Çarşamba, 24 Zilhicce 1447 | 2026/06/10
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Avrupa ile Amerika Arasındaki Açık Çatışmaya Rağmen Amerika, Avrupa üzerinde Hegemonya Talep Ediyor

Haber-Yorum

Avrupa ile Amerika Arasındaki Açık Çatışmaya Rağmen
Amerika, Avrupa üzerinde Hegemonya Talep Ediyor

Haber:

14 Şubat 2026'da, yani tüm büyük Avrupa güçlerinin katıldığı Münih Güvenlik Konferansı sırasında, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio şunları söyledi: “ABD ve Avrupa olarak biz, birbirimize aitiz.” (Ajanslar)

Yorum:

Bu açıklamanın ardından Rubio, Avrupa'nın neden Amerika'nın yanında durması gerektiğine dair argümanlar sundu ve şöyle dedi: “Biz tek bir medeniyetin, Batı medeniyetinin parçasıyız. Bizler, yüzyıllarca süren ortak tarih, Hristiyan inancı, kültür, miras, dil, atalarımızın birlikte yaptığı fedakârlıklarla şekillenen, ulusların paylaşabileceği en derin bağlarla birbirimize bağlıyız.”

Aslında Batı ülkeleri arasındaki benzerlikler, İslam ümmeti için çok açıktır.Nitekim ümmet, 1096 yılında Batı güçleri tarafından başlatılan ilk haçlı seferiyle karşı karşıya kalmıştır.Daha sonraki yüzyıllarda Batılı güçler, Daru'l İslam'ın kalbi olan Şam'a odaklanarak burayı defalarca işgal etmiştir.Ümmetin kalkanı olan Hilafetin M. 1924 - H. 1342 yılında yıkılmasından sonra Amerika, Afganistan ve Irak'ın işgalinin yanı sıra İslam beldelerinin işgalinde Yahudiler ile Hindu devletine yönelik geniş desteğinde Batılı güçlere öncülük etmiştir. Son zamanlarda da Amerika, Gazze, Batı Şeria, Lübnan ve Suriye'ye yönelik saldırılarında Yahudi varlığına siyasi, medyatik, ekonomik ve askeri destek sağlamada Batılı güçlere öncülük etmektedir.

Ancak Amerika ve Avrupa arasındaki benzer yönlere rağmen, Batılı güçler birbirinden farklı maddi çıkarların peşinde olmaları nedeniyle bölünmüş durumdadırlar.Tarih boyunca Avrupa, iki dünya savaşı da dahil olmak üzere, üye devletleri arasındaki savaşların felaketlerinin acısını çekmektedir.Amerika, bağımsızlığını kazanmak için sömürgeci Avrupa ile savaşmış ve şimdi de Avrupa'nın nüfuzundan geri kalanları da ortadan kaldırmak için şiddetle mücadele etmektedir.

Benzer yönleri konuştuktan sonra, Rubio'nun Amerika ile Avrupa arasındaki mevcut ana ihtilaf noktasına, yani Avrupa'nın nüfuz sahibi olduğu uluslararası kurumların tasfiye edilmesini görmezden gelemeyeceğine dikkat çekmek gerekir.Rubio, Birleşmiş Milletler'in durumunu aleni olarak küçümseyerek şöyle demiştir: “Örneğin Birleşmiş Milletler, hala dünyada iyilik için bir araç olma potansiyeline sahiptir. Ancak bugün karşı karşıya olduğumuz en acil sorunlara çözümler üretemediğini ve kayda değer bir rol oynamadığını göz ardı edemeyiz.”Sonra Rubio, Amerika'nın Birleşmiş Milletler'in başarısız olduğu alanlarda nasıl başarılı olduğunu örneklerle göstererek, Avrupa'yı kendi evinde aşağılamış ve şöyle demiştir: “Gazze'deki savaşı çözemediler. İşgalcilerin elinden esirleri kurtaran ve kırılgan da olsa ateşkesi sağlayan ABD oldu. Ukrayna'daki savaşı çözemediler. ABD ve bugün burada bulunan birçok ülkenin liderliğinde barış müzakereleri için iki taraf masaya oturabildi. Tahran'daki radikal Şii din adamlarının nükleer programlarını dizginlemeyi başaramadı. Bunun için Amerikan B-2 bombardıman uçaklarından 14 bomba atılması gerekti.Terörist ve uyuşturucu kaçakçısı bir diktatörün Venezuela'daki güvenliğimize yönelik oluşturduğu tehdide karşı koyamamıştır; aksine bu firariyi adalete teslim etmek için ABD özel kuvvetlerinin müdahalesi gerekmiştir.”

Böylece Rubio, Amerikan tek taraflılığının geri dönüşüne karşı çıkan tüm Avrupa güçlerinin öfkesini artırmıştır. Diğer yandan Amerika, Avrupa'dan herhangi bir engelle karşılaşmadan kendi çıkarlarını güvence altına almaya çalışmaktadır.Dolayısıyla bu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin rolünü marjinalleştiriyor, Avrupa'nın en önde gelen iki gücü olan İngiltere ve Fransa'nın sahip olduğu veto hakkını göz ardı ediyor ve ardından kibirli bir şekilde Avrupa'nın kendi iradesine boyun eğmesini talep ediyor.

Avrupa’ya gelince; Amerikan hegemonyasına etkili bir şekilde karşı çıkmaktan aciz kalan zayıf liderliklerin yükünü taşıyor.Zira bu liderler, Amerikan hegemonyasından kurtulmak için birçok cesur siyasi, askeri ve ekonomik seçenekler mevcut olmasına rağmen, kınamalarla yetiniyorlar.Avrupa'nın, Trump'ın Birleşmiş Milletler'e alternatif olarak önerdiği “Barış Kurulunu” baltalamaya yönelik girişimleri bile zayıf ve etkisiz görünüyor. Ayrıca Rubio'nun da belirttiği gibi Avrupa, Amerika ile aynı medeniyeti paylaşmakta; dolayısıyla da insanlık için, Amerika'ya gerçek bir alternatif sunamamaktadır.Dahası dünyanın büyük bir kısmı, tıpkı bugün sömürgeci Amerika'nın acısını çektiği gibi daha önce de geniş çaplı Avrupa sömürgeciliğinin acısını çekmişti.

Ey İslam ümmeti ve orduları: ABD ile Avrupa arasındaki çatışmayı tanımlamak için Allah Celle Celaluhu'nun kavlinden daha anlamlı bir ifade yoktur; zira Allahu Teala şöyle buyurmuştur: بَأْسُهُمْ بَيْنَهُمْ شَدِيدٌ تَحْسَبُهُمْ جَمِيعاً وَقُلُوبُهُمْ شَتَّىKendi aralarındaki savaşları ise çetindir. Sen onları derli toplu sanırsın, halbuki kalpleri darmadağınıktır.” [Haşr 14] Şerî kaide şöyledir: “Önemli olan sebebin hususiliği değil lafzın umumiliğidir.” Gerçek şu ki kafirler, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında da, bugün bölünmüş oldukları gibi bölünmüş durumdaydılar. Aralarındaki İslam'a yönelik ortak düşmanlıklarına rağmen onlar, iç çatışmanın acısını çekmektedirler.İslam ümmetinin rolü, sadece bu gerçeği bilmekle sınırlı değildir, aksine bunun ötesine geçerek İslam'ın hakimiyetini pekiştirmek için bunu bir fırsat olarak değerlendirmektir.En yozlaşmış liderler, sanki savaş ganimetiymiş gibi insanlığın servetini paylaşmak için rekabet ederken, İslam ümmetinin eli kolu bağlı durması caiz değildir.Dahası uluslararası sahada etkili bir aktör haline gelerek, insanlığı Batı'nın zulmünden İslam'ın adaletine kavuşturmak için şerî yükümlülüklerini de yerine getirmesi gerekir. Yüzyıllar boyunca İslam ümmeti, İslam'ın adaletine dayalı olarak insanlığa hayatın her alanında öncülük etmiştir. Bugün de İslam ümmeti, insanlığa kurtuluş sunan hadari bir alternatif olan gerçek dine sahiptir.

Ey Müslümanlar: O halde Ramazan'ı, bereketler ve zaferler ayı kıldığınız gibi yeniden Allah'ın Kitabı ile hükmetmek için salih amellerle dolu bir ay kılın!Hizb-ut Tahrir gençlerinin etrafında toplanın, onların çaba gösterdikleri gibi çaba gösterin ve Allahu Teala'nın yardımını elde etmek için gecenizi gündüzünüze katın.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Musab Umeyr – Pakistan

Devamını oku...

Basın Toplantısına Davet

Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti olarak biz, değerli medya mensuplarını, siyasetçileri ve kamu meselelerine ilgi duyan tüm kardeşlerimizi, Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti Resmî Sözcüsü’nün şu başlık altında düzenleyeceği basın toplantısına davet etmekten mutluluk duyarız:

“El-Ubeyd’deki Hizb-ut Tahrir Gençlerinin Yargılanması, İslam’a Karşı Yürütülen Savaşın Bir Devamı Niteliğindedir”

Saat: 04 Ramazan 1447 / 21 Şubat 2026 Cumartesi Saat: 13.00

Yer: Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti Port Sudan Bürosu, El Azama Mahallesi, Stadın Doğu Tarafı.

Katılımınız tartışmaya zenginlik katacaktır.

Devamını oku...

Mübarek Ramazan Ayı Tebriği

Mübarek Ramazan Ayı Tebriği
Birlik ve Kurtuluşun Ramazanı… Mısır Halkına ve Ümmete Hilafetin Şafağının Yaklaştığı Müjdesi

Bizi oruç ayına ulaştıran, Ramazan’ı itaatler mevsimi, nefislerin tezkiyesi için bir meydan ve Allah Subhânehu ve Teâlâ’ya işitmek ve itaat etmek üzere verilen sözün yenilendiği bir eğitim ocağı kılan Allah’a hamdolsun. Salât ve selâm ise İslâm Devletini kuran, Ramazan’ı fetih, izzet ve zafer ayı kılan Allah’ın Rasûlü’nün üzerine olsun.

Hizb-ut Tahrir / Mısır Vilayeti olarak biz; Mısır (Kinane) halkımızın ve tüm İslam Ümmetinin mübarek Ramazan ayını en içten dileklerimizle tebrik ediyor, Yüce Allah’tan bu ayı hayır, bereket ve rahmet ayı kılmasını; Müslümanların halinin zayıflıktan kuvvete, tefrikadan birliğe, sömürgeciye bağımlılıktan İslam’ın egemen olduğu bir hale dönüştürmesini niyaz ediyoruz.

Ey Mısır halkı! Ey toprakları tarih boyunca İslam’ın kalesi ve Ümmetin kalkınmasının dayanaklarından biri olanlar! Kuşkusuz Ramazan ayı sadece bireysel ibadetlerin ayı değildir, aksine oruç, yönetim, ibadet, siyaset, dua ve Allah’ın şeriatını hayat vakıasında ikame etme gibi hayatın her alanında Allah’a olan kapsamlı kulluğun manasının tazelendiği bir aydır. Nitekim Büyük Bedir Gazvesi Ramazan ayında olmuştur, Mekke’nin fethi de bu ayda gerçekleşmiştir. Müslüman orduları, İslam mesajını dünyaya bir nur, hidayet ve adalet meşalesi olarak taşımak üzere Ramazan ayında harekete geçmişlerdir.

Bugün Ümmet siyasi parçalanmışlık, çok sayıda suni devletçik ve Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyen rejimlerin tahakkümü altında Ramazan’ı karşılamaktadır. Büyük güçlerin Ümmetin üzerine çullandığı, kutsallarının çiğnendiği ve servetlerinin yağmalandığı bir dönemden geçiyoruz. Bu mübarek ayda zihnimizde en çok yer etmesi gereken husus; orucun bizi takva üzere terbiye ettiğidir. Takva ise İslam’ı; yönetimde olduğu gibi davranışlarımızda da ekonomide olduğu gibi toplumsal hayatta da içeride olduğu gibi dışarıda da eksiksiz ve bütüncül bir hayat sistemi kılmamızı gerektirir.

Ey Mısır halkı! Şüphesiz Allah Subhânehu ve Teâlâ, orucu sadece camilerde etkisi görülsün diye farz kılmamıştır; bilakis diniyle izzet bulan, onun hükümlerini ikame etmek için çalışan ve onun mesajını taşımak için seferber olan bir Ümmet inşa etmek için farz kılmıştır. Ümmetin birliği bir hayal değil; şer’i bir farz ve hayati bir zorunluluktur. Ümmetin birliği ancak Ümmeti tek bir sancak altında birleştirecek ve İslam’ı dünyaya taşıyacak olan Nübüvvet Metodu üzere Raşidi Hilafet devletinin ikame edilmesiyle mümkündür.

Bizler Hizb-ut Tahrir olarak Ramazan ayınızı tebrik ederken, Hilafeti kurmak için çalışmanın sadece soyut siyasi bir mesele olmadığını, bilakis Allah’a yaklaştıran bir ibadet olduğunu da vurguluyoruz. Çünkü bu ibadet, İslami hayatın yeniden başlatılmasıdır ve iman edip salih amel işleyenlere Allah’ın vaat ettiği yeryüzünde iktidar ve temkin (halifelik) vaadinin gerçekleşmesidir. Ramazan, hasenatın katlandığı, duaların icabet bulduğu bir aydır. Öyleyse bu ay, Allah’ın dinine nusret vermek, O’nun hükmünü tesis etmek ve Ümmetin “Lâ İlahe İllallah Muhammed’un Rasûlullah” sancağı altında birleşmesi için çalışmak üzere Allah’a verilen sözlerin tazelendiği bir ay olmalıdır.

Allah Subhânehu ve Teâlâ’dan bu ayı Ümmetin bilincinde bir dönüm noktası kılmasını; Mısır halkına ve tüm Müslümanlara basiret ve sebat vermesini; bu ümmete, itaat ehlinin izzet bulduğu, masiyet ehlinin hidayete erdiği, marufun emredilip münkerin nehyedildiği ve Müslümanları toplayan, İslam yurdunu koruyan, insanların işlerini adalet ve rahmetle güden Raşidi Hilafetin geri döndüğü hayırlı bir çıkış yolu nasip etmesini niyaz ediyoruz.

Ramazanınız mübarek olsun. Allah oruç ve namazlarınızı kabul etsin. Bizleri ve sizleri, O’nun rızasına kavuşana dek kelimesini yüceltmek için çalışanlardan eylesin.

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER