Çarşamba, 16 Muharrem 1448 | 2026/07/01
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Sonunda Ordularımız Filistin'e Girecek Ama Filistin’i Yahudilerden Temizlemek İçin Değil Trump'a Hizmet Etmek İçin!

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber - Yorum

Sonunda Ordularımız Filistin'e Girecek Ama Filistin’i Yahudilerden Temizlemek İçin Değil Trump'a Hizmet Etmek İçin!

Haber:

Trump, Gazze’de anlaşmaya varma konusundaki başarılarıyla övünmek için 14 Ekim 2025'te Müslümanların başındaki yöneticileri Kahire'de bir araya getirdi.BBC Dışişleri Bakanlığı muhabiri 10 Ekim'de yaptığı açıklamada, "ABD yetkililerine göre, ABD, operasyonu koordine etmek amacıyla Ortadoğu'da konuşlu 200'e yakın askerini “İsrail'e” aktarıyor.ABD ordusu, “İsrail'de” yaklaşık 200 askerden oluşan sivil-askeri koordinasyon merkezi kuracak.Mısır, Katar ve Türkiye de dahil olmak üzere Arap ve Müslüman ülkelerinden güçler de yer alacak.”

Yorum:

Küçük cesur bir grubun çoğunluğun karşısında durmasının, cesurların korkaklara karşı direnmesinin ve müminlerin kafirlere karşı dik bir şekilde durmasının ardından iki yıl süren katliam sırasında elleri bağlı bir şekilde duran komşu Arap ve İslam güçleri nihayet gelecekler; ancak onlar, kurtarıcılar olarak değil de Trump ve kötü şöhretli eski İngiliz Başbakanı Tony Blair'in iradesini uygulayan hizmetkarlar olarak! Operasyonlarının merkezleri ise tevhid sancağı altında değil, katil Yahudi varlığının koruması altında olacaktır.Yahudi ordusu Gazze'deki erkeklere, kadınlara, çocuklara ve bebeklere hiçbir ayrım gözetmeksizin ve merhametsizce körü körüne saldırırken, birkaç cesur kişi en basit silahlarla, en son teknolojiyle donatılmış ve milyarlarca Dolarlık Amerikan desteğiyle finanse edilen paralı askerlerden oluşan orduya karşı koymuş ve müminlere yönelik şu çağrıyı gerçekleştirmiştir:قَالَ الَّذِينَ يَظُنُّونَ أَنَّهُم مُّلَاقُو اللَّهِ كَم مِّن فِئَةٍ قَلِيلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَثِيرَةً بِإِذْنِ اللَّهِ وَاللَّهُ مَعَ الصَّابِرِينَAllah'ın huzuruna varacaklarına inananlar: Nice az sayıda bir birlik Allah'ın izniyle çok sayıdaki birliği yenmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir, dediler.” [Bakara 249]

Gazze, sadece Müslümanlar için değil, dünyanın dört bir yanındaki insan kitleleri için bir iman ve kararlık örneği haline gelirken Müslümanların devasa orduları ise, yalancı ağızlarıyla kalplerinden uzak olan şeyleri tehdit eden hain yöneticilerin içi boş kınamaları ve aldatıcı ulusal sloganları altında göz alıcı silahlarını sergilediler.Küçük firavun Cumhurbaşkanı Sisi, suçlu Trump'ı Kahire'de, dünyanın barış elçisi olarak karşılarken, Müslümanların başındaki yöneticiler ise onun başarısını övdüler ve Trump da itaatlerinden dolayı onlara bol bol övgüler yağdırdı. İslam'ı ve Müslümanları savunmada başarısız oldukları için gözyaşı dökmeleri gerekenlerin, artık yüzleri gülmeye başladı. Peki bu kadar küçük olan kişiler, bu kadar çok sayıdaki kişilerin başına zincir mi vurdular? Bu, Kahire'den yola çıkıp Ayn Calut savaşında yenilmez Moğol ordularını yenen Kutuz'un ordusuyla ne de büyük bir tezat oluşturuyor. İç bölünmelere rağmen bu asil ordu, Gazze'de konuşlanmış Moğol yerleşimcileri yenerek Gazze'yi tarih haritasına yerleştirmiş, tereddüt edenler için bir umut olmuş ve kuzeyden Müslümanların Ayn Calut'taki zaferine giden yolu açmıştır.

Katil Yahudi varlığına yönelik boş konuşmaları ve tehditleriyle en sert olan Erdoğan ise, iki yıl süren sert çıkışlarını, Netanyahu'nun olmayacağı garanti edilmediği sürece uçağının, Trump'ın Kahire'de düzenleyeceği iddia edilen konferans için inmesini reddederek Mısır semalarındaki tiyatro gösterisiyle taçlandırmıştır! Erdoğan Osmanlılarla karşılaştırılmaktan hoşlanıyor ama sloganlar bir yana, onun rejimi gibi Yahudi varlığıyla yakın ekonomik ve askeri ilişkileri olan biri yoktur.Osmanlı döneminde Gazze, cesur bir direnişle İngiliz silahlı kuvvetlerine ağır kayıplar verdirmiş, bu da I. Dünya Savaşı sırasında İngilizlerin Kudüs'e doğru ilerleyişini yavaşlatmıştı.Osmanlı Hilafeti, milliyetçilik ve laiklik hastalıkları, ilerleme ve gelişme gibi yalan vaatlerle Türklerin ve Arapların zihinlerine sızana kadar yüzyıllar boyunca İslam sancağını gururla taşımıştır.İnsanlık tarihinde ve ilerlemesinde ihanetler hiç durmamış ancak Hilafetin yıkılmasından sonra İslam ülkeleri nevine münhasırdır; çünkü bu ülkelerin hainleri sırlarını saklamamışlar, aksine onlar, sonu gelmeyen felaketlerin ve musibetlerin gölgesinde, her yıl güpegündüz halklarını satan yöneticiler olup sallantıda olan tahtları yanmadığı sürece de bu şekilde olmaya devam edeceklerdir.Ancak çeşitli zorluklar karşısında gösterdikleri fedakarlık ve kararlılık sayesinde zafer kazanan mümin adamlar her zaman var olacaktır. O halde Gazze, Müslümanlar için yenilmez düşmanların yenilebileceğine dair yeni bir çağrı ve bir ders olsun.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Dr. Abdullah Rubin

Devamını oku...

Demokrasi, Kadın Haklarını Öne Çıkarmaya Çalışıyor ve Yanlış Olan Her Şeyi Destekliyor!

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber - Yorum

Demokrasi, Kadın Haklarını Öne Çıkarmaya Çalışıyor ve Yanlış Olan Her Şeyi Destekliyor!

Haber:

BBC, İngiliz Milletvekili Steve Reid'in, Doğu Londra'daki Victoria Park'ta düzenlenen yardım amaçlı bir koşuya kadınların katılmasının engellendiğini öğrenmesinin ardından öfkesini dile getirdiğini bildirdi.Doğu Londra Camii tarafından düzenlenen ve beş kilometrelik bir mesafeyi kapsayan yarış, yüzlerce katılımcıyı cezbetti ancak “kapsayıcı” olarak pazarlanmasına rağmen girişler, erkekler ve 12 yaşın altındaki kız ve erkek çocuklarla sınırlandırıldı.

Milletvekili Steve Reid, LBC Radyosu'na verdiği röportajda cinsiyet kısıtlamasını "tamamen kabul edilemez" olarak nitelendirerek, bu dışlama karşısında duyduğu "dehşeti ve şoku" dile getirdi.Konunun Eşitlik ve İnsan Hakları Komisyonu tarafından araştırılacağını ve sonrasında yaptırım uygulanabileceğini belirtti.

Reid şunları vurguladı: “Bu ülkede erkeklerin, kadınların yapmalarını engelleyen şeyleri yapmasına izin verilen bir durum istemiyoruz. Bunu tolere edemeyiz," Ayrıca özellikle cinsiyet ayrımcı bir etkinlik için kamusal alanların kullanılmasını da eleştirdi.Tower Hamlets Belediye Başkanı Lutfur Rahman, caminin internet sitesinde, katılımcıları, özellikle de "gençleri, yaşlıları ve daha geniş topluluğu" bugünkü katılımlarından dolayı tebrik ederken, cinsiyet kısıtlamalarından hiç bahsetmedi.Gençlik projeleri için para toplamak ve mültecileri desteklemek amacıyla düzenlenen yıllık bağış etkinliğini Doğu Londra'nın İslami takviminde önemli bir tarih olarak nitelendiren cami, eleştirilere doğrudan yanıt vermedi, ancak çeşitli spor faaliyetlerinde kadınları destekleme konusundaki kararlılığını vurguladı. Konsey ise, acil bir açıklama talep etti.”

Yorum:

Bakanın sözlerindeki çifte standart, gerçekten inanılmaz! Burada, Birleşik Krallık'taki Müslüman kadınların entegrasyonu konusunda derin bir endişe ve onların Londra'da "aday" olamamalarına ilişkin de bir öfke vardır.

Ancak aynı bakan, silahlandıran ve Gazze'de on binlerce Müslüman kadının öldürülmesine ve aç bırakılmasına göz yuman bir hükümeti desteklemiştir.

Bu kadınlar ve çocuklar onlarca yıldır süren zulüm ve katliamlardan dolayı kaçmak zorunda kalıyorlar.

Bu bacılar, çocuklarını ve bazı eşyalarını alarak kaçmak zorunda kalıyorlar.

Bu annelerin, geride bıraktıkları mal ve mülklerini İslam düşmanlarının yağmalamasına terk ederek kaçmaktan başka bir seçenekleri yoktur.

Büyükanneler rahatlıklarından kaçmak zorunda kalıyor ve dayanılmaz korku ve zorluklarla karşı karşıya kalıyorlar.

Bu ümmetin kızları eğitimlerinden ve diplomalarından kaçarken, üniversiteler ve okullar ise toplu mezarlara dönüşmüştür.

Bütün erkek koruyucuları tutuklanıp, işkenceye uğrayıp kaçırıldıklarında, mütedeyyin kızlarımız yapayalnız tek başlarına koşuyorlar.

Gazeteciler, sosyal medya üzerinden, ailelerinden ayrı kalan küçük kız ve erkek çocuklarının, bebek kardeşlerini kilometrelerce taşıdıklarını belgelemiştir. Nereye kaçacaklarını, kendilerine yardım edecek kimi bulacaklarını bilmiyorlar ve hastalık, ilaç, yiyecek ve su eksikliği yüzünden çoğunluğunun hayatı kısa olarak kalmaya devam edecektir.

Kapitalizme tapan laik politikacıların bu “zorlama” yorumlarındaki ek saçmalık ise, onların, onurlarını ve haysiyetlerini korumaktan çok mutlu olan Müslüman kadınlardan herhangi bir şikayetin olduğunu görmemeleridir.

Ancak Müslüman kadınlar hakları konusunda seslerini yükselttiklerinde, insan haklarını sadece sömürgeci kazanç ve kayıplar temelinde değerlendirmeye çalışan Batılı çıkarlar tarafından görmezden geliniyorlar.

Allah Subhanehu ve Teala'nın, gizli düşman hakkında bizleri uyardığı şu kelamını hatırlamalıyız:وَإِذَا رَأَيْتَهُمْ تُعْجِبُكَ أَجْسَامُهُمْ وَإِن يَقُولُوا تَسْمَعْ لِقَوْلِهِمْ كَأَنَّهُمْ خُشُبٌ مُّسَنَّدَةٌ يَحْسَبُونَ كُلَّ صَيْحَةٍ عَلَيْهِمْ هُمُ الْعَدُوُّ فَاحْذَرْهُمْ قَاتَلَهُمُ اللَّهُ أَنَّى يُؤْفَكُونَ Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmış kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Düşman onlardır. Onlardan sakın. Allah onların canlarını alsın. Nasıl bu hale geliyorlar?” [Münâfikûn - 4]

Sanki ciddi bir şekilde çalışıyormuş gibi görünen ancak sadece dikkatlerini dağıtmak ve zarar vermek için tasarlanmış sinsi ve saçma sapan gündemlere karşı uyanık olmaları konusunda gençlerimizi kesinlikle uyarmalıyız.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
İmrane Muhammed

Devamını oku...

Ezilen Fas halkına ve Ayaklanan Gençlere: Farkında Olmanız Gereken Hayati Meseleler Var!

  • Kategori Makaleler
  •   |  

Ezilen Fas halkına ve Ayaklanan Gençlere: Farkında Olmanız Gereken Hayati Meseleler Var!

Rejimin zulmüne ve baskısına karşı ayaklanan gençler topluluğu; sizler, değişimin enerjisi ve canlılığınızın ciddiyeti ve enerjilerinizin cevheri öneminden dolayı değişim için çalışanların umudusunuz. Aynı şekilde sizler, hareketinizi saptırıp engellemek ve enerjinizi ve çabalarınızı felce uğratmak için pusuda bekleyenlerin ve hırsız çetelerin hedefisiniz.

Kullanmakta mahir ve becerikli olduğunuz teknolojik araçların, iki ucu keskin bir kılıç olduğunu unutmayın; bu yüzden ekranın arkasındaki bir köşede, güvenilir bir nasihatçinin zihniyetinin sayfası ve duvarı var ki onu dinleyin ve anlayın; ekranın arkasındaki başka bir köşede de, etkileşiminizi ve heyecanınızı istismar eden lanetli bir şeytanın zihniyetinin sayfası ve duvarı var ki ondan da sakının ve onu dinlemeyin.

Hedefli ve üretken hareketin öncüllerinden ilki, uyanık ve bilinçli olmaktır.  

Ülkenin ayaklanan gençlerine ve sistemin ve rejiminin yozlaşmasından ve onun zorba hırsız çetesinden dolayı perişan olanlara; ayaklanmalarınızın, bastırılmış duyguların boşaltılmasına, enerjinin yanmasına, trajedi dönemindeki başlangıca geri dönüp yenilenmesi ve çetenin yönetiminin uzamasına dönüşmemesi için farkında olmanız gereken birtakım hususlar vardır.

1- Ülkenin, sizin, dahası ümmetin trajedisini ortaya çıkaran krizin hakikatinin bilincinde olmak gerekir.

Kriz, hem yönetim sistemi hem de gerek ülkenin iç ve dış politikasında olsun, gerekse ekonomi, toplum, kültür, eğitim, sağlık hizmetleri, medya, yargı veya (anayasalar, kanunlar, politikalar, kurumlar, cihazlar, yöneticiler, hükümet, siyasi ve idari çevreler gibi) yönetimde olsun yürürlükteki sistemler krizidir. Yani bu kriz, sömürgecinin arkasında bıraktığı ve sizin çıkarlarınız pahasına sömürgecinin çıkarlarını gerçekleştirmek için sömürgecinin araçları tarafından idare edilen kapsamlı bir sistem krizidir.

Mesele, Fas'ı zorla ele geçiren hırsızlar çetesini bir yönetim sistemine dönüştüren sömürgeci sistemin meselesidir; mesele, yolsuzluk ve onun araçları krizin belirtileri ve sonuçları arasında yer alsa da, burada ve orada görülen yolsuzlukların çok ötesindedir.  

2- Kriz köklü olup bütün sistemlerle ilgilidir; bu yüzden hareketinizin, eyleminizin ve çabanızın hedefinin ve gayesinin doğru bir şekilde belirlenmesi gerekir.

Yürürlükteki yozlaşmış sömürgeci kapitalist sistemin, yama yapılamayacağını bilerek onun bazı yönlerine yama yapılması değil, değiştirilmesi hedeflenmelidir; çünkü onun asli fikri yapısı fasittir. Hedefiniz ve odak noktanızın köklü değişim olması gerektiği gibi çabalarınızın da yamalı bohçaya değil, değişime odaklanması gerekir. Bu kısmi talep zaman ve emek kaybı olup kaç tane kısmi talep dile getirilmiş ve yozlaşmış sistem, (2011 anayasasının değiştirilmesine ve alaycı ve rahat bir şekilde Benkirane hükümetinin getirilmesine) karşılık vereceğini iddia etmiştir; bakın işte sizler, geçen on yıllar boyunca durumların kötüleşip bozulmasının ve krizin tırmanmasının, ardışık nesilleri yok ettiğine tanık oluyorsunuz !

3- Sistemin yozlaşması, köklü bir alternatifi gerektirdiği gibi buradaki asıl ikilem ise krizlerinizi çözecek köklü bir alternatife dair vizyonunuzun olmamasında yatmaktadır. Bu çözüm, siyaset, yönetim, ekonomi, toplum, eğitim, yargı, medya, idare ve tüm hayat, toplum ve devlet sistemleri gibi meselelere yönelik kapsamlı fikri ve teşrî bir sistem yoluyla köklü bir çözüm olacaktır; yani bu sistem, sizin sefaletinizin ve sıkıntınızın sebebi olan Batılı kapitalist sistemin tam tersi olacaktır.

Gençler topluluğu: Sizler, her şeyden önce İslam'ın gençlerisiniz ve Allah'a, O'nun Kitabı'na ve Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e iman ettiğiniz gibi İslam'ın bir yaşam biçimi ve Hakîm ve Habîr olan Rabbinizin katından gelen bir vahiy olduğunu iman ediyorsunuz. O halde İslam'ın yasama sistemini, onun sistemlerini ve bunların hayatınız üzerindeki hakimiyetini tercüme etmeden nasıl bu imanla, İslam'ın adaletinin, merhametinin ve refahının hakikatini yaşayacaksınız ve krizinizi çözeceksiniz?! فَمَنِ اتَّبَعَ هُدَايَ فَلا يَضِلُّ وَلا يَشْقَى “Her kim Benim hidayetime tabi olursa o sapmaz ve bedbaht olmaz.” [Taha 123]

İslam'ın büyük hadari projesi, sizin özlem duymanız, sımsıkı sarılmanız ve gerçekleri üzerinde bilinçli olmanız gereken bir alternatiftir; her şeyden önce, ömürlerini bu projenin derinliklerini keşfetmeye adamış proje sahiplerini rehber edinmek, onları dinlemek ve onların taşıdığı azim İslam projesine dikkatle bakmak ve üzerinde düşünmek gerekir. Zira sizin hadari İslam projeniz olmadan sizin enerjiniz, coşkunuz ve heyecanınız, vadideki bir çığlıktan ve küller arasındaki bir toz parçasından öteye geçmeyecektir!

4- Sömürgeci politikaları, bataklığa saplanmış ve kokuşmuş siyasi ortamdan ve bakanlık değişikliği, hükümet değişikliği ve yozlaşmış rejimi ayakta tutan ama yıkmayan anayasa değişiklikleri yoluyla krizleri dönüşümlü olarak yöneten ve idare eden alaycı partilerden olan diğer kasvetli yüzlerle yeniden üretmek için, hareketinizin pusulasının saptırılması konusunda sizi tehdit eden tehlikeye karşı aman ha dikkatli olun!

Batı demokrasisini, onun insan haklarını ve iğrenç özgürlüklerini yeniden pazarlayan kriz sisteminin bir parçası olan içi boş sloganlara karşı da dikkatli olun. Demokrasi ve Batı'daki ülkelerinin, ülkenizi sömürgeleştirdiği, arkasında tüm bu yıkım ve tahribatı bıraktığı ve sizi yerel hırsızlar çetesine emanet ettiğini bilinmelidir. Batı’nın insan haklarına gelince; Gazze'deki soykırım bunun sarsıcı bir tanığıdır. Özgürlükler ise, rızaya dayalı ilişkiler adına zina, müstehcenlik, uyuşturucular, sefahat, yozlaşmış sanat ve uyuşturucu eğlencelerden ibarettir; tüm bu yozlaşmış özgürlükler, sizi rezillik bataklığında boğmak ve hırsızların servetinizi yağmalamasına ve hayatınızın cehenneme dönüşmesine karşın sizleri meşgul etmek içindir!

5- Tüm Fas halkına ve özellikle de gençlerine: sizi harekete geçirmek için hayali ve varsayımsal liderlik veya liderliklerin ürettiği tuzak ve aldatmasına karşı çok ama çok dikkatli olun; zira bu, biriken enerjinizi boşaltmaya yönelik bir üslup ve hareketinizi dizginleyip kontrol altına almanın ve saptırmanın, nihayetinde onu boğmanın bir aracıdır!

Fas'ta yaşananlar, rejimin on yıllardır süren zulüm, baskı, yolsuzluk ve kötü politikaları nedeniyle tüm halkın katıldığı kapsamlı bir harekettir. Gençleri, yaşlıları, kadınları ve erkekleriyle ezilen tüm halkların hareketini kör eden aldatıcı ve kötü tuzaktan biri de, 1997-2012 yılları arasında doğan ve sömürgecinin Z Kuşağı olarak nitelendirdiği, akıllı telefonlar, sosyal medya ve Batılı sömürgecinin sınıflandırmasına göre çeşitlilik nesli olan genç yaş grubunu öne çıkarmaktır.

İşte aldatmaca burada yatıyor ey ülkenin halkı ve gençleri; sizin musibetiniz, teknolojik araçlardan ve onun yöntemlerinden heyecan duyan ve sömürgecinin standartlarına göre sınıflandırılan gençlerin sorunu bir yana bir nesilden daha büyüktür. Kısacası “Genç Z 212” hareketi olarak adlandırılan bu hareket, Fas halkının, tüm Fas halkının hareketini cüceleştirmeye, insanların mezalimlerini önemsizleştirmeye ve bunları marjinal taleplere indirgemeye yönelik habis bir girişimdir. Ayrıca ülkenin tüm büyük şehirlerinin ayaklandığı bilinmektedir; bu ayaklanmalar, sadece ülkenin bazı gençlerinin maruz kaldığı mezalimlerden dolayı değildir, aksine çocuklarından önce ebeveynlerin maruz kaldığı ve herkesi boğan ve tüketen zulüm ve baskıdan, dolayısıyla tüm halkın zulüm görmesinden dolayı olmuştur. Bu yüzden sorun, ülkenin tüm halkını yakıp kül eden, yoksullaştıran, baskı uygulan ve herkese zulmeden yozlaşmış bir yönetim sistemi sorunudur.

İşsizlik, atıl kalma, yoksulluk, eğitim ve sağlık hizmetlerinde yolsuzluk, temel hizmetlerin eksikliği, ağır yaşam maliyetleri, aşırı vergilendirme, insanların paralarının stadyumlara ve eğlence parklarına harcanması ve bitmek bilmeyen zulüm, baskı ve adaletsizlik, ülke halkının, tüm ülke halkının musibetleri olup sömürgecinin tek başına onları “Z” kuşağı olarak sınıflandırdığı ve hiç kimsenin onlara katılmadığı bir yaş grubundan oluşan bir kuşağın payı değildir; zira bu, musibeti değersizleştirmek olup bu değersizleştirmenin amacı ise, insanların maruz kaldığı korkunç zulmün yarattığı tıkanıklığı boşaltmak, hareketin pusulasını saptırmak, sonra da onu gömmektir.    

Bu yüzden geçmişte siyasi mücadelesi, vizyonu veya bir projesi olmadan birdenbire mantar gibi ortaya çıkan sanal konserve olarak hazırlanmış liderlere karşı aman ha dikkatli olun!

Avlarını dişleriyle ısırarak yağmalayan ve çalan zorba hırsızlar çetesi, hiçbir zaman hileden geri durmazlar ve ellerini aldatmadan uzaklaştırmazlar.

Ey ayaklanan Fas gençleri! Sizler, azim İslam'ın tohumuyla ekildiniz ve vahyin çamurundan ve semanın suyundan geldiniz; sizler, tüm insanlığa alemlerin Rabbinin İslam’ı ile liderlik etmek için insanların için çıkarılmış en hayır bir ümmettensiniz. Sizler, soy bakımından insanların en şerefli ve en asil olanısınız; zira sizin soyunuz azim İslam olup soy olarak o yeter. O halde Batı'nın sizi sınıflandırma, küçümseme, dahası sizleri kuluçka makineniz olan kerim ümmetinizden ayırma, bunun da ötesinde sizleri İslam'ınızın gücünden soyutlama kışkırtmalarına güvenmeyin; zira Batı, sizin 212 numaralı Latin harfli kod numarasından başka bir şey olmamanızı istiyor. Oysa sizler, sömürgecinin sizden istediği gibi “Z“ kuşağı değilsiniz; aksine sizler, azim olan İslam’ınızın sizden istediği gibi İslam’ın gençlerisiniz. Zira İslam, en büyük din, en kadim hadarat, en gelişmiş kültür, en yüce tarih ve en yüce bir şandır ve sizler de Mevlanız Allah’ın sizleri isimlendirdiği gibi Müslümanlarsınız ve bu sizin için yeterlidir!    

Gençler topluluğu!  Kesin olan tek bir söz vardır; Batı'nın cehaletine ve onun işlevsel sistemlerine alternatif olarak sizin hadari İslam projeniz vardır; gerisi uçurumun dibi, trajedinizin devamı ve hayatınızın cehennemidir.

Büyük sahabe-i kiramdan olan seleflerinizin en hayırlı halefleri olun ve bu dini yeryüzünde ilk olarak ikame eden Peygamberiniz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in kerim sahabelerinden sonraki en hayırlı nesillerden olun; bu dini yeryüzüne geri getirin ki böylece Allah’ın kullarını Allah’ın şeriatıyla yönetenlerin ilki olma şerefine nail olasınız. لِمِثْلِ هَذَا فَلْيَعْمَلِ الْعَامِلُونَ İşte çalışanlar, asıl bunun için çalışmalıdırlar.” [Saffat 61] وَفِي ذَلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَİşte yarışanlar bunun için yarışsınlar!” [Mutaffifîn 26]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Münâci Muhammed

Devamını oku...

Müslümanların Tertemiz Kanlarını Dikkate Almamasına Rağmen Moskova’daki Görüşmeler Tarihi Olarak Nitelendirildi!

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber - Yorum

Müslümanların Tertemiz Kanlarını Dikkate Almamasına Rağmen Moskova’daki Görüşmeler Tarihi Olarak Nitelendirildi!

Haber:

Suriye Arap Haber Ajansı'nın (SANA) haberine göre, Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmek için ilk resmi ziyaretini gerçekleştirmek üzere Çarşamba günü Moskova'ya gitti.

SANA, görüşmelerde iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin yanı sıra ortak ilgi alanına giren bölgesel ve uluslararası gelişmelerin ele alınacağını bildirdi.

Yorum:

Ahmed Şara, defalarca yeni Suriye'nin daha önceki tüm anlaşmalara bağlı kalacağını, hiç kimseye rahatsızlık veren bir kaynak olmayacağını ve herkesle dengeli ilişkileri koruyacağını vurgulamıştır.

Bu dengeli ilişkiler, sanki hiçbir şey olmamış gibi, çocukların, kadınların ve yaşlıların katiliyle uzlaşma noktasına kadar ulaşmıştır!Sömürgeci Batılı ülkelerin tüm eylemleri ve yaptıkları mekik ziyaretleri, Suriye'deki rejimin değişmediğini ve yönetici değişse bile ajan ve itaatkar olarak kaldığını en ufak şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlamaktadır. İşte burada diyoruz ki: Ey yeni Suriye'nin liderleri, Rus uçaklarının bombalaması yüzünden son 12 yıldır dökülen kanları unuttunuz mu?!

Eğer unuttuysanız, size biraz hatırlatalım;Rusya, çoğu sivillerin evlerini, pazar yerlerini ve kalabalık alanları hedef alan 185'ten fazla katliam gerçekleştirmiş olup bunun amacı ise, mümkün olduğunca çok sivili öldürmek, onları yerinden etmek ve özellikle kurtarılmış bölgelerdeki her türlü yaşam biçimini yok etmek ve böylece devrimcilerin iradesini kırmak ve onları Amerika'nın istediği çözümleri kabul etmeye zorlamaktı.

Rus hava saldırıları, çocukları ve kadınları hedef alan alışılmış ve neredeyse rutin bir olay haline gelmiş olup Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, 2015 ile 2018 yılları arasında 17.997 kişinin hayatını kaybettiğini kaydetmiştir.

Üstelik Rusya'nın Suriye'deki suçları, Putin'in İslam'a ve Müslümanlara karşı işlediği suçların yanında denizde bir damla bile değildir; zira onun suç tarihi, Müslüman ülkelerde işlediği suçlarla doludur; zira Suriye, Libya ve diğer yerlerde kendisine verilen görevleri yerine getirmek için acele etmişti. Ayrıca Çeçen Müslümanlara ve Rusya'daki Müslümanlara karşı işlediği suçları da unutmayalım; zira bu suçlar, onun hayal gücünün ötesinde bir nefret ve suçluluk duygusuna tanıklık etmekte ve etmeye de devam etmektedir.

