Perşembe, 24 Muharrem 1448 | 2026/07/09
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi Kadın Kolları

No: HT-BA-2026-MO-TR-21 H. 16 Muharrem 1448
M. Çarşamba, 01 Temmuz 2026

Amerika, Küba’yı Karanlığa Sürüklüyor; Bebek Ölümlerini %148 Artırıyor!

Ocak 2026’dan bu yana Amerika, Karayipler’deki bu küçük ada ülkesine karşı ağır bir petrol ambargosu uygulamaktadır. Amerika, 1962 yılından beri Küba’ya ambargo uygulasa da bunun şiddeti zaman içinde değişkenlik göstermiştir. Ancak Trump’ın ilk başkanlık dönemi olan 2017’den itibaren ABD-Küba ilişkileri ciddi şekilde kötüleşmiştir. Trump, Küba ile seyahat ve ticareti kısıtlamış, yaptırımları yeniden devreye sokmuş ve Küba’yı tekrar “teröre destek veren ülkeler” listesine alarak ülkenin zaten ağır olan ekonomik sıkıntılarını daha da derinleştirmiştir. Trump biri Ocak, diğeri Mayıs ayında olmak üzere bu yıl içinde iki başkanlık kararnamesi imzalamıştır. Bu kararnameler, Küba’ya doğrudan veya dolaylı olarak petrol sağlayan ülkelere, özellikle Venezuela ve Meksika’ya yönelik gümrük tarifeleri ve ithalat kısıtlamaları getirmektedir. Bunun Küba halkının hayatı üzerinde son derece ağır sonuçları olmuştur. Benzin ve dizel yakıt kıtlığı sebebiyle ulaşım neredeyse tamamen durma noktasına gelmiş, elektrik kesintileri günde 20 saate kadar uzanmıştır. Bunun sonucu olarak birçok bölgede temiz su temini kesilmiş, tarımsal lojistik ve toplu ulaşım aksatılmış, çöp toplama hizmetleri durmuş ve ciddi gıda kıtlığı yaşanmıştır. Böylece ülke büyük bir insani felaketle karşı karşıya kalmıştır.

Mevcut ablukanın en ağır yükünü ise kadınlar ve çocuklar taşımaktadır. Okulların kapanması sebebiyle eğitim imkânları büyük ölçüde ortadan kalkmış, hatta birçok yerde tamamen kesilmiştir. 7 yaşın altındaki her çocuk için günlük bir litre sübvansiyonlu süt sağlama zorluğu da dahil olmak üzere yaşanan gıda kıtlığı; erken büyümeyi, fiziksel gelişimi ve bağışıklık sisteminin gücünü olumsuz etkileyen kronik bir yetersiz beslenme ortamı yaratmıştır. Su, kanalizasyon ve soğutma sistemlerinin devre dışı kalması ise su ve haşere kaynaklı hastalıkların yayılma riskini artırmıştır. Bunun sonucunda sağlık sistemi çöküşün eşiğine gelmiştir. Hamile kadınlar yalnızca yetersiz beslenmeyle değil, aynı zamanda doğum hizmetlerine ve ultrason gibi temel sağlık hizmetlerine erişimde de ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalıyorlar. Ayrıca düşük doğum ağırlıklı bebeklerin oranında belirgin bir artış gözlemlenmiştir.

Özellikle Batı Yarımküre’nin en düşük bebek ölüm oranlarından birine sahip olan Küba açısından en sarsıcı gelişme ise, Amerika’nın uyguladığı abluka ve enerji kısıtlamaları sebebiyle bebek ölümlerinin %148 oranında artmış olmasıdır. Ayrıca Cubadebate adlı internet sitesinde yayınlanan bir raporda, Ocak ayındaki enerji kısıtlamalarının başlamasından önce %85 olan kanserli çocukların hayatta kalma oranının %65’e gerilediği bildirilmiştir. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk yakın zamanda yaptığı açıklamada “Çocuklar ölüyor, çünkü doktorlar temel tıbbi malzemelerden ve ilaçlardan yoksun durumdalar.” ifadelerini kullanmıştır.

Küba ve aslında bütün Latin Amerika, sömürgecilerin beş asır önce bölgeye ayak basmalarından bu yana sömürü, yoksulluk ve şiddet sarmalının içinde yaşamaktadır. Dünyayı kontrol etmek için barbarca yöntemler kullanan ve masumları inanılmaz acılara mahkûm eden zorba Amerika, dünyada Yaratan’ın şeriatıyla hükmeden ve bu vesileyle insan hayatının dokunulmazlığını gerçekten gözeten, dünya çapındaki her türlü zulmün karşısında duran Nübüvvet Metodu Üzere Raşidi Hilafet Devleti ortaya çıkıp onun terör dönemine son verene dek Latin Amerika’yı boğmaya devam edecektir. Hilafet, Latin Amerika’yı fethetmeye, halklarına izzet ve haysiyetle muamele etmeye ve sömürgeci güçlerin yüzyıllardır bu topraklara reva gördüğü zulmü ortadan kaldırmaya çalışacaktır.

Sekizinci yüzyılda, İspanya zalim Kral Rodrik’in yönetimi altındayken halk ağır vergiler altında eziliyor ve geniş kesimler baskıya maruz kalıyordu. Bunun üzerine Hristiyan lider Kont Julian, Emevi Hilâfeti döneminde Kuzey Afrika valisi olan Musa b. Nusayr’a başvurarak İspanya’nın mazlum halkına yardım etmesini istemiştir. Musa b. Nusayr da genç kumandan Tarık b. Ziyad’ı 7.000 ila 10.000 kişilik bir orduyla Endülüs’e göndermiştir. Kendilerinden on kat daha büyük olduğu söylenen bir orduyla karşı karşıya geldikleri halde Müslümanlar yine de galip gelmiş ve Endülüs, İslam’ın yönetimi altına girmiştir. Endülüs olarak anılan bu topraklar, İslâm’ın hâkimiyetine girmiş, dünyanın en büyük uygarlıklarından birine dönüşmüştür. Dolayısıyla Hilâfet yeniden kurulduğunda, Allah’ın izniyle yalnızca Müslümanlara ve İslâm beldelerine güvenlik ve izzet getirmekle kalmayacak; fethedeceği bütün toprakları ve halkları adalet ve huzura eriştirecektir.

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi Kadın Kolları
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
el-Mezra’a, P.K. 5010-14, Kolombiya Merkezi B Blok Kat:2, Beyrut/Lübnan
Telefon: TEL: 0096 113 07 59 4 / GSM: 0096 171 72 40 43
www.hizbuttahrir.today
E-Mail: media [@] hizbuttahrir.today

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER