Salı, 04 Zilkâde 1447 | 2026/04/21
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Gizli Arabuluculuk İle Çatışma Hayaleti Arasında Hürmüz

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Gizli Arabuluculuk İle Çatışma Hayaleti Arasında Hürmüz

 

Haber:

24 saatten kısa bir süre içinde boğaz, uluslararası deniz geçidinden açık bir çatışma alanına dönüştü; zira İran Devrim Muhafızları, ateş açmanın ve ticari gemileri hedef alınmasını içeren fiili bir abluka uygularken, başkent Washington ise patlamayı önlemek için son bir girişim olarak, Başkan'ın “zeki” olarak nitelendirdiği “gizemli bir şahsın” gelişini bekliyor. (El Cezire Net)

Yorum:

Bu gerginliğin ve İran Devrim Muhafızları'nın boğazı yeniden kapatmasının ortasında ABD Başkanı Trump, son bir girişim hakkında konuşmak üzere çıkıyor ve konuşması, nihai bir ton taşıdığı kadar daha karmaşık bir aşamanın başlangıcını da ima ediyor. Ancak dikkat çekici olan sadece açıklamanın içeriği değildir; aksine zeki olarak nitelendirilen ve etrafında, Washington ile Tahran arasında sadece doğrudan bir çatışmayla sınırlı kalmayan, aksine arka kanallar oyunu ve ilan edilmemiş müzakerelerin gölgesinde dönen karmaşık ilişkilerin örüldüğü gizemli bir şahsa işaret edilmesidir.

Bu açıklama genellikle çift yönlü bir mesaj vermek için kullanılır: dahili olarak diplomasiye bir şans verildiğini göstermek için; harici olarak da sert yaptırımlar veya askeri harekat gibi daha büyük bir adımın zeminini hazırlamak için. Yani son girişim, genellikle bir son değildir; daha şiddetli bir aşamanın başlangıcıdır.

Bu gizemli şahsın kim olduğuna bakmaksızın bu, şu üç olasılığın dışına çıkmaz: Ya bölgesel bir arabulucu ki onun Pakistan ordusunun komutanı olduğuna dair söylentiler var ama bir başkası de olabilir. Ya İran içinden bir şahıs ama pragmatik bir akımdan. Ya da ilan edilmemiş bir istihbarat veya diplomatik kanaldır ki, bu da doğrudan bir siyasi taahhüt olmaksızın iletişim kanallarını yeniden açmanın bir aracıdır.

Olaylar okunduğunda, durumun iki olasılığın dışına çıkmadığını görüyoruz: Ya Amerika müzakere şartlarından bazılarını reddedip diğerlerini dayatıyor, ya da Devrim Muhafızları şartları mantıksız ve aşağılayıcı buldukları için reddediyor. Bu durumda Devrim Muhafızları tüm çözümleri reddediyormuş gibi gösterilirken, ABD ise diplomatik kanallar aracılığıyla bu inatçılığı kontrol altına almaya çalışmaktadır. Aslında bununla, tüm barışçıl çözümlerin tükendiği gösterilerek, kamuoyu tırmanışa hazırlanmaktadır.

Sonuç olarak bu karmaşık tablo içinde kriz, sadece bir su yolu üzerindeki bir çatışma olarak görünmemekte; daha çok iki taraf arasındaki nüfuz iradesinin ve güç sınırlarının sınanması niteliğinde görünmektedir; çünkü Amerika, uranyumu ancak bir kara savaşıyla ya da istisnai müzakerelerle elde edebileceğini biliyor.

Böylece Hürmüz Boğazı artık sadece coğrafi bir bölge değildir, aksine dünyaya açık bir baskı aracına ve siyasi mesajlara dönüştüğü gibi aynı zamanda karar sahibinin çıkarları doğrultusunda enerji borsaları aracılığıyla paraların tüketilmesi için bir platforma da dönüşmüştür. Dolayısıyla Trump’ın son girişim hakkındaki konuşması, sahneyi netleştirmek yerine daha da belirsiz bir hale getirmektedir; zira her büyük gerginlikle birlikte, gölgede hareket eden ilan edilmemiş bir kanal ortaya çıkıyor; bu da çatışmanın henüz belirleyici bir ana ulaşmadığını ve patlama ile kontrol altına alma sınırları arasında döndüğünü göstermektedir. Nitekim bugün olup bitenlerin hepsi, bölgenin ve içindeki güç dengelerinin yeniden şekillendirildiği daha uzun bir çatışmanın sadece bir hazırlık bölümü olabilir.

Ey özel olarak Ortadoğu halkları ve genel olarak da İslam ülkeleri; dosyaları ayırma yöntemiyle hareket eden ve her devleti ayrı ayrı ele alan bu saldırılar, bölgeyi zayıflatmak, onu aşağılamak ve hain yöneticilerini daha da küçük düşürmek için sistematik bir mekanizmadan başka bir şey değildir; ancak amaç bundan daha büyüktür ki bu da; Yahudi varlığının bölgeyi çeşitli alanlarda ihlal etmesini sağlamaktır.

Yöneticiler, halkların karşısındaki geçici setlerden başka bir şey değillerdir; oysa kafir Batı, bilgi ve dirayetle bu setleri tek tek yıkmaya çalışmaktadır. Haydi o zaman masayı onların aleyhine çevirmek, tüm engelleri yıkmak, onların korktukları gücümüzü göstermek, Nübüvvet Minhacı üzere Hilafeti kurmaya daveti ilan etmek, Hizb-ut Tahrir'i desteklemek, onun içerisinde izzet ve şerefin olduğu projesini benimsemek ve Allah Subhanehu ve Teala'nın emrettiği gibi İslami hayatı yeniden başlatmak için harekete geçelim.

Allahu Teala şöyle buyurmuştur: يُرِيدُونَ أَنْ يُطْفِئُوا نُورَ اللَّهِ بِأَفْوَاهِهِمْ وَيَأْبَى اللَّهُ إِلَّا أَنْ يُتِمَّ نُورَهُ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ “Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Kâfirler istemese de Allah nurunu mutlaka tamamlayacaktır.” [Tevbe 32]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Nebil Abdulkerim

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER