حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Ürdün Vilâyeti
Medya Bürosu
| No: RD-BA-2026-MB-TR-01 |
H. 22 Raceb 1447 M. Pazar, 11 Ocak 2026 |
Ürdün-Avrupa Stratejik Ortaklık Zirvesi, Ürdün ve Halkını Sömürgeci Çıkarların Hizmetine İpotek Etmektir
Ürdün Kralı II. Abdullah, Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in katılımıyla 8 Ocak 2026 Perşembe günü Amman’da Avrupa Birliği liderleriyle ilk zirvesini gerçekleştirdi. Zirvede iki taraf arasındaki stratejik işbirliği imkanları ele alındı. Kral Abdullah ile von der Leyen, Ocak 2025’te Brüksel’de kapsamlı bir stratejik ortaklık anlaşması imzalamış, Avrupa Birliği ise 2025-2027 yılları için Ürdün’e 3 milyar avro tutarında mali yardım paketi sunacağını açıklamıştı.
Zirvenin sonunda yayımlanan 21 maddelik ortak bildiride, bu zirvenin Ürdün ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerde önemli bir dönüm noktası olduğu, ilişkilerin bir yıl önce kapsamlı ve stratejik ortaklık seviyesine yükseltildiği belirtildi. Kral Abdullah, zirvenin Ürdün-AB tarihi ortaklığında önemli bir faslı temsil ettiğini vurguladı. Von der Leyen ise, Ürdün’ü AB’nin Orta Doğu’daki temel ortağı olarak gördüklerini belirterek Kral’a hitaben: “Siz Orta Doğu’daki en önemli (mihver) ortağımızsınız” dedi. Costa ise “Benzer düşünen ortakların, güvenilir dostlar olarak birlikte çalışması bugün her zamankinden daha önemlidir” ifadelerini kullandı.
Sözde bölgesel ve uluslararası meydan okumaların gölgesinde; Ürdün’deki rejim, kuruluşundan bu yana varlığını ve istikrarını korumak ve sürdürmek için kendisini var eden İngiltere gibi Batılı sömürgeci güçlere dayanmaya çalışmaktadır. Ürdün’ün jeopolitik öneminin farkında olan Amerika da Ürdün’ün bekasını desteklemektedir. Amerika’nın “Önce Amerika” stratejisine yönelmesi, Avrupa ile olan stratejik ortaklığını karşılıklı çıkar ilişkisine dönüştürmesi ve Orta Doğu’yu “yatırım ve ortaklık” temelinde uzaktan yönetme eğilimi göstermesi, AB’nin Ürdün ile olan bu “stratejik ortaklığına” olan ilgisini artırmıştır. Bu ortaklığın en bariz işlevsel hedefi ise, Yahudi varlığını korumak ve onunla olan güvenlik ilişkilerini sürdürmektir.
Sömürgeci kapitalist Batılı güçler, nüfuz ve maddi çıkarlar elde etmek için bölge ve çevresindeki çatışmalarda farklı yöntemler kullansalar da, İslam Devletinin yeniden dönüşünü engelleme gibi ortak ve stratejik bir hedefte birleşmektedirler. Ürdün rejimi de bu stratejiye, “terörle mücadele” adı altında ortak olmaktadır.
Batılı kâfir sömürgeci devletlerle kurulan siyasi, güvenlik ve askerî ortaklıklar, haram olmalarının yanı sıra, Yüce Allah’ın şu buyruğuna da aykırıdır:
وَلَنْ يَجْعَلَ اللَّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلاً“Allah, müminlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir” [Nisa 141] Rejim bu ortaklıklarla Ürdün halkının maslahatını değil, kendi varlığını güçlendirmeyi ve Batı’ya bağlılığını ispatlamayı hedeflemektedir. Ürdün halkının bundan hiçbir çıkarı yoktur; aksine onların imkânları, Avrupa ve Amerika’nın Siyonist-sömürgeci ihtiraslarının yakıtı hâline getirilmektedir. Avrupa’nın Ürdün ile yaptığı ortaklık anlaşması da, Amerika’nın yaptığı gibi, Ürdün’ü ileri bir karakol olarak kullanmaya yöneliktir. Amerika da Avrupa da Yahudi varlığının ve İslam’a karşı yürütülen savaşın en önemli destekçisidir ve İslam Devleti’nin kurulmasını engellemeyi amaçlamaktadırlar.
Ey Ürdün halkı! Ey Müslümanlar! Şer, yeryüzünün her yanını en iğrenç haliyle kuşatmış, bozgunculuk ayyuka çıkmıştır. Kapitalist devletlerin liderleri, maddi menfaatler uğruna kendi demokrasilerini ve değerlerini ayaklar altına almışlardır, teknolojiyi tahakküm ve zorbalık için seferber etmişlerdir. Batılılar, kendi elleriyle yaptıkları “Uluslararası Hukuku” nüfuz ve kontrol uğruna terk ederlerken, İslam dünyasındaki yöneticiler ise hâlâ sorunlarını çözmek için bu hukuka başvurmakta ve onun acı sonuçlarını tatmaktadırlar. Trump gibi liderler ise bu hukuku hiçe sayarak ülkeleri işgal etmekte ve petrolü yağmalamaktadır.
Bu zorbalığa, azgınlığa ve onun araçlarına dur demenin vakti gelmiştir. Hilafet Devleti’nin yokluğunda tüm insanlık, özellikle de İslam Ümmeti zulüm ve fesat karanlığına gömülmüştür. Peki bu zorbalığa kim dur diyecek? Dünyayı bu karanlıktan çıkaracak olan yegâne güç tabii ki Raşidi Hilafet’tir. Hizb-ut Tahrir, kurulduğu günden beri Raşidi Hilafet projesi için çalışmaktadır. Çünkü Hilafet, dinin ve dünyanın koruyucusudur. Allah’tan bir zaferin gerçekleşmesi, Müslüman beldelerinin kurtarılması ve sömürgeci kâfirlerin kovulması ancak onun kurulmasıyla mümkündür. İslam Ümmetine ve ordularına sesleniyoruz: Hilafetin kurulması için bizimle birlikte ciddiyetle, ihlasla çalışın! Zira Hilafet, zorba dünya nizamına karşı alternatif arayan dünya için tek kurtuluştur.
وَعَدَ اللهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الْأَرْضِ“Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden öncekileri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına dair vaatte bulunmuştur.” [Nur 55]
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Ürdün Vilâyeti Medya Bürosu |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi Telefon: http://www.hizb-jordan.org/ |
E-Mail: info@hizb-jordan.org |



