönderir de sonra O’na dua edersiniz ama size icabet edilmez.” [Tirmizi rivayet etti ve sahih hasen hadistir dedi]
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Kırgızistan Medya Bürosu |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi Telefon: http://hizb-turkiston.net |
E-Mail: webmaster@hizb-turkiston.net |



