Pazartesi, 28 Şaban 1447 | 2026/02/16
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Müslümanların Kendi Elleriyle Öldürülmesine Son Vermek İçin İslami Yönetimi Kurmamız Gerekir

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Müslümanların Kendi Elleriyle Öldürülmesine Son Vermek İçin İslami Yönetimi Kurmamız Gerekir

Haber:

9 Şubat 2026 Pazartesi günü, Pakistan Savunma Bakanı Havace Asif, Ulusal Meclis'in İslamabad'daki İmam Bargah saldırısını kınayan bir kararı kabul etmesinin ardından ulusal kimliğin varlığının gerekliliğini vurguladı.Asif, meclis önünde yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Hiç kimsenin ihtilaf etmediği ulusal bir kimliğe sahip olmamız çok önemlidir…” Son dört ABD başkanının milyonlarca Müslümanın ölümünden sorumlu olduğunu belirten Asif, "Ancak biz her zaman küresel güçlerin desteğini arıyoruz" diye ekledi. Ve şöyle dedi: “Hindistan, Pakistan'da terörizmi destekliyor.” Ayrıca Hindistan'ın planını bozmak için şimdi tüm Pakistanlıların birleşmesi gerekir eklemesinde bulundu. Afgan hükümetinin daha önce Pakistan'ın tutumunu desteklediğini, ancak şu anda terörizmle mücadele konusunda herhangi bir garanti vermekte tereddüt ettiğini belirtti. Ve şöyle devam etti: “Şimdi Hindistan, Afgan teröristlerini bize karşı kullanıyor. Hindistan, Pakistan'da vekalet savaşı yürütüyor.” (El-Fecr Pakistan)

Yorum:

Pakistan'ın başkenti İslamabad'da 6 Şubat Cuma günü cuma namazı sırasında namaz kılanları hedef alan korkunç katliam, Müslümanların kalplerinde derin bir şok yarattı.Bomba taşıyan saldırgana alan açmak için, bekleyen insanlara ateş eden iki saldırgan olduğunu duydular.Bombanın patlamasıyla ölen namaz kılanların, Allah Subhanehu ve Teala'ya secde ederken çekilmiş fotoğraflarına tanık oldular.Ayrıca saldırıdan kurtulan ancak hastanenin yaralılarla dolup taşması nedeniyle hastanede saatlerce bekledikten sonra hayatını kaybeden bir genç hakkında da bir şeyler işittiler.Bu korkunç katliam, mezhepsel düşmanlığın ve Müslümanlar arasındaki diğer düşmanlık biçimlerinin sona erdirilmesi hakkında geniş çaplı bir tartışmayı tetikledi.Bu tartışmanın ortasında Savunma Bakanı bir cevap verdi ama konuşması etkili çözümler sunmamış; aksine Pakistan yöneticilerinin başarısızlığını teyit etmiştir.

Savunma bakanının “hiç kimsenin ihtilaf etmediği ulusal bir kimliğe sahip olmamız çok önemlidir” şeklindeki açıklamasına gelince; Müslümanlar için tek kimlik İslam'dır.Bu nedenle Müslümanların başındaki yöneticilerin İslam'ın dışında ya da öncesinde yeni bir kimlik aramalarına gerek olmadığı gibi Pakistan yöneticilerinin de İndus Vadisi uygarlığında ya da başka bir yerde ulusal bir kimlik aramalarına da gerek yoktur.Mısır'ın yöneticilerinin de lanetli Firavun'un medeniyeti içinde ulusal bir kimlik aramasına gerek yoktur.Ayrıca Körfez yöneticilerinin de Arap cahiliyesi içinden ulusal bir kimlik aramalarına gerek yoktur.Müslümanları elliden fazla devletçiğe bölen ve Amerika, Yahudi varlığı ve Hindu devleti gibi düşmanları karşısında zayıflatan şey, işte bu ulusal kimliklerdir.

İslami kimlik, taifecilik, mezhepçilik, kabilecilik, milliyetçilik ve vatancılık üzerine kurulu yıkıcı rekabete son vermiştir. Zira Allahu Teala şöyle buyurmuştur: إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ Müminler ancak kardeştirler.” [Hucurat 10]İmam Kurtubi tefsirinde şöyle demiştir: (Yani, kardeşlik soyda değil, din ve kutsallıktadır; bu nedenle din kardeşliğinin soy kardeşliğinden daha güçlü olduğu söylenir; çünkü soy kardeşliği din farklılıkları nedeniyle kopar; oysa din kardeşliği soy farklılıkları nedeniyle kopmaz.) Bu yüzden sadece İslami kimlik bölünmeye son verebilir ve tüm Müslümanları güçlü bir devletin altında birleştirebilir. Nitekim Allahu Teala şöyle buyurmuştur: وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللَّهِ جَمِيعاً وَلَا تَفَرَّقُواHep birlikte Allah'ın ipine (İslam'a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın.” [Al-i İmran 103] İbn-i Kesir tefsirinde şöyle demiştir: (Onlara cemaat olmalarını emretmiş ve bölünmelerini yasaklamıştır.)Ancak Pakistan'ın yöneticileri hayata laik bir bakış açısıyla yaklaşıyorlar; bu nedenle onlar İslam'ı, kimlik, medya, eğitim, anayasa, yönetim ve dış politikadan ayırıyorlar.

Savunma Bakanı'nın "Hindistan Pakistan'da vekalet savaşı yürütüyor" şeklindeki açıklaması ile son dört ABD başkanının milyonlarca Müslümanın ölümünden sorumlu olduğu yönündeki gözlemiyle ilgili olana gelince; İslam, muharib kâfirlere karşı harbi bir tutum benimsemiştir. Eğer Pakistan yöneticileri Hindu devlete karşı gerçekten harbi bir tutum benimsemiş olsalardı, Mayıs 2025'te sadece dört gün süren sınırlı savaşı sona erdirmezlerdi!Aksine savaş, işgal altındaki Keşmir'in kurtuluşuna kadar devam edecek ve bu, İslam'ın tüm Hint alt kıtası üzerindeki egemenliğini yeniden pekiştirmek için kazanılan birçok zaferin arasından ilki olacaktı.Ayrıca Pakistan'ın yöneticileri, Müslümanlarla savaşan ve hem Yahudi varlığı hem de Hindu devletinin Müslümanlara karşı savaşlarına yardım eden Amerika Birleşik Devletleri ile ticaret anlaşmaları ve askeri ittifaklar kurmaktadır.Yine Pakistan yöneticileri, Amerika ve Yahudi varlığı ile ittifak halinde olan ve Hindu devletine açık davette bulunan Trump tarafından kurulan Barış Kurulu'na da katılıyorlar.Böylece Pakistan yöneticileri ordumuzun düşmanlarımızla savaşmasını engelliyor, aksine onlarla ittifak kuruyorlar; hem de Allah Subhanehu ve Teala’nın şöyle buyurmasına rağmen: إِنَّمَا يَنْهَاكُمْ اللَّهُ عَنْ الَّذِينَ قَاتَلُوكُمْ فِي الدِّينِ وَأَخْرَجُوكُمْ مِنْ دِيَارِكُمْ وَظَاهَرُوا عَلَى إِخْرَاجِكُمْ أَنْ تَوَلَّوْهُمْ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ فَأُوْلَئِكَ هُمْ الظَّالِمُونَ Allah, yalnız sizinle din uğrunda savaşanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanız için onlara yardım edenleri dost edinmenizi yasaklar. Kim onlarla dost olursa işte zalimler onlardır.” [Mümtehine 9] 

Ey Pakistan’daki Müslümanlar ve orduları: Laik milliyetçi yöneticilerin bizi yönetmesine izin verdiğimiz sürece, mezhepçilik, kabilecilik, milliyetçilik ve vatancılık ateşiyle yanmaya devam edeceğiz.Ayrıca laik yöneticilerimiz bizi bölerek zayıflatırlarken, ittifaklar ve anlaşmalar yoluyla düşmanlarımızı güçlendiriyorlar.Bu yüzden İslam'ı, kimliğimizin, anayasamızın, yönetimimizin ve dış politikamızın temeli olarak yeniden tesis etmemizin önündeki engel bizzat onlardır. Bu yüzden zalim yöneticileri Raşidi Hilafetle değiştirebilmemiz için hepimiz çok çalışıp fedakarlıkta bulunmamız gerekir. Zira gücümüzü yeniden kazanmamızı ve Endonezya'dan Fas'a kadar tüm İslam ümmetini, Allah Subhanehu ve Teala'ya ve Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e itaat içinde birleştirecek olan Hilafettir. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur: وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلاَ تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ وَاصْبِرُواْ إِنَّ اللّهَ مَعَ الصَّابِرِينَEy iman edenler! Sabır ve namazla yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.” [Bakara 153]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Musab Umeyr – Pakistan

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER