Haberlere Bakış: 02/08/2026
- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haberlere Bakış
02/08/2026
* KKTC Başbakanı Ünal Üstel, 1 Ağustos Toplumsal Direniş Bayramı nedeniyle mesaj yayımladı.
Ünal Üstel’in mesajı şöyle:
“Kıbrıs Türk halkının şanlı tarihindeki üç büyük dönüm noktasını aynı günde buluşturan 1 Ağustos Toplumsal Direniş Bayramı’nı yüreklerimizde büyük bir gururla kutluyoruz.
Adadaki Türk varlığını ve yönetimini başlatan 1571 Kıbrıs’ın fethinin 455’inci yılını, direnişimizin simgesi haline gelen Türk Mukavemet Teşkilatı’nın (TMT) 1958 yılındaki fiili kuruluşunun 68’inci yılını ve 1976 yılında TMT ruhuyla kurulan Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nın kuruluşunun 50’nci yılını gururla idrak ediyoruz.
Kıbrıs Türk halkı, kendisini bu topraklardan silmek isteyenlere karşı hiçbir zaman boyun eğmemiş; Türk Mukavemet Teşkilatı çatısı altında kenetlenerek vatanını, kimliğini ve geleceğini canı pahasına savunmuştur. Mücahitlerimizin cesareti, aziz şehitlerimizin fedakarlığı ve Anavatan Türkiye’nin sarsılmaz desteği sayesinde Kıbrıs Türkü özgürlüğüne kavuşmuş, kendi devletini kurmuştur. (Kıbrıs Postası, 31/7/2026).
Kıbrıs adası, İslami bir adadır. Üçüncü Raşit Halife Osman Radıyallahu Anh döneminde Müslümanlar tarafından fethedilmiştir. Avrupalı Haçlılar, İslam ülkesine karşı giriştikleri ilk Haçlı savaşında Kıbrıs’ı işgal ettiler. Ama daha sonra Müslümanlar, Kıbrıs’ı kurtarıp aslı olan İslam ülkesine yeniden iade etmişlerdir. Osmanlı Hilafet Devleti döneminde de diğer Müslüman ülkeler gibi Kıbrıs da Osmanlının yönetimi altına girmiştir.
Nitekim İngiltere, Birinci Dünya Savaşı’nın başlangıcında 1914’te Kıbrıs’ı resmen ilhak etti. O gün bu gündür Kıbrıs’ta en etkili uluslararası aktördür. İngiltere, 1960 yılında Kıbrıs’a bağımsızlık verse de antlaşmalar uyarınca Kıbrıs’ta tek uluslararası garantör güç olmayı sürdürmüştür. 1955 yılında iki bölgesel güç Türkiye ve Yunanistan’ı da Kıbrıs için garantör güçler safına dâhil etmiştir. Bundan amacı, Amerika’nın Yunanistan’daki nüfuzunu istismar ederek Yunanistan’ın Kıbrıs’ı ilhak etmesinin önüne geçmektir.
Ayrıca Kıbrıs’ta bulunan iki üs İngilizlerin casusluk merkezidir ve bölgeyi bu üsten izliyorlar. Bu nedenle bugüne dek hep Kıbrıs’ın güvenliği İngiltere’nin güvenliği olarak algılanmıştır. Ayrıca İngiltere, ekonomik olarak da Kıbrıs’ı bir vergi cenneti olarak kullanıyor. Zira yağmacı yöneticiler, vergi kaçakçısı şirketler, mafyalar özellikle Rus mafyası paralarını bu uzak adalarda tutuyorlar. O yüzden Kıbrıs adası İngiltere nazarında özel bir yere sahiptir. Sinsi ve kurnazlığıyla İngiltere, bu önemli sömürü adasına varis olmak isteyen tüm Amerikan müdahalelerinin üstesinden gelmek için son gücünü kullanmıştır
Diğer taraftan Amerika ve Amerikan yanlısı Türkiye yönetiminin gerçekleştirmeye çalıştığı çözüm ise büyük olasılıkla çözümün ilk adımı olarak Kıbrıs’ta federal bir devlet kurulacak. Bu federal devlet de Birleşmiş Milletler aracılığıyla ve Amerikan desteğiyle adadaki İngiliz üslerini kaldıracak. Nitekim 2017 yılının başlarında aktif bir şekilde başlayan ve devam eden Kıbrıs müzakereleri trafiğinin temel amacı işte budur. Bu çözüm, garantör devlet: İngiltere, Türkiye ve Yunanistan’ın garantörlüğünün iptalini gerektiriyor. Bunun sonucunda Türk ve Yunan askerleri, tabii ki en önemlisi de İngiliz üsleri adadan ayrılacaktır.
Özetle Amerika, İngiliz egemenliğindeki iki üssü söküp almak için müzakereler yoluyla adada federal bir yapı kurmak isterken, İngiltere de üslerin kontrolünü elinde tutmak için mevcut statükonun devamını istiyor. Üslerini korursa hiçbir çözüm İngiltere’nin zararına olmayacaktır. Tüm bunlar, adadaki asıl aktörlerin İngiltere ve Amerika’nın olduğunu, Türkiye ve Yunanistan’ın ise büyük aktörlerin piyonu olduklarını göstermektedir. Buna rağmen KKTC Başbakanı Ünal Üstel’in, 1 Ağustos Toplumsal Direniş Bayramı’nı kutlaması ve bununla gurur duyması ya siyasi basiretsizliğinin ya İslami kültür kıtlığının ya da ihanetinin bir ürünüdür. Zira Sömürgeci kafir Amerika, Müslüman Türk askerlerini bile adadan çıkarmak isterken, nasıl olur da bugün bayram olarak kutlanabilir. Celil Sahabe Üçüncü Raşit Halife Osman Radıyallahu Anh’ın döneminde fethedilen, İslam ile şereflenen ve İslam’ın hükümlerinin uygulandığı ada da laik sistemin kanunları uygulanıp İslam’ın hükümlerine savaş açılmışken, nasıl olur da bu gün bayram olarak kutlanabilir? Bu yüzden Kuzey Kıbrıs Müslümanları için gerçek bayram, daha önce olduğu gibi adanın yeniden İslam ülkesine iade edildiğinde olacaktır. Dolayısıyla Müslüman Kıbrıs halkının Kıbrıs’ın siyasi gerçekliğini doğru kaynaklardan öğrenip, bilinçli veya bilinçsiz sömürgeci güçlerin varlığını meşrulaştıran bu açıklamalara karşı İslami çözümü ortaya koymaları gerekir. Aksi taktirde diğer İslam ülkeleri gibi Kuzey Kıbrıs da sömürgeci kafir güçlerin merkezi olarak kalmaya devam edecektir.
* Kazakistan'da endişeler arttı: Pekin'in “Etnik Birlik ve İlerleme Yasası” sınırı aştı. Pekin'in sınırları dışında "ulusal birliği bozanlara" yönelik baskısını genişleteceği uyarısında, komşu Kazakistan'da yaşayan Çin doğumlu Müslüman Türk etnik gruplarının temsilcileri artan baskı hissediyor.
Gruplar, Çin'in yeni yürürlüğe giren Ulusal Birlik Yasası'na yöneldi. Yasa 1 Temmuz'da yürürlüğe girdi ve Birleşmiş Milletler ile Avrupa Birliği tarafından eleştirildi. Yasa, etnik azınlıkları Han Çin kültürünü benimsemeye ve kamu hayatında Çinlilere öncelik vermeye zorluyor.
Bu ayın başlarında, Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Guo Jiacung, yeni yasanın "hukukun üstünlüğünü güçlendireceğini" ve ülkenin resmi olarak tanınan 56 etnik grubunun haklarını "daha iyi koruyacağını" söyledi.
Ancak yasaya karşı çıkanlar, Pekin'in yabancılara zulme hakkı olduğunu belirten maddenin, diğer ülkeler üzerindeki siyasi ve ekonomik etkisini kullanarak yurtdışındaki Çinlilerden gelen eleştirel sesleri susturmak için bir bahane olacağını söylüyor.
Kazakistan merkezli ve adını açıklamak istemeyen Çinli bir insan hakları aktivisti, RFE/RL'ye yaptığı açıklamada, yeni yasanın Pekin'e yurtdışındaki etnik azınlıklara yönelik baskısını haklı çıkarmak ve güçlendirmek için "daha büyük bir fırsat" sağlayacağından endişe duyduğunu söyledi.
18 Mayıs'ta Kazak Cumhurbaşkanı Kasım-Cömert Tokayev, Orta Asya ülkelerini Pekin ile insan hakları ve insan hakları ajansları arasındaki iş birliğini güçlendirmeye çağırdı. Orta Asya ve Çin içişleri ve kamu güvenliği bakanlarıyla yaptığı görüşmede, Tokayev, aşırı fikirlerin çevrimiçi yayılmasını ve terörist grupların hedef alınmasını önlemek için daha derin iş birliği gerektiğini söyledi. (www.azathabar.com, 31 Temmuz 2026).
Pekin'in “Etnik Birlik ve İlerleme Yasası”’nın Kazakistan tarafından hızla olumlu karşılık bulmasını anlamak adına Cumhurbaşkanı Tokayev’in İslam’a ve Müslümanlara karşı tutumuna ilişkin yakın tarihli açıklama ve tavırlarına bir göz atalım:
- 5 Ocak 2022’de Kazakistan’da, LPG zammı üzerine spontane başlayan protesto eylemleri sırasındaki açıklamasında Tokayev, “Bunun bir terör saldırısı olduğundan hiç şüphem yok. Bu, Afganistan dâhil başta Orta Asya ülkelerinden gelen yabancı militanların katılımıyla Kazakistan’a karşı iyi organize edilmiş ve iyi hazırlanmış bir saldırı eylemi.” dedi. Ayrıca Kazakistan Cumhurbaşkanı, “Teröristlere karşı uyarı yapmadan öldürmek için ateş açma emri verdim. 20 bin haydut Almatı’ya saldırdı, teslim olmayan saldırganlar yok edilecek” dedi.
- 18-19 Şubat 2026'da Radio Liberty, El Cezire tarafından hazırlanan bir analiz makalesine dayanarak, binlerce yabancının Yahudi varlığının ordusu saflarında Gazze savaşına katıldığını belirten bir rapor yayınladı. Bu raporda Kazakistan'dan 189 kişini de Yahudi varlığının saflarında yer aldığı geçmektedir.
- 21 Nisan 2026 tarihinde, Kazakistan’ın başkenti Astana’da Şanghay İşbirliği Örgütü üye ülkelerinin dışişleri bakanlarının bir toplantısı düzenlenmiş ve bu toplantıda terörizm, aşırılıkçılık, organize suç ve siber suçlarla mücadele gibi güvenlik ve bölgesel iş birliğiyle ilgili aynı konular ele alınmış ve taraflar, ortak iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik görüş alışverişinde bulunmuşlardı. Bu toplantıların ardından, özellikle açık bir şekilde iyiliği emredip kötülükten sakındıranlar olmak üzere Orta Asya ülkelerinde dinlerine bağlı olan Müslümanlara yönelik baskı ve takipler şiddetlenmiştir.
-18 ve 19 Mayıs 2026 tarihlerinde Astana şehrinde, Orta Asya ülkeleri ile Çin Halk Cumhuriyeti’nin güvenlik kurumları ve içişleri bakanlıklarından yetkililerin katıldığı bir toplantı düzenlendi. Toplantı sırasında terörle (İslam’la) mücadele, uyuşturucu kaçakçılığı, siber suçlar, insan ticareti ve sınır güvenliği konuları ele alındı. Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, kolluk kuvvetleri arasındaki bilgi alışverişinin güçlendirilmesini ve güvenlik iş birliğini kolaylaştırmak için ortak veri tabanları oluşturulmasını önerdi.
Yukarıdaki verilere baktığımızda Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in Çin’in yasasına olumlu bakması hiç de şaşırtıcı değildir. Zira diğer İslam ülkelerinin başındaki ajan yöneticiler gibi Tokayev de İslam düşmanı Rusya’nın politikaların takip etmektedir. Nitekim Kazakistan’ın Rusya’nın liderliğinde kurulan Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’nün kurucu ve aktif bir üyesi olması bunun en iyi kanıtıdır. Rusya ve Çin, İslam düşmanlığı noktasında ortak bir anlayışa sahiptir. Bu yüzden Tokayev, yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte yasayı kabul etmekle kalmamış; aksine Orta Asya ülkelerini de yasaya destek vermeleri çağrısında bulunmuştur. İste bu sebeple Müslüman Kazakistan halkının, ileri gelenlerinin ve etkili kişilerin, ülkenin ve halkının kurtulması için, İslami kimliklerine geri dönüp tek kurtuluş reçetesi olan Nübüvvet Minhacı üzere Hilafetin kurulması için var güçleriyle çalışmaları gerekir.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Ramazan Ebu Furkan



