- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Ama Gerçek Şu Ki Gözler Kör Olmaz
Haber:
Medya kuruluşları, Trump’a yakın ABD senatörü Lindsey Graham’ın, Amerika’nın savaşı tek başına yapmak zorunda olmadığını söyleyerek Körfez ülkelerinden İran'a karşı savaşa katılmalarını talep ettiğini yinelediği ve ABD’nin bu amaçla onlara silah sattığını belirttiği açıklamasını aktardı.
Yorum:
Belki de Körfez yöneticilerinin şu ana kadarki tepkisi, Amerika’nın onları İran ile bir yıpratma savaşına sürükleyerek düşürmek istediği tuzağın büyüklüğünü fark ettiklerini gösteriyor. Bu nedenle İran ile kapsamlı bir çatışmaya girmeme yönünde örtük (kırılgan) bir mutabakat olduğuna dair bilgiler sızmıştır. Nitekim Katar'ın eski dışişleri bakanı Hamed bin Casim, Körfez ülkelerini Amerika adına savaşa sokmayı amaçlayan bir Amerikan planı olduğu, bunun ardından Amerika’nın kanlı bir çatışmayı körükleyen bir silah tüccarına dönüşeceği ve bunun sonucunda da bölge ülkelerinin yıkımı ve onların servetlerinin yağmalanması denkleminde benzeri görülmemiş bir değişim yaşanacağı konusunda uyarıda bulunmuş ve bundan en çok istifade edenin ise, kötü bir şekilde bölge halkını gözetleyip duran ve etrafındaki herkesin zayıflamasını bekleyip bunun semeresini nüfuz ve genişleme olarak elde etmek isteyen alçak varlığın olacağı eklemesinde bulunmuştur.
Yahudi varlığının etrafındaki devletleri zayıflatma planı eski ama yenilenen, gizli olmayan ve ilan edilmiş bir plandır. Nitekim Amerika da bu süreçteki aşamalarda Yahudi varlığı ile birlikte hareket etmiş, bu yüzden çatışmalar ve iç krizler yoluyla bölge halklarını yıpratmış, iktidardaki rejimler arasındaki farklılıkların ve anlaşmazlıkların devam etmesine hırs göstermiş ve diğerlerini yok etmek için onlardan bazılarına yardım etmiştir ki böylece planın son aşamalarına gelmiştir. İşte bu aşamalar herkesin kendi elleriyle ezilmesini ve bölgenin yeni sınırlarla yeniden çizilmesini gerektiriyor. Bu sınırlar ise kağıt üzerine kalemlerle değil yerin üzerine kanla çizilecektir ki böylece daha istikrarlı ve kalıcı olabilsin, parçalanmış ve bitkin halklar bu sınırların arkasına hapsedilerek krizlerinin çözümü için Amerika ve Yahudi varlığına yalvarsınlar ve zenginlikleri de yabancı yatırımlar ve refah adı altında kendi rızalarıyla yağmalansın.
Ortaya çıkan tüm uyarılara rağmen herkesin bu tuzağa düşme olasılığına işaret eden tehlikeli bir gösterge de vardır;çünkü İran ve müttefiklerinin yirmi yıl boyunca bölge halkının içine ektiği fanatizm, kin ve büyük intikam duyguları, hepimize karşı kurulan bu tuzağın farkına varma bilincini örtebilir. Nitekim Suriye-Lübnan sınırındaki teyakkuz ve gerginlik, Iraklı milislerin Suriye’ye yönelik tehditleri ve Mossad hücrelerinin mezhepçi bir fitnenin fitilini ateşlemek için harekete geçmesi, evet bütün bunlar bölgede bir yangın çıkarabilir, böylece silahın namlusu Amerika ve Yahudi varlığının göğsünden bizim göğüslerimize ve boyunlarımıza dönebilir, böylece de katilin neden öldürdüğünü, öldürülenin ise niçin öldürüldüğünü bilmediği bölgesel bir savaşın içine girebiliriz.
İran’ın yöneticileri ve onun kollarının üzerine düşen görev, İslam ümmetine karşı işledikleri şeylerden dolayı derhal tövbe ettiklerini ve pişmanlık duyduklarını ilan etmeleri, yöneticileriyle değil bölge halklarıyla barışmaları, zulmettikleri ve kanlarını döktükleri kişilerden af dilemeleridir; umulur ki bu, neredeyse herkesi yok etmek üzere olan parçalanmayı bir nebze olsun hafifletir.
İster birey ister kitle olsun ülkelerimizdeki aklı başında olan herkesin görevi, düşmanımızın tuzağına düşmemizi engellemek için çaba göstermek, duygusal halkları bilinçlendirmek, pişmanlığın fayda etmeyeceği bir noktaya gelmeden önce yöneticilerin elini tutmak olduğu gibi tüfekler ama bütün tüfekleri Yahudi varlığının ve Amerika’nın göğsüne doğrultmaktır; çünkü onlarla savaşmak, kötülerden önce iyilerin üzerine farzdır. Ki böylece bize, Allahu Teala’nın şu kavli isabet etmesin: فَإِنَّهَا لَا تَعْمَى الْأَبْصَارُ وَلَكِن تَعْمَى الْقُلُوبُ الَّتِي فِي الصُّدُورِ “Ama gerçek şu ki, gözler kör olmaz; lâkin göğüsler içindeki kalpler kör olur.” [Hac 46]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Şeyh Adnan Mezyan



