حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi
| No: HT-BA-2026-MB-TR-13 |
H. 19 Şevvâl 1447 M. Pazartesi, 06 Nisan 2026 |
Trump ve Netanyahu’nun Zorbalığı Arabuluculuk ve Diplomasiyle Durdurulamaz! İslam Ülkelerindeki Hegemonyalarının Gerçek Güç Kaynakları Olan Sütunları Ele Almakla Ancak Durdurulabilir
ABD Başkanı Trump ve Yahudi varlığı Başbakanı Netanyahu esip gürleyerek İran’ın yerle bir edileceği tehdidinde bulundu. Dahası Trump, Müslüman beldelerinin stratejik noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı için “Trump Boğazı” ifadesini kullandı. Meksika Devlet Başkanı’nın itirazına rağmen Amerika’nın kontrolünde olduğu gerekçesiyle Meksika Körfezi’nin adını nasıl “Amerika Körfezi” olarak değiştirdiğini hatırlattı. Sosyal medya paylaşımlarında ‘kırmızı butona basma’ imasında bulunarak bölgeye karşı nükleer silah kullanmaya hazır olduğuna işaret etti. ABD ordusunun Basra Körfezi’ndeki stratejik Hark Adası’na olası bir işgal için hazırlık yaptığını söyledi. Netanyahu da Lübnan’daki kara operasyonunu genişletme tehdidinde bulundu. İşte tüm bunlar yaşanırken Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan gibi dört büyük İslam ülkesinin dışişleri bakanlarının, Ortadoğu’daki savaşa diplomatik yollarla bir çözüm bulmak amacıyla dörtlü bir toplantı yapmak için adeta mekik dokudukları görülüyor
Oysa bu ülkeler; sayıları milyonları bulan devasa ordulara sahiptirler. Ellerinde, İslam ümmetinin paralarından trilyonlarca dolar harcanarak alınmış silah ve teçhizat var. Dahası bu ülkelerde, başta askerî alan olmak üzere ülkelerinin kapasitesini geliştirmek için can atan bir Müslüman nesil bulunmakta. Bakanlarının güvenlik meselelerini görüşmek istedikleri bu ülkeler; İslam ülkeleridir. Sahabenin kanlarıyla fethettiği, on üç asır boyunca İslam’ın hüküm sürdüğü, Amerika ve beslemesi Yahudi varlığının tek bir karış toprağına bile sahip olmasının caiz olmadığı ülkelerdir. Bütün bunlara rağmen Müslümanların yöneticileri, sanki Amerika ve Yahudi varlığı onların görüşlerini önemsiyormuş ya da kararlarını bekliyormuş gibi hâlâ diplomatik çözümler peşinde koştuklarını söylüyorlar!
Dahası bu yöneticiler, sömürgeci kafirin kendilerini teker teker avlamasını, İslam ülkelerini işgal edip şehirlerini yakıp yıkmasını, çocuklarını ve kadınlarını katletmesini, mukaddesatını kirletmesini ve sömürgeci planlarını açıkça dile getirmesini izlemekten başka bir şey yapmıyorlar. Ona haddini bildirmek ya da saldırganlığını püskürtmek için kıllarını bile kıpırdatmıyorlar. En iyi yaptıkları şey arabuluculuk rolü oynamaktan öteye geçmiyor!
Eğer İslam ümmeti, Trump ve beslemesi Netanyahu’nun azgınlığından kurtulmak istiyorsa, kafir Batının Müslüman beldelerdeki güç dayanaklarıyla yüzleşmek zorundadır. Bu sütunlar şunlardır:
Birincisi: Ümmetin koordineli bir halde hareket etmesini engellemek için var gücüyle çalışan, buna çağıran herkesi takip edip cezalandıran ve Sykes-Picot sınırlarını sağlamlaştırarak ülkelerin tek tek avlanmasına zemin hazırlayan hain yöneticilerin, sırf tahtlarında kalabilmek için yaptıkları ihanetler ve kurdukları entrikalar.
İkincisi: Batı’nın, başta İslam ülkeleri olmak üzere tüm dünyadaki iletişim ağlarını izleme yeteneği. İletişim sistemlerinin mucidi ve kontrolörü olması sayesinde Batı, tüm ülkemizi Batı’nın sömürgeci planları karşısında istihbarat açısından savunmasız bırakmaktadır.
Üçüncüsü: Müslüman ülkelerin hava sahasının askeri olarak kontrol altında tutulması. Bu sayede düşman uçakları bu beldelerde serbestçe hareket edebilmekte, istediklerini bombalayıp istediklerini öldürebilmektedir.
Bu temel sütunlarla sadece ve sadece Müslüman orduları baş edebilir. Zira onlar, beldeleri koruyabilecek, bir halifeye biat ederek Hilafeti yeniden kurabilecek ve Ümmetin evlatlarıyla el ele vererek, askeri ve ekonomik güçlerini rekor sürede geliştirebilecek güçtedirler. Böylesi bir atılımın başlayacağı ülke, sömürgeci kafir Batı’ya meydan okumak için gerekli bilginin toplandığı bir merkez haline gelecektir.
Zira bugün İslam ümmeti, Hilafetin 1924’te yıkıldığı dönemdeki ümmet gibi değildir. O dönemde ümmet, fikirsel bir donukluk ve çoğu alanda teknolojik bir gerileme yaşıyordu. Oysa bugün Müslümanlar, dünyanın dört bir yanında teknolojinin ve keşiflerin merkezlerinde yer almakta; hatta pek çoğunu bizzat öğretmekte, birçoğunun icadına, keşfine ve geliştirilmesine bizzat katkıda bulunmaktadır. Bu bilgi birikiminin ülkemize aktarılmasının önündeki tek engel; İslam’ı tatbik etmek ve Nübüvvet Metodu üzere İkinci Raşidi Hilâfet devletini ikame etmek suretiyle bu hain yöneticilerden kurtulmaktır.
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Merkezî Medya Ofisi |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi el-Mezra’a, P.K. 5010-14, Kolombiya Merkezi B Blok Kat:2, Beyrut/Lübnan Telefon: TEL: 0096 113 07 59 4 / GSM: 0096 171 72 40 43 www.hizbuttahrir.today |
E-Mail: media [@] hizbuttahrir.today |



