Pazartesi, 29 Zilhicce 1447 | 2026/06/15
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Pakistan Vilâyeti
Medya Bürosu

No: PK-BA-2026-MB-TR-16 H. 26 Zilhicce 1447
M. Cuma, 12 Haziran 2026

Sopa Politikasıyla Halkı Ezmek, Çökmekte Olan Bir Sistemin Alametidir; Ümmeti Gerçekten Temsil Eden Tek Nizam Hilafet’tir

Azad Keşmir’de geçtiğimiz günlerde yaşanan halk protestoları ve rejimin bunları sopa politikasıyla bastırma girişimleri, bir kez daha bu rejimin fıtrata aykırı olduğunu ve halkı temsil etmediğini kanıtlamıştır. Yöneticileri, halkın işlerini güden birer çoban değil, sömürgeci güçlerin birer ajanıdır. Bu durum aynı zamanda Münir/Şahbaz hükümetinin siyasî basiretten ve insanların işlerini nasıl gözetmesi gerektiğine dair en temel anlayıştan dahi yoksun olduğunu göstermektedir. Bu yüzden karşılaştığı her sorunu silah gücüyle çözmeye çalışmaktadır.

İslam’da yasama meclislerine yer yoktur; zira hükümler, ehliyet sahibi müçtehitler tarafından Allah’ın indirdiği vahyin nasslarından istinbat edilir ve Halife bu hükümleri benimseyip uygular. Bununla beraber İslam; Ümmet Meclisi ve vilayet meclisleri gibi güçlü mekanizmalar kurmuştur. Ümmet Meclisi ümmetin genel görüşünü temsil ederken, her vilayet meclisi de o bölge halkının görüşünü temsil eder. Bu mekanizmalar; kamu hizmetleri, kalkınma projeleri, yollar, okullar, hastaneler, istihdam fırsatları ve benzeri ihtiyaçlar konusunda ümmetin sesi sayılırlar. Bu tür kamu ihtiyaçlarının gerçekliğini anlamak derin bir fikri araştırma veya ileri düzey teknik uzmanlık gerektirmez. Bu tür meselelerin anlaşılması derin içtihat veya ileri teknik uzmanlık gerektirmediğinden, halkın görüşüne değer verilmesi onların hakkıdır ve devletin siyasî istikrarının da temelidir. Bu nedenle ümmetin görüşünün doğru şekilde temsil edilmesi zorunludur.

Buna göre ister Azad Keşmir’de, ister Gilgit-Baltistan’da, ister Balochistan’da veya merkezî hükümet düzeyinde olsun; seçim bölgelerinin belirlenmesi, sandalye dağılımı, seçim öncesinde, seçim günü veya sonrasında yapılan çeşitli manipülasyonlar yoluyla ümmetin temsil hakkının gasp edilmesi ve önceden seçilmiş kişilerin halka temsilci olarak dayatılması, ümmetin haklarının çiğnenmesidir. Demokratik sistemde seçimler bu gerçeğin pratik bir yansıması hâline gelmiştir. Çünkü bu seçimler halkın iradesini değil; güçlü elitlerin çekişmelerini, uzlaşmalarını ve nüfuz paylaşım düzenlemelerini yansıtmaktadır.

Bu yöneticiler; ister insanların gerçek temsil hakkını gasp ederek, ister İslam’ın uygulanması karşısında demir bir duvar gibi durarak, ister Peygamberimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in onurunu korumak için adım atmayı reddederek, ister Gazze Müslümanlarını kaderlerine terk ederek, isterse Amerika’nın “Terörle Mücadele” dedikleri savaşında öncü kuvvet rolü oynayarak insanların haklarını ihlal etmeye devam etmektedirler. Bu artık onların değişmez yöntemi haline gelmiştir. Halk nezdinde itibarlarını giderek kaybeden yöneticiler, fikrî iflaslarını, ideolojik yenilgilerini ve zorba karakterlerini yansıtan sert baskı politikasına başvurmuşlardır. Belucistan’dan aşiret bölgelerine, Hayber Pahtunhva’dan Azad Keşmir ve Pencap’a kadar yöneticilerin ulusal politikalarının her yerde başarısız olduğu ayan beyan ortadadır.

Ayrıca bu kaba kuvvet politikası; yabancı istihbarat servislerine ve büyükelçiliklere, halk hareketlerini kendi çıkarları doğrultusunda manipüle etme fırsatı sunmaktadır. Halkı ezmekle ve insanları susturmakla huzuru sağlayabileceğini sanan yöneticiler; Kaddafi, Saddam, Mübarek ve Esed’in akıbetini hatırlamalıdır. Aynı şekilde Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Suudi Arabistan, Bahreyn ve Kuveyt yöneticileri de bu akıbetin kendilerinden uzak olmadığını bilmelidir. Çünkü sopa politikası kalıcı olamaz; bu politika, halkı kendi iradesine rağmen demir ve ateşle yöneten gayritabii bir devletin işaretidir.

Ümmetin gerçek manada yegâne temsilcisi Hilafet’tir; zira Hilafet Ümmetin akidesi üzerine kuruludur ve onu inanır. Halife, Ümmetin çoğunluğunun biatiyle yönetime gelir. Demokratik nizamın aksine, ne Ümmet Meclisi’nin ne de Vilayet Meclisleri’nin yasama yetkisi yoktur. Böylece elitlerin yasama yoluyla yolsuzluğu kanunlaştırmalarının önü kapatılmış olur. Bu durum, onların meclisleri ele geçirmek için her türlü yönteme başvurma motivasyonunu büyük ölçüde ortadan kaldırır. Ayrıca seçimlere harcadıkları milyonlarca ve milyarlarca doları geri kazanma fırsatları da kalmaz. Sonuç olarak gerçek temsil güçlenir ve halkın işlerini samimiyetle gözeten kimselerin öne çıkma ihtimali artar.

Halife, İslâm şeriatını uygular ve Şeriatı hayata geçirirken, insanların işlerini yürütürken onların görüşlerine başvurur. İslâm, polis devleti anlayışını haram kılmıştır. Hilafet Devleti ise ümmetin işlerini gözeten bir riayet devletidir. İslâm’da siyaset, esasen insanların işlerini şer’î hükümler doğrultusunda gözetmek demektir. Bu nedenle ümmetin bütün problemlerinin gerçek çözümü yalnızca Hilafet’in kurulmasındadır. Uğrunda çalışılması gereken hedef de budur. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:

وَسَيَعْلَمُ الَّذِينَ ظَلَمُوا أَيَّ مُنقَلَبٍ يَنقَلِبُونَ“Zulmedenler, hangi dönüşle döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.” [Şuara 227]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Pakistan Vilâyeti
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
P.O. Box 1924, Lahore / Pakistan
Telefon: +(92) 345–428–7323 / +(92) 333–561–3813
https://bit.ly/3hNz70q
Fax: +(92) 21–520–6479
E-Mail: spokesman@hizb-ut-tahrir.com.pk

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER