- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Refah Sınır Kapısının Açılması ve Batı Şeria Halkına Yönelik Kısıtlamaların Sıkılaştırılması
Mübarek Filistin Toprakları Halkının Yerinden Edilmesi İçindir
Haber:
Yahudi varlığı ile Hamas arasındaki ateşkes anlaşmasının ilk aşamasının yürürlüğe girmesinden ve hayatta olan ve ölen Yahudi tutsakların -hala aranan bir ceset hariç- serbest bırakılmasından bu yana yaklaşık seksen gün geçmiş olmasına rağmen, bazı haber kaynaklarına göre, "son günlerde Refah sınır kapısının açılması için Amerikan baskısının devam etmesi", Yahudi Başbakanının Amerika'da yaptığı görüşmelerle aynı zamana denk gelmiştir.Bu kaynaklar, Yahudi varlığının, Netanyahu'nun geçen Pazartesi günü Trump ile görüştüğü ziyaretin ardından sınır kapısını her iki yönden de açmaya hazırlandığına dikkat çekiyor. (El Cezire)
Yorum:
Medya kuruluşları, Refah sınır kapısının yönetimini ve yeniden açılması mekanizmasını üstlenecek taraf konusundaki tartışmalara odaklanmasına rağmen, bu şartlarda sınır kapısının açılmasının sonuçları hakkında kasıtlı bir karartma söz konusudur.Bundan dolayı geçişin açılmasının anlamı üzerinde durmamız gerekir ki bunlardan bazıları aşağıdaki şekildedir:
1- Nitekim Amerika ve Yahudi varlığının hiçbir antlaşma ve ahit gözetmediği herkes için açık hale gelmiştir; zira sahibi Trump'ın adıyla anılan anlaşmaya rağmen Trump'ın, onunla birlikte Batılı yöneticiler ve liderlerden oluşan müttefiklerinin ve anlaşmanın uygulanmasının garantörü olarak adlandırılan Müslümanların başındaki Ruveybida yöneticilerin, yani Türkiye, Pakistan, Mısır, Endonezya ve diğerlerinin yöneticilerinin yalancı Müseylime'den daha kötü oldukları ortaya çıkmıştır.Çünkü anlaşmanın üzerinden yaklaşık üç ay geçti ama Trump ve onun üvey çocuğu Yahudi varlığı, anlaşmanın adaletsizliğine rağmen onun hiçbir maddesine bağlı kalmamış, Yahudilerin son iki yıl boyunca uyguladığı katliamlar durmamış ve kadınlar, çocuklar ve yaşlılar da dahil olmak üzere Gazze ve Batı Şeria halkının esirleri serbest bırakılmamış ve Gazze Şeridi'ne girdirilmesi üzerinde anlaşılan yardım, çadır ve diğer insani yardım malzemelerinin girişine izin verilmemiştir.
2- Yahudi varlığı ve Trump'ın bağlı kalmaması haddi zatında kasıtlı olup Gazze halkının acılarının mümkün olduğunca uzatılması hedeflenmektedir;zira sınır kapısının açılması halinde, birçok insan Gazze Şeridi'nden ribattan kaçmak için ayrılmayacak, aksine Allah'ın kaderinden Allah'ın kaderine kaçmak için ayrılacaktır;zira Gazze Şeridi artık yaşanabilir durumda değildir. Direnişin ilk aşamada Yahudi tutukluların serbest bırakılmasını taahhüt etmesinin ardından Amerika ve Yahudiler üç ay boyunca oyalandıklarına göre, ikinci aşamada ve Gazze Şeridi'nin yeniden inşasını gerektiren üçüncü aşamada kaç ay oyalanacaklar acaba?Peki erteleme, oyalama ve yeniden inşa malzemelerinin girdirilmesine yönelik kısıtlamanın gölgesinde, Gazze Şeridi'nin yeniden inşa edilmesi ve yaşanabilir hale getirilmesi ne kadar sürecek acaba?Gazze halkına yönelik oyalama ve kısıtlama politikası ve Refah geçişinin bu şekilde açılması, Gazze halkından intikam almaktan başka bir şey değildir ve bu da onları “gönüllü” olarak yerlerinden edilmeye zorlamanın bir aracıdır.
3- Yahudi varlığı ve onun aracı olan Oslo otoritesi, Batı Şeria halkını tüm direniş araçlarından soyutlamış olsalar da, mesele bunun da ötesine geçerek, kurtuluş ve direnişten bahseden herkesin takip edilmesine ve onların kışkırtma suçlamasıyla gerek Yahudi hapishanelerine gerekse otoritenin hapishanelerine atılmasına kadar ulaşmıştır.Batı Şeria'da yaklaşık iki yıldır devam eden güvenlik operasyonlarının, gerçek bir güvenlik gerekçesi yoktur; aksine suikastların, ev yıkımlarının, şehir ve köylere yapılan günlük baskınların ve Batı Şeria ekonomisinin bel kemiğini oluşturan Yeşil Hat içindeki işçilerin çalışmasının engellenmesinin amacı, insanları gönüllü göçe zorlamak içindir. Geriye kalanlara gelince; Yahudi varlığının yaptığı değişikliklere boyun eğmeleri istenmekte olup bu değişiklikler arasında toprakların kemirilmesi, daha fazla yerleşim yerlerinin kurulması ve Batı Şeria'daki güvenlik kolu olan Oslo otoritesi ile birlikte baskıyla tam teslimiyete zorlamak yer almaktadır.
Sonuç olarak mübarek Filistin topraklarının halkı, Yahudilerden ve onları destekleyenlerden gelen her türlü zulme tahammül ederek topraklarında kalmaları, sabretmeleri ve sebat etmeleri nedeniyle büyük bir ecir almış olsa da, kendisi ve ailesiyle birlikte komşu Müslüman ülkelerine kaçan herhangi birini suçlamamız caiz değildir; zira bu, Allah korusun, savaş gününde arkayı dönmek değil, aksine Allah'ın kaderinden Allah'ın kaderine kaçmaktır ve Filistin halkından olan mazlum ümmete, taşıyabileceğinden daha fazla yük yüklememiz doğru değildir.
Sabah akşam suçlanması gereken tek kişiler, kışlalarında konuşlanmış olan Müslüman ordularıdır;zira mazlumlara yardım etme, onları kendi topraklarında güçlendirme, onların düşmanlarından intikam alma ve mübarek toprakları kurtarma görevi, onların omuzlarındadır; yeter artık yüzüstü bırakıp zayıf kaldıkları. يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا مَا لَكُمْ إِذَا قِيلَ لَكُمُ انْفِرُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ اثَّاقَلْتُمْ إِلَى الْأَرْضِ أَرَضِيتُمْ بِالْحَيَاةِ الدُّنْيَا مِنَ الْآخِرَةِ فَمَا مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا فِي الْآخِرَةِ إِلَّا قَلِيلٌ “Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size “Allah yolunda sefere çıkın” denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir.” [Tevbe 38]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Bilal Muhacir – Pakistan



