Salı, 29 Şaban 1447 | 2026/02/17
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Uluslararası Sistemin İçinden Bir Tanık, Onun Büyük Bir Yalan Olduğuna Tanıklık Etti!

بسم الله الرحمن الرحيم

El-Raye Gazetesi

Uluslararası Sistemin İçinden Bir Tanık, Onun Büyük Bir Yalan Olduğuna Tanıklık Etti!

Üstad Esad Mansur’un Kaleminden

Kanada Başbakanı Mark Carney, Amerika tarafından kurulan ve ülkesinin de fayda sağladığı uluslararası sistemin temelindeki yalanları kabul ederek, orta ölçekli güçteki ülkelere birleşme çağrısında bulunarak artık "bir yalanın içinde yaşamak" mümkün değildir dedi. Bu ise 21/1/2026 tarihinde İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda yapılan ve açık görüşler ile sert eleştiriler içeren tarihi bir konuşmada geldi.

Carney'i öfkelendiren şey, Trump'ın "Kanada Amerika sayesinde yaşıyor" şeklindeki açıklaması ve onun Kanada'yı işgal edip Amerika'ya ilhak etme tehdidiydi.Aksi takdirde Amerika'nın karanlık tarihi boyunca yaptıkları ve onun uluslararası düzen ve uluslararası hukukun uygulanması adı altında Afganistan'da 20 yıl boyunca milyonlarca insanı öldürme, yaralama, yerinden etme ve ülkeyi yok etme şeklinde yaptıkları onu (Carney) bu kadar kışkırtmazdı ki zaten onun ülkesi de Haçlı NATO ittifakının bir üyesi olduğu için Amerika ile birlikte bu suçlara ortak olmuştur.

Hatta ülkesinin uluslararası sisteme liderlik eden Amerika ile ortaklığını itiraf ederek şöyle demiştir: “Bu yüzden tabelayı pencereye astık, (uluslararası hukukun) ritüellerine katıldık ve söylem ile gerçeklik arasındaki boşlukları dile getirmekten büyük ölçüde kaçındık. Bu anlaşma artık işe yaramıyor.” Çünkü Amerika'nın elinde tuttuğu ve Kanada'nın desteklediği bıçak, Trump'ın sözleri ve tehditleriyle boğazına dayandı, aksi takdirde anlaşma geçerliliğini koruyacaktı! Ülkesinin Amerika'nın küresel egemenliğinden fayda sağladığı için onunla birlikte hareket ettiğini itiraf ederek şunları söylemiştir: “Özellikle Amerikan hegemonyası, kamusal malların sağlanmasına katkıda bulunuyordu. Açık deniz yolları, istikrarlı bir finansal sistem, ortak güvenlik ve anlaşmazlıkların çözümüne yönelik çerçevelere destek sağlıyordu.” Oysa bu, zayıf ülkeler pahasına Amerika ve Kanada da dahil olmak üzere onun müttefikleri lehineydi.

Aynı zamanda o, özgürlük, insan hakları ve halklara yardım etme konusundaki söylemlerinde ikiyüzlü olduklarını, gerçekliğin onları yalanladığını ve insan onurunu ve haklarını çiğneyip halkların servetlerini çaldıklarını da itiraf etmiştir. Çünkü onun ülkesi Kanada, diğer ülkelere kararlarını dayatmak amacıyla küresel finansal ve siyasi konuları inceleyen sömürgeci G7 grubunun bir üyesidir.

Dolayısıyla onlar, dürüst oldukları ve zayıf ülkelerin işlerini önemsediklerinden dolayı değil, anlaşamadıkları zaman birbirlerini ifşa eden hırsız kapitalistlerdir. Dahası orta ölçekli güçteki ülkelere yönelmiş ve ülkesini tehdit eden Amerika'ya karşı kendisine yardım etmek için birleşmeleri çağrısında bulunmuştur; zira şöyle demiştir: “orta ölçekli güçler birlikte hareket etmek zorundadır. Çünkü masada değilseniz, menüdesinizdir.” Yani Amerika onları yiyecektir demektir.

Ülkesinin, içinde yer aldığı uluslararası sistemin yanlışlığını ve yolsuzluğunu itiraf edip halkların zulmüne ortak olduğunu vurgulayarak şunları söylemiştir: “Uluslararası kurallara dayalı düzenin öyküsünün kısmen yanlış olduğunu, en güçlülerin işlerine geldiğinde kendilerini muaf tutacaklarını ve ticaret kurallarının asimetrik bir şekilde uygulandığını biliyorduk. Uluslararası hukukun, sanık ve mağdurun kimliğine bağlı olarak farklı derecelerde uygulandığını da biliyorduk.”

Sanık zayıf bir ülke veya bir İslam beldesi olduğunda, Afganistan, Irak, Somali, Sudan ve diğerlerine uygulandığı gibi uluslararası hukuk ona katı bir şekilde uygulanmaktadır.

Bu uluslararası sistem, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Amerika tarafından kurulmuş ve dünya üzerinde hakimiyet kurmak, ona otoritesini dayatmak ve servetlerini yağmalamak amacıyla Birleşmiş Milletler, Güvenlik Konseyi ve tüm alanlardaki sayısız uluslararası kuruluşlar adı altında oluşturulmuştur. Görünüşe göre Amerika, bu sistemi tek başına yeniden formüle etmek, katılımcı ülkeleri kendisine ve kararlarına tabi kılar hale getirmek ve onların Amerika'ya hizmetlerini sunmalarını ve uygulamalarını istiyor. Bu amaçla Gazze Barış Konseyi'ni kurdu ve başka hiçbir ülkeye veto yetkisi vermeden, kendi liderliğinde bir uluslararası kuruluş haline dönüştürmek için çalışıyor. Bu, Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinin veto yetkisine sahip olduğu, aleyhlerine herhangi bir kararın alınmasını engelleyen ve Amerika'nın onların onayı olmadan herhangi bir karar geçirememesini sağlayan BM Güvenlik Konseyi'nin yerini alacaktır.

Carney, uluslararası sistemin yanlış kurallara dayalı olduğunu itiraf etti ancak bu yanlışlık, onun dediği gibi kısmi değil, aksine tamamı ve temelinden yanlıştır; çünkü bu sistem 1648 yılında Vestfalya Kongresi'nde Hıristiyan Avrupa ülkeleri tarafından aralarındaki ilişkileri düzenlemek ve İslam Devleti'nin karşısında durmak için kurulmuştur. Yani kendi kurduğu uluslararası hukuku uygulamak için kendi uluslararası ailesini oluşturmuştur. Ancak Birinci Dünya Savaşı ile birlikte çökmüş ve ardından yeniden yükselerek 1919'da Milletler Cemiyeti'ni kurmuştur. Nitekim on yıldan biraz fazla bir zaman sonra bu grup da çökmüştür; zira güçlü ülkeler, İkinci Dünya Savaşı patlak verene kadar uluslararası hukuku ihlal etmeye ve diğer ülkeleri işgal etmeye başlamıştır. Savaştan sonra Amerika ve İngiltere, yenilmiş ve zayıf ülkelere uluslararası hukuku uygulamak amacıyla Birleşmiş Milletler'in ve onun bünyesinde Güvenlik Konseyi'nin kurulduğunu duyurmuştur.

Bu yüzden hızla uluslararası hukuka başvuruyorlar ve onların davalarına adaletli davranacağını ve gasp edilmiş Filistin topraklarının bir kısmını kendilerini geri iade edeceğini ya da en azından isim olarak da olsa bir Filistin devleti kurulmasını sağlayacağını ümit ediyorlar! Yahudi varlığının bunların hiçbirini umursamadığı, Amerika'nın desteğiyle isyan ederek Gazze'de soykırım ve açlık politikası uyguladığı ve Kanada’nın da ona silah ve para desteği sağladığı bilinmektedir.

Bu uluslararası sistem istikrarsız bir hale gelmiş, yozlaşmışlığı ve sahteliği ortaya çıkmış ve birçok ülke onun zulmünden ve keyfiliğinden şikayet etmeye başlamıştır; zira güçlüler, onun zayıfların başına musallat olmasına ve onları ezmesine izin vermektedir. Bu yüzden uluslararası sistemi kuranların şimdi onu kendi elleriyle yıkmaya başladıkları görülmektedir. Eğer onların yapısı çökerse, bu büyük yalandan ve onun kötülüklerinden kurtulmak tüm insanlık için bir müjde olacaktır.

Hizb-ut Tahrir'in "Siyasi Mefhumlar" adlı kitabında açıkladığı vizyonu, ne kadar da doğru ve isabetli bir vizyondur; zira kitapta, dünyanın sefaletlerinden birinin, otoritenin bir emri olmasından ve kendi çıkarlarına göre başkalarına uygulayan küresel bir otoritenin varlığını gerektirmesinden dolayı varlığı doğru olmayan uluslararası hukuk adı verilen şeyin varlığı olduğunu açıkladığı gibi temeli yanlış ve sahte olan uluslararası aile ile barış ve diğer ülkeler için bir tehlike oluşturan büyük güçler bloğunun da aynı şekilde olduğunu da açıklamıştır. Ayrıca dünyanın mutluluğunu sağlamak ve doğru ve net bir yol haritası çizmek için bu sebepleri ortadan kaldırmak amacıyla çalışmak gerektiğini de açıklamıştır. Yine dünyaya liderlik edip onu bu kötülüklerden kurtarabilecek hiçbir ülke olmadığını, çünkü hepsinin bu kötülüklerin içinde olduğunu da açıklamıştır.

Dünyayı bu sefaletten, bu büyük yalandan ve onun kötülüklerinden kurtarmaya aday olan Raşidi Hilafet Devleti’nden başka kimse yoktur. Çünkü Hilafet Devleti'nin ideolojisi doğru olup 13 yüzyıl boyunca dünyayı yönetmiş, halkları zulüm ve sefaletten kurtarmış, adaleti sağlamış, insanın onurunu korumuş, insanın haklarını vermiş ve ihtiyaçlarını güvence altına almıştır; ayrıca hiçbir ülkeyi sömürgeleştirmemiş veya servetlerini yağmalamamış, aksine bunları onlar için korumuştur. Bu yüzden Hilafet Devleti için çalışmak bir hak olduğu gibi gayrimüslimler de dahil olmak üzere onun için çalışanlara yardım etmek de bir haktır; çünkü Hilafet onları, güçlünün hak sahibi olduğunu, zayıfın ise güçlüye itaat edip boyun eğmesi gerektiğini düşünerek kötü bir şekilde hüküm veren o kötü kişilerden kurtaracaktır.

Kaynak: El-Raye Gazetesi- 585. Sayı - 04/02/2026

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER