- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber - Yorum
"Önce Amerika" Sloganı Altında Trump
Haber:
ABD başkanı, “bölünmüş” bir Amerika düzeyinde yetkilerini genişleten ve Washington'un dış dünya ile ilişkilerini yeniden şekillendiren “şok edici” politikalarla dolu bir kampanyanın ardından Beyaz Saray'a dönüşünün birinci yıl dönümünü kutluyor; görünen o ki ikinci yılına giren Cumhuriyetçi başkan, Washington'dan diğer eyaletlere, Pekin'den Moskova'ya, Gazze'den Grönland'a, oradan da Güney Amerika ve Afrika'ya kadar, kayda değer kısıtlamalar olmaksızın hareket ediyor. Ayrıca başkan, küresel düzenin istikrarını, "sağlam bir uygulama yapısından" yoksun "hızlı anlaşmalar" karşılığında takas etmeye çalışıyor. (Monte Carlo Doualiya)
Yorum:
Trump, dünyanın dört bir tarafına rastgele saldırıyor; hatta bir gözlemci, onun ne yaptığını bilmediğini ve amaçsızca dolaştığını bile sanabilir;zira Avrupa'ya saldırmış, NATO'dan çekilme tehdidinde bulunmuş, Venezuela cumhurbaşkanını tutuklamış, Grönland ve Kanada'yı ele geçirme niyetini açıklamış, Birleşmiş Milletler'e saldırmış, “Dünya Barış Kurulunu” oluşturduğunu duyurmuş, ona katılmaktan kaçınan ülkeleri tehdit etmiş, ardından Federal Rezerv ve başkanına saldırmıştır; tüm bunları ise “Önce Amerika” sloganı altında yapmıştır.
Bu hızla gelişen olayları gözlemleyen ve inceleyen bir kimsenin zihninden onlarca soru dönecektir ki bu sorulardan bazıları şunlardır:Trump bunu yaparak ne istiyor?Bu kararlar Amerika'nın politikalarını ve kurumsal programlarını mı temsil ediyor, yoksa sadece onun zihninde dönen ve derin devletin politikalarıyla hiçbir ilgisi olmayan projeler midir? Başkanlık ekibi arasında gözlemlediğimiz görünürdeki uyuma rağmen, aceleci ve düşüncesizce alınmış gibi görünen bu kararlar nereye götürecek?
Trump'ın çözülmesi imkansız görünen büyük sorunlarla karşı karşıya olduğu açıktır; bu sorunlar, biriken krizlerin doğal bir sonucu olarak Amerikan halkını kaçınılmaz olarak kitlesel gösteriler için sokaklara dökülmeye itecektir.Sorunlar yaratmak ve dünyanın çoğu ülkesine vergi ve gümrük vergileri dayatmak, bu önlemlerin gelişigüzel olduğunu ve gelirleri tükenen ve artık geçimini sağlamak için gereken asgari masrafları bile karşılayamaz hale gelen Amerikan tüketicileri için olumsuz ve yıkıcı sonuçlar doğuracağını göstermektedir.
Amerika'nın yaşadığı refah ve rahat yaşam dönemi geri dönülmez bir şekilde sona ermiş ve acı gerçekle yüzleşme saati gelmiştir; zira bugün Amerika dünkü gibi değildir ve göçmenlik ve resmi tören aşaması sona ermiştir.Amerika, kelimenin tam anlamıyla bir iç savaş yaşamaktadır; zira silahlı kişiler, Amerikan sokaklarında daha önce görülmemiş sahnelerde insanları kovalayan göçmenlikle mücadele birimleriyle çatışmak üzere sokaklara yayılıyorlar.
150 milyar Doları aşan mali açık ve yılda iki trilyon Dolar artan 38 trilyon dolarlık borçlardan ve devasa savunma bütçesini tüketen askeri üslerin varlığından dolayı bu bütçenin 1,5 trilyon Dolara çıkarılması gerekmektedir; bu yüzden ABD yönetimi kendisini bir kafa karışıklığı halinde bulmuş ve bu da yüksek gümrük vergileri uygulamak şeklinde kendini göstermiştir. Bu tarifeler, gelirlerin artmasına katkıda bulunmak yerine, ticaret işbirliğini azaltmış ve ülkeleri alternatif pazarlar aramaya yöneltmiştir.
Üçüncü felaket ise, zorba Amerikan ruhunu somutlaştıran ve Birleşmiş Milletler ve Güvenlik Konseyi gibi İkinci Dünya Savaşı sonrası projeleri yok etmeyi hedefleyen "Gazze Barış Kurulu" olmuştur. Bugün dünya bu politikalardan endişe duymakta olup Trump’ın bu yaklaşımı, aşağıdaki hedefleri gerçekleştirmek için olduğu anlamına gelmektedir:
1- Eski uluslararası düzenin sona ermesi: Daimi üye devletler olmayacağı gibi "Önce ve sonra Amerika" gibi Amerika'ya eşit olan veto hakları da olmayacaktır.
2- NATO'nun dağıtılması: Avrupa'ya karşılıksız koruma olmayacağı gibi bedava yolculuk da olmayacaktır.
3- Deniz yollarını kontrol etmek ve "Dünya Barış Kurulu" aracılığıyla küresel ticaret kaynaklarına el koymak.
4- İslam beldelerini hedef alan küresel din olarak “İbrahimi” dini dayatmak.
İşte alarm zilleri burada çalıyor; zira ilk hedeflenen İslam'dır; eğer Müslümanlar ve başta ümmetin kalkınmasını gerçekleştirmek için çalışan samimi proje sahipleri olmak üzere etkili güçler dikkatli olmazlarsa, İslam fırtınanın tam gözünde kalacaktır.
Allah'ım, bu ümmete, Sana itaat eden kullarını izzetli kılacak ve onun kelimesini yüceltecek Raşid bir emir bahşet. Allah yardımcımız olsun.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Salim Ebu Sebeytan



