Perşembe, 03 Şaban 1447 | 2026/01/22
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Myanmar'ın Soykırımı İnkar Etmesinin ve Müslümanların Sessizliğinin Açığa Çıkması

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Myanmar'ın Soykırımı İnkar Etmesinin ve Müslümanların Sessizliğinin Açığa Çıkması

Haber:

Myanmar, Uluslararası Adalet Divanı önünde, 2017 yılında Rohingyalılara karşı yürüttüğü askeri harekat sırasında soykırım yapıldığı iddialarının “asılsız” olduğunu iddia etti ve operasyonun silahlı militanların saldırılarına karşı terörle mücadeleye yönelik meşru bir cevap olduğunu vurguladı.Ancak Gambiya, toplu katliamlar, tecavüzler ve sistematik ihlallerin kanıtlarını sunarak, bu eylemlerin soykırıma yönelik açık niyeti ortaya koyduğunu ifade etti.Şu anda 1,17 milyondan fazla Rohingyalı, Bangladeş'teki kalabalık kamplarda yaşamaktadır. Yahudi varlığına karşı açılacak benzer davalar açısından potansiyel etkileri nedeniyle geniş çaplı takip edilen dava, 29 Ocak'a kadar devam edecek; nitekim yargıçlar, aylar hatta yıllar sürebilecek bir hüküm vermeden önce mağdurların tanıklıklarını dinleyecekler. (Ajanslar)

Yorum:

Myanmar'ın Uluslararası Adalet Divanı'nda Rohingyalılara yönelik soykırım iddialarının asılsız olduğu yönündeki iddiası, Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütleri tarafından geniş çapta belgelenen vahşetlerin açık bir şekilde inkar edilmesidir. Nitekim 2018 yılında Birleşmiş Milletler Myanmar hakkındaki Gerçekleri Bulma Misyonu, Myanmar ordusunun toplu katliam, sistematik tecavüz, yüzlerce köyün yakılması ve Rohingya kimliğinin yok edilmesi de dahil olmak üzere hukuken açıkça soykırım düzeyinde olan eylemlerde bulunduğu sonucuna varmıştır. Ayrıca İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Af Örgütü de, yıkılmış köylerin uydu görüntülerinden, bebeklerin öldürülmesini, yargısız infazları ve bir milyondan fazla Rohingyalının Bangladeş'e zorla göç ettirilmesini anlatan hayatta kalanların tanıklıklarına kadar uzanan güçlü kanıtlar sunmuştur.Bu gerçekler, Myanmar'ın “terörle mücadele operasyonu” anlatısının, kendisinin desteklediği ve modern zamanların en büyük etnik temizlik kampanyalarından birini oluşturan suçları gizlemek amacıyla yapılan bir propagandadan ibaret olduğunu ortaya koymaktadır.

Ancak bu trajedi, Müslüman ülkelerdeki mevcut devletlerin daha derin bir zayıflık içinde olduklarını da ortaya çıkarmıştır.Rohingya soykırımı davasını Uluslararası Adalet Divanı'na taşıyan ülkenin büyük bir İslam gücü olan bir ülke değil de, nüfusu üç milyondan az olan küçük bir ülke olan Gambiya olması dikkat çekicidir!Bu durum, 50'den fazla ülkeyi, yaklaşık iki milyar insanı ve muazzam ekonomik ve askeri kaynakları içeren İslam ülkelerinin kolektif gücüyle tam bir tezat oluşturmaktadır.Bu ülkelerin Müslümanlara karşı işlenen vahşetlere karşı kararlı ve birleşik bir tavır alamamaları, derin bir siyasi parçalanma durumunu yansıtmaktadır. Zira ortada koordineli bir ambargo ve kolektif bir diplomatik baskı olmadığı gibi kınama açıklamaları bile parçalanmış bir şekilde ve ulusal çıkarlarla sınırlı kalmaya devam etmektedir.

İslam ülkelerinin, küresel İslami dayanışmanın acı bir şekilde kınanmasını temsil eden küçük bir devletin ahlaki cesareti karşısında gölgede kalmış olması açı bir gerçektir. Dolayısıyla bu, vahdet ve güçlü bir liderlik olmadan Müslümanların, ister Rohingyalılar isterse Filistinliler olsun mazlumları koruma konusunda aciz kalmaya devam edeceklerini ortaya koymaktadır. 

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Abdullah Asvar

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER