Pazar, 21 Zilhicce 1447 | 2026/06/07
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Haberlere Bakış: 04/06/2026

بسم الله الرحمن الرحيم

Haberlere Bakış

04/06/2026

 

Trump’dan Netanyahu’ya: Seni kurtaran benim; ben olmasam hapiste olurdun ve herkes senden nefret ediyor.

Amerikan haber sitesi Axios, 1/6/2026 tarihinde iki ABD’li kaynağa dayanarak ABD Başkanı Trump’ın, Yahudi varlığının başbakanı Netanyahu’ya şunları söylediğini aktarmıştır: “Seni kurtaran benim; ben olmasam hapiste olurdun. Sen bir delisin ve artık herkes senden nefret ediyor, bu yüzden herkes İsrail’den de nefret ediyor.”

Ancak kendi platformu Truth Social’da “Netanyahu ile çok iyi bir görüşme gerçekleştirdiğini” yazdı. Görünüşe göre onun çok iyi görüşme dediği şey, kudurmuş köpeği Netanyahu’yu azarlayıp aşağılamasıdır. Zira ona, Beyrut’a yönelik saldırıyı durdurmasını ve Beyrut’un güney banliyösüne yönelen uçakları geri çekmesini emretmiş, Netanyahu da buna uymuştur. Bunun akabinde Trump şöyle dedi: “İsrail, Beyrut’a asker göndermeyecek. Yola çıkan asker varsa da geri dönecekler.” Ve şöyle dedi: “Dolaylı olarak Hizbullah ile görüşmeler yaptım; Taraflar, tam bir ateşkes konusunda anlaşmaya vardı. Buna göre İsrail Hizbullah’a saldırmayacak, Hizbullah da İsrail’e saldırmayacak.”

Bu haber, Yahudi varlığının bölge üzerinde hâkimiyet kurmak için Amerika’nın elindeki kirli bir araç olduğunu, Netanyahu ile onun gibi Yahudi varlığının liderlerinin Müslümanların kanına doymayan kuduz köpekleri olduğunu; Amerika’nın onları istediği zaman serbest bırakıp istediği zaman azarladığını, bu arada İslam beldelerinin başındaki yöneticilerin ise Amerika’nın arkasından soluyarak onun kendilerinden talep ettiği şeyleri uyguladıklarını teyit etmektedir.

Bazı insanlar, Yahudi varlığının veya Yahudi lobisinin Amerika'nın kararlarını kontrol ettiği vehmine kapılmaktadırlar; oysa onlar; başta Filistin'i işgal eden İngiltere olmak üzere Batı'nın, Müslümanlarla savaşması ve onların sömürgecinin pençesinden kurtulmalarını engellemesi için Yahudileri getirip onlara bir varlık kurduğunu, daha sonra İkinci Dünya Savaşı'nın ardından bu misyonu Amerika‘nın üstlendiğini unutmaktadırlar.

------------

Yahudi varlığı, Filistin’de ezanın okunmasını yasaklıyor ve halkına yönelik saldırılarını sürdürüyor

Yahudi varlığındaki Yasama İşleri Bakanlar Komitesi, 31/5/2026 tarihinde, 1948 işgal bölgesi ve Kudüs’te camilerden ezan okunmasını kısıtlamayı hedefleyen bir yasa tasarısını onayladığını duyurdu. Bu yasa, gaspçı Yahudilerin Filistin'deki İslami varlığı silmeye ve orayı Yahudileştirmeye yönelik bir girişimi olarak kabul edilmektedir.

Aynı zamanda Yahudiler, işgal altındaki Batı Şeria’daki halka ve onların toprakları ile mülklerine yönelik saldırılarını sürdürmektedir. Haber bültenleri, 1/6/2026 tarihinde Yahudi sürülerinin, ordularının koruması altında Ramallah ve Nablus illerindeki, zeytin bostanlarını yaktığını ve Yahudi ordusunun sivil savunma ekiplerinin yangınları söndürmek için ulaşmasını engellediğini aktarmıştır.

Aynı şekilde Yahudi sürülerinin, Ramallah iline bağlı köylerde Filistin halkına ait arazilere koyun ve deve sürülerini saldıklarını ve bunların ekili alanları tahrip ettiği bildirilmektedir. Yahudi sürülerinin, Batı Şeria’daki halka, evlerine, dükkânlarına ve çiftliklerine yönelik saldırılarını sürdürdükleri; bunları ya tahrip ettikleri ya da el koydukları ve onları caydıracak hiç kimsenin bulunmadığı bilinmektedir.

Filistin Hükümet Ofisi tarafından 26/5/2026 tarihinde yayımlanan istatistiklere göre, Yahudiler 7 Ekim 2023’ten bu yana Batı Şeria’da yaklaşık 1168 kişiyi öldürmüş, 12.666 kişiyi yaralamış, 23.000 kişiyi tutuklamış ve 33.000 kişiyi de yerinden etmiştir.

Yahudi varlığının başbakanı Netanyahu, 26/5/2026 tarihinde ordusuna Gazze Şeridi’ndeki kontrolü yaklaşık %70’e çıkaracak şekilde genişletme emri verdiğini açıklamış, böylece Trump planı kapsamında kabul ettiği ve Yahudilerin bölgeden kademeli olarak çekilmesini öngören ateşkes anlaşmasını ihlal etmiştir.

Bu planı, özellikle Mısır, Ürdün, Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan, Endonezya, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere Amerikan yanlısı rejimler de onaylamıştır. Nitekim bu rejimler, daha önce yüz binlerce şehit ve yaralının olduğu ve bölgenin yaklaşık %80’inin tahrip edildiği iki yılı aşkın bir süre boyunca Gazze Şeridi’ndeki soykırımı engellemek için harekete geçmediği gibi Trump’ın planını kaldırıp atmak ve Barış Kurulu adı verilen kuruldan çekilmek için de harekete geçmemiştir. Aynı şekilde Yahudilerin Batı Şeria’daki ihlallerine ve İslami kimliğini silme girişimlerine karşı da harekete geçmemektedirler. Bu nedenle ümmetin, bu rejimleri ve onları yönetenleri devirmek ve onların yerine Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafeti kurmak için harekete geçmesi gerekir.

------------

İran Cumhurbaşkanı: Ülke yönetimi yalnızca dar bir yetkili ve karar verici çevrenin elinde kalmaması gerekir

İran Devrim Muhafızları, 2/6/2026 tarihinde bir bildiri yayımlayarak şöyle dedi: “Gemi sahipleri ve kaptanları, ilgili kurum tarafından oluşturulan sisteme kayıt olmak ve gemiler giriş yapmadan önce geçiş taleplerini iletmek zorundadır. Kurum, başvuruları inceleyecek ve yalnızca onay alan gemilerin boğazdan geçişine izin verilecektir.”

Böylece neredeyse her gün, İran Devrim Muhafızları tarafından, savaş, müzakereler, Hürmüz Boğazı ve İran’daki hükümetin yetki alanına giren diğer konularla ilgili açıklamalar işitmekteyiz; bu da Devrim Muhafızları’nın devlet üzerindeki hâkimiyetine delalet etmektedir.

Bunu teyit eden şey ise İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın 31/5/2026 tarihinde Bilim Bakanlığı yetkilileriyle yaptığı bir toplantıdaki şu açıklamalarıdır: “Ülke yönetimi yalnızca dar bir yetkili ve karar verici çevrenin elinde kalmaması gerekir. Ülkenin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik baskılar, yenilikçi çözümleri ve birçok uzmanların vizyonunu gerektirmektedir. Mevcut zorlukların aşılması, tüm ulusal enerjilerin katılımını, sorumluluk üstlenilmesini ve sahada çalışmayı gerektirmektedir.”

İran hükümetine muhalif ve Londra merkezli İran International sitesi, 31 Mayıs 2026 tarihinde İran içinden kimliği açıklanmayan bir kaynağa dayanarak, " Cumhurbaşkanı Bezekyan'ın, Dini Lider Mücteba Hamaney'e görevinden istifa etmesini talep eden resmi bir mektup gönderdiğini" bildirdi. Mektubunda, devlet yönetiminin yapısının fiilen resmi kanalların dışına çıktığını ve iktidarın önemli kısımlarının bir grup Devrim Muhafızları liderinin kontrolü altına girdiğini belirtti."

Pezeşkiyan mektubunda, Devrim Muhafızları’nın devlet işlerinin yönetimi üzerindeki tam hakimiyeti konusunda uyarıda bulunmuş ve bunu, yönetimin en üst kademelerinde benzeri görülmemiş derin bir çatlak olarak nitelendirdiği gibi cumhurbaşkanı ve hükümetin, büyük ve hayati dosyalardaki karar alma sürecinden fiilen dışlanması olarak da nitelendirmiştir. Ancak İran Cumhurbaşkanlığı Ofisi İletişim Dairesi Başkan Yardımcısı Mehdi Tabatabai, 1/6/2026 tarihinde X platformundaki hesabından yayımladığı bir mesajla, Pezeşkiyan’ın istifasına ilişkin yayılan iddiaları yalanlamıştır. Ancak ülke yönetiminin durumu ve Devrim Muhafızları’nın iktidarın ana bölümleri üzerindeki kontrolüne ilişkin olarak Dini Lidere bir mektup gönderip göndermediği ve bu mektupta eleştirilerde bulunup bulunmadığı konusuna dair herhangi bir yorum yapmamıştır.

Bir askerî grubun iktidarın ana bölümleri üzerinde kontrol kurması ve tüm otorite üzerinde hakimiyet kurmaya çalışması, devlet yapısında bir zayıflık noktası olarak değerlendirilmektedir; bu da devletin çatlamasına ve ileride çökmesine yol açabilir.

 

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Esad Mansur

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER