- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti:
Sudan Vilayeti: Haziran 2026 Ayı Faaliyet ve Etkinlikleri
Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti, Haziran 2026 boyunca halkla iç içe yürüttüğü faaliyetlerini yoğunlaştırmış; ümmeti, İslam'ın yüce yapısı olan Nübüvvet metodu üzere Raşidî Hilafet'in yeniden kurulması için kendisiyle birlikte çalışmaya davet etmiştir. Haziran ayı boyunca gerçekleştirilen başlıca faaliyetler aşağıdadır:
1. Sudan Siyasetindeki Laikliğin Kökleri ve Bunların Ortadan Kaldırılması
Kirli savaş nedeniyle üç yılı aşkın bir aradan sonra, Hizb-ut Tahrir Sudan Vilayeti Medya Bürosu, 6 Haziran 2026 tarihinde başkent Hartum'un merkezindeki bürosunda ilk siyasi etkinliğini düzenledi. Aylık Ümmetin Meseleleri Forumuna gazeteciler, siyasetçiler ve kamu meseleleriyle ilgilenen çok sayıda kişi katıldı. Forumda Sudan siyasetindeki laikliğin kökenleri ve bunların nasıl ortadan kaldırılacağı ele alındı.
Dr. Ahmed Abdulfadil konuşmasında, laikliğin Sudan'a İngiliz sömürge yönetimiyle birlikte girdiğini ve bugüne kadar ülkeye hâkim olmaya devam ettiğini anlattı. Günümüzde laikliğin siyasi çevrelerde ve hatta askerî kesimlerde yoğun biçimde gündeme getirilmesinin amacının, onu hukukileştirmek ve İslam ile onun yönetim hükümlerinin siyaset alanından uzaklaştırılması olduğunu ifade etti. Konuşmasını, laikliğin küfür sistemi olduğunu, uygulanmasının ve ona çağrı yapılmasının haram olduğunu belirterek tamamladı.
Ardından Hizb-ut Tahrir Sudan Vilayeti Merkez İletişim Komitesi üyesi Abdullah Hüseyin, laikliğin kökten sökülüp atılması için İslam'ın ortaya koyduğu çözüm yollarını anlattı. Katılımcılar yoğun ilgi gösterdi; birçok kişi söz alarak Hilafet için çalışmanın kaçınılmaz olduğunu vurguladı.
2. Devletin Sudan Şehirlerini Koruyamaması
Hizb-ut Tahrir Sudan Vilayeti Resmî Sözcüsü, 14 Haziran 2026 tarihinde yayımladığı basın açıklamasında, El Ubeyd şehrine yönelik yoğun insansız hava aracı saldırıları karşısında devletin savunma görevini yerine getirmemesini eleştirdi. Bazı medya organlarında Kordofan halkının kendi güvenliğini kendisinin sağlaması gerektiği yönündeki çağrılar üzerine yapılan açıklamada, güvenliğin sağlanması ve insanların onurlu bir yaşam sürmesinin İslam'a göre devletin asli sorumluluğu olduğu belirtildi.
Açıklamada, güvenliğin devletin bir lütfu değil, şer'î bir yükümlülüğü olduğu ifade edildi. Devletin bu görevini yerine getirememesinin sebebinin ise Sudan'ı parçalamayı amaçlayan bu anlamsız savaşı yöneten güçler olduğu, özellikle de Darfur'u Sudan'dan koparmayı hedefleyen ve ülkeyi yıpratarak bölmek isteyen Amerika'nın bu planın arkasında bulunduğu belirtildi.
3. Sudan Lirasının Sürekli Değer Kaybetmesi Hükümet Politikalarının Başarısızlığını Gösteriyor
Yerel para biriminin yabancı paralar karşısında hızla değer kaybetmesi üzerine yayımlanan açıklamada, bu çöküşün temel nedenleri sıralandı. Bunlardan biri olarak Sudan para biriminin ABD dolarına bağlı olması gösterildi.
Açıklamada, Hilafet Devleti'nin para sisteminin altına dayanacağı, böylece para biriminin kendi öz değerine sahip olacağı ve uluslararası ticarette ithalat ve ihracatta güvenle kullanılabileceği ifade edildi. Ayrıca altın gelirlerinin kamu mülkiyeti kapsamında değerlendirilerek su, elektrik, altyapı ve diğer kamu hizmetlerinde kullanılacağı belirtildi.
Hizb-ut Tahrir Sudan Vilayeti, Sudan'ın sahip olduğu doğal zenginliklerle halkını rahatlıkla geçindirebilecek kapasitede olduğunu; ancak bunun için kaynakları halkın yararına yönetecek bir yönetime ihtiyaç bulunduğunu, bunun da ancak Nübüvvet metodu üzere Raşidî Hilafet sistemiyle mümkün olacağını savundu.
4. Ekonomik Krizden Çıkış İçin Köklü Çözüm
Hizb-ut Tahrir Sudan Vilayeti Medya Bürosu, Port Sudan'daki idari başkentte düzenlediği basın toplantısında parti sözcüsü İbrahim Osman (Ebu Halil)'i ağırladı.
"Ekonomik Krizden Çıkış İçin Köklü Çözüm" başlıklı toplantıda Sudan ekonomisinin temel sorununun kapitalist ekonomik sistem olduğu ifade edildi. Bu sistemin halkın ihtiyaçlarını gözetmediği, ayrıca IMF ve Dünya Bankası aracılığıyla sömürgeci devletlerin Sudan ekonomisini yönlendirdiği belirtildi. Yerel para biriminin dalgalı kura bırakılmasının da para değerini sürekli düşürdüğü ifade edildi.
Konuşmada, bütün bu politikaların ülkeyi Batılı sömürgeci projeler lehine zayıflattığı, buna karşılık gerçek çözümün İslam'ın ekonomik hükümlerini uygulayan Hilafet Devleti olduğu savunuldu ve ümmetin samimi evlatlarıyla birlikte Raşidî Hilafet'in yeniden kurulması çağrısı yapıldı.
5. Port Sudan'daki Haftalık Siyasi Konuşmalar
Parti, her pazartesi günü Port Sudan'da düzenlediği haftalık siyasi konuşmalarını Haziran ayında şu başlıklar altında gerçekleştirdi:
a) Sudan'ın Parçalanmasında Kabilecilik Duygusunun Kullanılması
Adil İbrahim, İslam'ın kabile taassubunu yasakladığını, Müslümanları kardeşlik bağı altında birleştirdiğini anlattı. Kabilelerin asıl görevinin İslam'a destek olmak olduğu, Evs ve Hazrec kabilelerinin Hz. Peygamber'e destek vererek ilk İslam Devleti'nin kurulmasına katkıda bulunduğu hatırlatıldı.
b) Hicret, İslam Devleti'nin Kurulması Demektir
Hüseyin el-Hadi, Medine'de İslam Devleti'nin kurulmasına hazırlıkların tamamlanmasının ardından hicretin gerçekleştiğini ve bunun İslam otoritesini tesis ettiğini anlattı. Daha sonra Müslümanların yaklaşık on dört asır boyunca sahip oldukları Hilafet'in yıkıldığını, bugün yeniden İslam otoritesinin kurulmasının farz olduğunu ifade etti.
c) Şeriatın Egemenliği
Yakub İbrahim, İslam toplumunda egemenliğin yalnızca şeriata ait olması gerektiğini, bunun Hilafet Devleti'nin temel esaslarından biri olduğunu anlattı. Günümüzde insanların hem devletle hem de birbirleriyle olan ilişkilerinde İslam hükümlerinin hâkim olmadığını belirtti ve şeriatın yeniden egemen kılınması için Hilafet'in kurulmasının zorunlu olduğunu söyledi.
d) Aşure Gününden Alınacak Ders
Adil İbrahim, Aşure gününün önemini anlatarak Firavun'un helak edilmesi ve Hz. Musa'nın kurtarılmasının bu günde gerçekleştiğini hatırlattı. Günümüzün Firavunu olarak Amerika'yı nitelendirdi ve Müslümanların İslam'ı yeniden hâkim kılarak insanlığı karanlıklardan aydınlığa çıkarma sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğini ifade etti.
6. Sykes-Picot Sınırlarında Yaşanan Ölümler
Parti sözcüsü yayımladığı açıklamada, Sudan-Mısır sınırında yaşanan ve altın arayıcılarının hedef alındığı olaylardan Mısır ve Sudan hükümetlerini sorumlu tuttu.
Açıklamada, suçlu kişiler bulunsa bile masum sivillerin bu şekilde ağır silahlarla hedef alınmasının İslam tarafından kabul edilemeyeceği ifade edildi. Olay, Mısır hava kuvvetlerinin Kızıl Dağ (Cebel el-Ahmer) ve Cebel Aykad bölgelerinde altın arayan kişileri bombalamasının ardından gündeme geldi. Mısır ordusu, 22 Haziran 2026 tarihli açıklamasında uyuşturucu, silah kaçakçılığı, yasa dışı altın arama ve düzensiz göç faaliyetlerine karşı operasyon düzenlediğini duyurmuştu.
Parti ise sömürgeci güçler tarafından çizilen sınırların korunması uğruna ümmet evlatlarının öldürülmesini eleştirerek bu rejimlerin reddedilmesi ve bu sınırları ortadan kaldıracak Hilafet'in kurulması çağrısında bulundu.
7. Dördüncü Nesil Savaşlar ve Sudan Devletinin Yavaş Yavaş Çökertilmesi
27 Haziran 2026 tarihinde düzenlenen siyasi salonda Merkez İletişim Komitesi Başkanı Nasır Rıza konuşmacı olarak yer aldı.
Konuşmasında dördüncü nesil savaşların hedefinin devletleri doğrudan işgal etmek yerine içeriden yavaş yavaş çökertmek olduğunu anlattı. Sudan'da yaşananların da bu planın bir parçası olduğunu belirterek sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler, silahlı gruplar, bazı askerî liderler ve siyasetçilerin bu süreçte rol oynadığını belirtti. Medyanın kamuoyunu yönlendirmedeki etkisine de dikkat çekti.
Çözüm olarak ise İslam'ın uygulanmasını, çoklu silahlı yapıların yasaklanmasını, kabileciliğin kaldırılmasını, ırkçı ve bölgesel yapılanmaların suç sayılmasını ve yabancı kuruluşların ülke işlerine müdahalesinin engellenmesini önerdi. Bütün bunların ancak Raşidî Hilafet ile mümkün olacağını ifade etti.
8. Gadarif'te Düzenlenen Periyodik Forum
20 Haziran 2026 tarihinde Gadarif şehrinde düzenlenen periyodik forumda şehrin su sorunu ele alındı.
El-Mahi Abidin, yıllardır süren hükümet başarısızlıklarını, verilen sözlere rağmen sorunun çözülememesini ve eskiyen su şebekesinin artan nüfusun ihtiyacını karşılayamamasını anlattı.
Daha sonra Abdülmecid Mustafa, İslam'ın su konusundaki hükümlerini açıkladı. Suyun kamu mülkiyeti olduğunu, devletin her bireye temiz içme suyu ulaştırmakla yükümlü bulunduğunu, bunun devletin en önemli görevlerinden biri olduğunu belirtti. Halkın ihtiyaçlarının Batı destekli yönetimler tarafından ihmal edildiğini, yalnızca tepkiler arttığında geçici çözümler üretildiğini ifade ederek gerçek çözümün İslam hükümlerini uygulayacak Hilafet Devleti olduğunu söyledi.
Hizb-ut Tahrir Sudan Vilayeti Merkezî Medya Ofisi Temsilcisi
Salı, 30 Haziran 2026 / 15 Muharrem 1448

https://hizbuttahrir.today/tr/index.php/dava-haberleri/sudan/26010.html#sigProId45a76a8725

İlgili Bağlantılar:



