- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Kokuşmuş Bir Rejim Cennet Vaat Ediyor ve Hayata Atılma Çağındaki Gençler İse Cehennemin Hakikatini Açığa Çıkarıyor
Haber:
Geçen Çarşamba akşamı, İspanyol ve Faslı medya kuruluşları, son birkaç gün içinde yaklaşık 1.500 Faslı göçmenin yüzerek Ceuta kentine ulaşmayı başardığını bildirdi.
Ancak kriz Perşembe günü daha da şiddetlenmiş olup çoğu genç olan büyük göçmen kalabalıkları, yüzerek ya da yürüyerek Ceuta kentine ulaştığı gibi toplam sayı da yaklaşık 60 bin göçmene ulaşmıştır.
Kurban sayısına ilişkin son güncellemede, İspanya hükümetinin Ceuta (Sebte) temsilcisi, sınırın İspanya tarafından 57 cesedin çıkarıldığını belirterek Fas tarafında da başka kurbanların bulunma olasılığına dikkat çekmiştir. Bazı kurbanların boğularak hayatını kaybettiğini, diğerlerinin ise sınır çitinin uzandığı dalgakırana tırmanmaya çalıştıkları sırada ezildiklerini açıklamıştır. Daha önceki kurbanların verileri, 34 kişinin vefatına işaret etmektedir. (El Cezire, 30/07/2026)
Yorum:
Faslı gençler, fesadın içinde boğulmuş zorba hırsızlar rejiminin ürettiği cehennemden kaçarak bir meçhule doğru denize açılmaktadır; zira bu rejim, muazzam zenginliklerine rağmen Fas topraklarını, yoksulluk, sefalet, cehalet, hastalıklar, işsizlik, ailelerin dağılması, rezilliklerin yayılması, suçun yayılması, yöneticinin zorbalığı ve yöneticinin çevresinin adaletsizliği cehennemine çevirmiştir; rejimin çöküşünün rakamsal göstergeleri de işlediği korkunç suçların şahididir. Bloomberg Ekonomi Bülteni’ne göre, 2025 yılı sonunda genç işsizlik oranı %37,2 ile tarihsel olarak en yüksek seviyeye ulaşmıştır. Fas Merkez Bankası’nın 2025 yılı sonuçlarına ilişkin resmi olarak yayınlanan yıllık raporu, gençlerin istihdam krizinin devam ettiğini teyit etmektedir; zira rapora göre, şehirlerdeki bu grubun işsizlik oranının %48’in üzerine çıktığı kaydedilmiştir. Yüksek öğrenim diplomasına sahip gençlerin işsizlik oranına gelince; çalışanların çalışma koşullarının işi yasal bir köleliğe ve maskeli bir işsizliğe dönüştürüldüğüne atıfta bulunularak istatistiki bir araştırmaya göre, %61,2 gibi korkutucu bir seviyeye ulaşmıştır. Fas'taki iş gücünün beşte biri, kapitalizmin ihtiyaçları giderildikten sonra birbiri ardına acı işsizliğe terk edilen mevsimlik işçilerden ibarettir; insanların yoksulluğu ise öyle şiddetlenip çığırından çıkmıştır ki, yoksulluk bile onların yoksulluğundan şikâyet eder bir hale gelmiştir! Yardım başvurusunda bulunan yoksul aile sayısı 4 milyonu aşmış olup bu ürkütücü rakam, toplam aile sayısının %45’ini oluşturmaktadır. Köy ve şehir halkından azımsanmayacak bir sayının durumundan haberdar olunmadığı da bilinmelidir; bu da bu ülkeyi kemiren yoksulluk ve sefaletin boyutunu gözler önüne sermektedir. Bu ise Fas'taki rejimin yol açtığı yıkım selinden sadece tek bir damladır!
Sahte verileri, içi boş söylemleri ve yalan terimleri bırakın artık; zira felaket, kelime oyunları ve terimlerin tılsımlarıyla gizlenemeyecek kadar çirkindir. Fas halkının kapkaranlık aşırı yoksulluğunu, Atlas ve Rif bölgelerinde, hatta içme suyundan bile mahrum olan, halkının yiyeceği kendi karnını doyuran ve elbiseleri yamalı olan mağara sakinlerinde çıplak bir gözle görülmektedir. Orada eğitim ve ilaçtan söz etmek abesle iştigal ve bir lüks sayılır. Sonra da Fas'ın büyük şehirlerinde ve metropollerinde felaketin diğer unsurları da tamamlanmaktadır; zira buralarda kutu ve sandıklar gibi yan yana dizilmiş ve yıkılmaya yüz tutmuş derme çatma viraneler vardır; buralarda senin için bitmek bilmeyen trajedi çeşitleri vardır; aç, yalınayak, üstsüz başsız, bir deri bir kemik kalmış halde başıboş dolanan ve çaresizlikleri içinde zilletle dilenen yüz binlerce muhtaç yaşlı vardır; yol kenarlarında açlıktan kıvranan yavrularını doyurabilmek için ellerindeki son kumaş parçalarını da satan yüz binlerce dul ve boşanmış kadınlar vardır; bir lokma ateş ve bir yudum katran toplayabilmek için kendi ağırlıklarının katbekat fazlası yükleri taşıyan yüz binlerce küçük çocuk vardır; dini ile dünyaları ifsat edilmiş, işsizliğin ve avareliğin pençesine itilmiş ve yersiz yurtsuz bırakılmış milyonlarca genç vardır; nitekim bu gençler, içinde bulundukları cehennemden kaçarken denizlerde yutulmasalar bile, zararlı rejimler yüzünden yollara saçılmış ve duvar diplerine sinmiş insani birer enkaz haline geldikleri gibi çöp kutularında kedi ve köpeklerle yarışarak bir lokma yiyecek kırıntısı arayan unutulmuş birer başıboş kalabalık haline gelmişlerdir!
Ömrüne yemin olsun ki, ıslah ve düzeltme çabalarıyla çözülemeyen sorun, Müslüman ülkelerdeki kokuşmuş bu meşum rejimlerdir; bunlardan kurtulmanın tek yolu, onlardan kurtulmak, habis tohumlarını kökünden söküp atmak ve içerisinde hayatımızın gerçeği ve kurtuluşumuzun yolu olan Hilafetimizin yapısını kurup temiz ve saf olan İslami hayatımızı yeniden başlatarak İslam’ın güzel tohumunu yeniden ekmektir.
أَفَحُكْمَ الْجَاهِلِيَّةِ يَبْغُونَ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ اللّهِ حُكْمًا لِّقَوْمٍ يُوقِنُونَ
“Onlar hala cahiliye hükmünü mü arıyorlar? Kesin bilgiyle inanan bir topluluk için hükmü, Allah’tan daha güzel olan kimdir?” [Maide 50]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Münâcî Muhammed