Ayrıca Putin ve hükümeti, Yahudi varlığına ve onun güvenliğine olan bağlılıklarını her zaman vurgulayıp açıklamışlardır; 1948 yılında bu varlığı tanıyanların ilki de onlar olmuştur.

Bu kasap katilin ziyaret edilmesi, zulme karşı devrim yolunda evlatlarını ve kardeşlerini feda eden Müslümanların duygularının dikkate alınmadığı ve bu cani Putin'in Yahudi varlığına verdiği desteğin ve her türlü yardımla onu desteklemesinin umursanmadığı siyasi bir suçtur. Bunun da ötesinde bu ziyaret, Allahu Teala’nın şu kavline muhalif ve aykırıdır: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاءَ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاءُ بَعْضٍ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ Ey iman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez.” [Maide 51] Peki Allahu Teala’nın kavlinin üzerine söylenecek bir söz var mıdır?!

Onların yanıltıcı medyaları, bu ziyaretin ortak ilişkileri koruma amaçlı olduğu fikrinin propagandasını yapıyorlar! Peki bizimle onlar arasındaki ortak nokta nedir acaba?! Ülkeyi hangi siyasi saçmalıklarla yönetmeye çalışıyorlar?!Putin Şam halkının yanında olduğunu ve onların çıkarlarını istediğini söylediğinde, buna inanmamızı mı istiyorlar?! Yıllardır üzerlerine füze yağdırırken bu nasıl mümkün olabilir?! Savunma bakanının yaptığı açıklamadan, Rus şirketlerinin 320'den fazla silah kullanmalarına rağmen Suriye'nin altyapısının yeniden inşasına katılacaklarını işitmemiz trajikomiktir; zira son on iki yıldır Rus-Esad bombardımanı sonucunda şehirlerin Suriye haritasından silindiğini söylersek abartmış olmayız.

Gerçek şu ki suçlu Putin, ülkesinin İslam'ı ve Müslümanları ortadan kaldırmayı merkeze alan kirli çıkarlarının yanında yer almaktadır.Rusya'nın gerçek tutumu işte budur; ama bizi asıl üzen, ortak çıkarlar bahanesiyle İslam düşmanlarıyla tokalaşanlara alkış tutmaya devam eden basiretleri kör olmuş Müslümanlardır! Fakat biz onlara Allahu Teala’nın şu ayetini okuyoruz: إِنَّا أَنْزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِتَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ بِمَا أَرَاكَ اللَّهُ وَلَا تَكُنْ لِلْخَائِنِينَ خَصِيماً * وَاسْتَغْفِرِ اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ كَانَ غَفُوراً رَحِيماً * وَلَا تُجَادِلْ عَنِ الَّذِينَ يَخْتَانُونَ أَنْفُسَهُمْ إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ خَوَّاناً أَثِيماً * يَسْتَخْفُونَ مِنَ النَّاسِ وَلَا يَسْتَخْفُونَ مِنَ اللَّهِ وَهُوَ مَعَهُمْ إِذْ يُبَيِّتُونَ مَا لَا يَرْضَى مِنَ الْقَوْلِ وَكَانَ اللَّهُ بِمَا يَعْمَلُونَ مُحِيطاًDoğrusu, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği gibi hükmedesin diye Kitap'ı sana hak olarak indirdik; o halde sakın hainlerden taraf olma.Allah'tan mağfiret dile. Allah bağışlar ve merhamet eder.Kendilerine hainlik edenlerden yana uğraşmaya kalkma. Allah, hainlikte direnen günahkar kimseyi sevmez. Allah'ın razı olmadığı sözü gece kurarlarken, onu, insanlardan gizliyorlar da kendileriyle beraber olan Allah'tan gizlemiyorlar. Allah işlediklerinin hepsini bilmektedir.” [Nisa 105-108]

Yeni Suriye cumhurbaşkanının politikası, sömürgecilerin otağının yanında yer aldığını ve onun Şam halkından ve tüm Müslümanlardan soyutlandığını teyit etmektedir; zira her geçen gün utanç verici tavırları ve açıklamalarıyla Batı projelerine hizmet etmek için kullanılan bir araç olduğunu ve sömürgecilere olan sadakatinin boyutunu kanıtlamak için ellerine Müslümanların kanı bulaşmış olanlarla tokalaşmaya hazır olduğunu kanıtlamıştır. Bu da Şam halkının ve tüm Müslümanların onu muhasebe etmelerini ve özellikle de kendisinin Allah’ın şeriatıyla hükmetmek isteyen bir devrimin rahminden geldiğini iddia ettiği için onun itaatkar politikasından beri olmalarını gerektirir!

Her bir suçlu, zalime ve ajana diyoruz ki: Allahu Teala’nın izniyle ümmet izzetine ve Hilafetine yeniden kavuşacak ve Putin'den, tüm kafir liderlerden ve onların yandaşlarından en korkunç bir şekilde intikam alacaktır. Nitekim Allahu Teala şöyle buyurmuştur: الَّذِينَ يَتَّخِذُونَ الْكَافِرِينَ أَوْلِيَاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنِينَ أَيَبْتَغُونَ عِنْدَهُمُ الْعِزَّةَ فَإِنَّ الْعِزَّةَ لِلَّهِ جَمِيعاًMüminleri bırakıp kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet mi arıyorlar? Bilsinler ki bütün izzet yalnızca Allah’a aittir.” [Nisa 139]  

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Rana Mustafa

Devamını oku...

Moskova’ya... Suçluların ve Kaçakların Sığınağına!

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber - Yorum

Moskova’ya... Suçluların ve Kaçakların Sığınağına!

Haber:

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çarşamba günü Suriyeli mevkidaşı Ahmed Şara ile bir dizi konuyu görüşmek üzere Kremlin'de bir araya geldi. Bu, Şara’nın, devrik Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın ülkeden kaçtıktan sonra ikamet ettiği Moskova'ya yaptığı ilk ziyarettir.

Görüşme sırasında Putin, Rusya ile Suriye arasındaki iş birliğinin her iki ülke için de olumlu sonuçlar doğuracağını söyleyerek Moskova ile Şam arasındaki ilişkilerin seksen yılı aşkın süredir güçlü olduğunu vurgulayan Putin, Moskova'nın her iki ülkenin dışişleri bakanlıkları aracılığıyla iletişim kurmaya hazır olduğu eklemesinde bulundu.

Yorum:

Geçtiğimiz günlerde Suriye Dışişleri Bakanı'nın geçiş yönetimi döneminde Rusya'ya yaptığı ziyareti kaleme almış ve konuşmamıza şu başlığı koymuştuk: “Kindar Rusya İle İlişkiler! Bu Kavmin Nesi Var?!” Orada Rusya'nın Suriye'ye müdahalesine nasıl başladığını, ilk günden itibaren neler yaptığını ve firari Esad döneminde şehir ve kasabaları yıkma konusundaki başarılarının nasıl olduğunu ele almış, İdlib kırsalında ve Cisr eş Şuğur'da işlediği suçları, Allah katında şehit olduğunu sandığımız ama kendilerini temize çıkarmadığımız şehitlerin sayısını ve iniltileri yeryüzünü dolduran yaralıları zikretmiştik.

Sonra Soçi'den Astana'ya kadar siyasi komplolarından bahsettik ve tek bir makalenin onun suçunu ve kötülüğünü anlatmaya yetmeyeceğini söyledik; peki bugün neler ekleyebiliriz?

Ciddi bir husus dikkatimi çekti: Rusya, Esad'ı iktidarı boyunca desteklemekle yetinmemiş, aksine kaçtıktan sonra da ona sığınak sağlamış ve onunla birlikte olan suçlulara ve çevresindeki katillere de kucak açmıştır. Uçakları ülkeyi yok ederken Beşar'ın düşmemesine özen gösterdiği gibi düştükten sonra onu karşılarken de ona özen göstermiştir. Evet, Suriye'de bir milyondan fazla insanı öldüren, yüz binlerce kişiyi yaralayan ve ülkeyi yeniden inşa etmenin 400 milyar Dolardan fazla tutacağı söylenen kindar kaçak bir suçluyu kabul etmiştir! Peki bugün nerede? Rusya'da!

Peki bizi öldüren, bizi öldürenleri destekleyen, arka çıkan, yardım eden ve kaçtıktan sonra bile ona kucak açan biriyle olan ilişkilere nasıl inanabiliriz?!

Onların kötülüğü çok büyük olup İslam'a olan kinleri ise tarif edilemez boyuttadır. Nitekim bize karşı savaşlarını “kutsal” savaş olarak adlandırmışlardır; bu yüzden onlara güvenilmeyeceği gibi komşuluklarına da güvenilemez.

Siyasi örfte, bir katille masaya oturulmaz; iğneye ancak kılıçla karşılık verilmelidir. Siyasette asıl olan, işlerin gözetilmesi anlamına geldiği gibi kendilerini feda edenleri gözetmek ise Rus katile karşı sert bir tavır almak ve onunla tokalaşmamak anlamına gelmektedir. Ülkelerin antlaşmaları, öldüren ve yerinden eden biriyle yapılmaz; aksine önce ondan intikam alınır, sonra da onunla oturmayı hak edip etmediğine bakılır.

Suçlulara kucak açan bu katillere karşı aman ha çok dikkatli olun; zira atanıza düşman olan size sevgi bezlemez; eğer size sevgi gösteriyorsa, bu sadece aldatma ve yalandan başka bir şey değildir.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Abdu ed-Della - Suriye

Devamını oku...

Rohingya Müslümanlarını Şiddetten, Zulümden ve Ölümden Kim Kurtaracak?

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber - Yorum

Rohingya Müslümanlarını Şiddetten, Zulümden ve Ölümden Kim Kurtaracak?

Haber:

BM destekli yeni bir raporda, Myanmar ordusunun güvenlik noktaları inşa etmek için tüm Rohingya köylerini ve camilerini yıktığını ifade etmiş ve raporda şöyle geçmiştir: Ağustos 2017'de Myanmar ordusunun, silahlı grupların yaptığı saldırılara yanıt olarak başlattığı askeri operasyonla Rohingyalara yönelik şiddet önemli ölçüde artmış, bu da yüz binlerce kişinin kıyı eyaletindeki evlerinden göç etmelerine yol açmıştır.

Birleşmiş Milletler'in daha sonra “etnik temizliğin klasik bir örneği” olarak nitelendirdiği ve topraklarını güvenlik noktalarına dönüştüren askeri operasyonun ardından, şu anda yaklaşık 1,3 milyon Rohingyalı mülteci Bangladeş'teki kalabalık kamplarda yaşıyorlar.

Rapor, yetkililerin Bangladeş'teki mülteci kamplarında kötüleşen koşulları ve mültecileri evlerine geri gönderme çabalarının durma noktasına gelmesini ele alacakları Rohingya krizine odaklanan New York'taki üst düzey BM toplantısından bir gün önce yayımlanmıştır;

Örneğin Reuters'ın 2018'de 10 Rohingyalı erkeğin öldürüldüğünü bildirdiği Inn Din köyü bölgesinde, Myanmar İçin Bağımsız Soruşturma Mekanizması'na göre ordu, yeni bir tesis inşa etmek için yerleşim yerlerini yok etmiştir.

Raporda, üssün "Inn Din köylerinin (Doğu Rakhine) kalıntılarının üzerine inşa edildiği, temizlenen arazinin yerine yeni yollar, kalıcı binalar, müstahkem konut kompleksleri ve iki helikopter pisti inşa edildiği" belirtilmiştir.

Yorum:

Birleşmiş Milletler veya Myanmar İçin Bağımsız Soruşturma Mekanizması gibi kuruluşlar, Müslümanların sorunlarını hiçbir zaman çözmemiş ve çözmeyecek de. Nitekim onlar kendilerini mültecilerin sorunlarını önemsiyor ve bunlarla meşgul oluyorlarmış gibi sunuyorlar, konseyler düzenliyorlar, bir araya gelip mültecilerin ülkelerine nakledilmesini görüşüyorlar ve mülteci kamplarında olup bitenleri bizzat gözleriyle görmeleri için yetkililerini gönderiyorlar ancak tüm dünya, ülkeleri Allah Subhanehu ve Teala’nın kendilerine bahşetmiş olduğu doğal kaynaklar açısından zengin olmalarına rağmen Müslümanların bölgelerinde yaşanan şiddet, zulüm ve ölümlerin yanı sıra açlık, hastalıklar ve temel ihtiyaç maddelerinin kıtlığı gibi Müslümanların maruz kaldığı felaketleri izliyor. Bu yüzden bütün bunlar, bir oyun, yalan, ihanet ve oyuncuların rollerini maharet ve ustalıkla oynadığı bir tiyatrodur.

Ey Müslümanlar: Sakın kendinizi ve paralarınızı kurtarmak için yardım dilemeyin veya beklemeyin; zira kafirler ve sömürgeciler, Allah Subhanehu ve Teala’nın düşmanı olup Allah onları Kerim Kitabı’nda bize şöyle tanıtmıştır: لَتَجِدَنَّ أَشَدَّ النَّاسِ عَدَاوَةً لِلَّذِينَ آمَنُوا الْيَهُودَ وَالَّذِينَ أَشْرَكُواİman edenlere karşı düşmanlık yönünden insanların en şiddetlisi olarak Yahudileri ve Allah’a ortak koşanları bulursun.” [Maide 82]  

Bu sorunlar ne zaman sona erecek, mülteciler ne zaman evlerine geri dönecek ve kâfirlerin dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlara karşı işlediği zulüm ve şiddet ne zaman engellenecek? Müslümanlar ne zaman evlerinde tehlikeden uzak, huzur ve güven içinde yaşayabilecekler?

İslami nizamının gölgesinde, tebaa ve evler yıkımdan korunur, açlar doyurulur ve güzel bir hayat sürmeleri için ihtiyaç duydukları temel ihtiyaçlar sağlanırdı.

Bu nedenle Müslümanların her alanda geri kalmasının sebebi olan kâfirlerin desteklediği dernek ve kurumlardan yardım beklemek doğru değildir.Müslümanların ekonomik ve siyasi krizlerden kurtulması, kâfirleri korkutmaktadır; çünkü onlar, Müslümanların ayaklanması halinde, İslam Devleti'nin yıkılmasından sonra kaybettikleri izzetlerini ve şereflerini geri kazanacaklarını, dolayısıyla kâfirlerin servetlerini, mevkilerini ve liderliklerini kaybedeceklerini çok iyi bilirler.

Bu yüzden bizim hastalığın belirtilerini ortadan kaldırmak yerine hastalığın nedenini tedavi etmemiz gerekir; işte o zaman tüm dünyadaki mezalimler ve sorunlar son bulup duracak, çocuklar okullarda eğitim görecekler, anneler çocukları hakkında endişe hissetmeyecekler, yaşlılar ve kadınlar da huzur içinde yaşayacaklardır.

O günler çok yakındır; çünkü dünya, zalim bir sistemin altında yaşmakta olup bunun ardından, Allahu Teala’nın vaat ettiği ve Rasul Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in geri döneceğini müjdelediği Raşidi Hilafet gelecektir. Nitekim İmam Ahmed Müsnedi’nde Huzeyfe’den şöyle dediğini rivayet etmiştir: Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: تَكُونُ النُّبُوَّةُ فِيكُمْ مَا شَاءَ اللهُ أَنْ تَكُونَ، ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ أَنْ يَرْفَعَهَا، ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةٌ عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ، فَتَكُونُ مَا شَاءَ اللهُ أَنْ تَكُونَ، ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ اللهُ أَنْ يَرْفَعَهَا، ثُمَّ تَكُونُ مُلْكاً عَاضّاً، فَيَكُونُ مَا شَاءَ اللهُ أَنْ يَكُونَ، ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ أَنْ يَرْفَعَهَا، ثُمَّ تَكُونُ مُلْكاً جَبْرِيَّةً، فَتَكُونُ مَا شَاءَ اللهُ أَنْ تَكُونَ، ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ أَنْ يَرْفَعَهَا، ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةٌ عَلَى مِنْهَاجِ النُبُوَّةٍNübüvvet aranızda Allah’ın dilediği kadar kalacaktır. Sonra Allah onu kaldırmayı dilediği zaman kaldıracaktır. Sonra Nübüvvet metodu üzere Hilafet olacak ve Allah’ın dilediği kadar kalacaktır. Sonra Allah dilediği zaman onu da kaldıracaktır. Sonra ısırıcı melikler olacak ve Allah’ın dilediği kadar kalacaktır. Sonra zalim yöneticiler gelecek ve onlar da Allah’ın dilediği kadar kalacaktır. Bunların ardından ise yine Nübüvvet metodu üzere Hilafet olacaktır.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Muhlise El-Özbeki

Devamını oku...

Basın Toplantısına Davet

Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti olarak biz, medya mensuplarını, siyasetçileri ve ülkenin kaderiyle ilgilenen tüm kardeşlerimizi, Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti Resmî Sözcüsü’nün düzenleyeceği basın toplantısına davet etmekten memnuniyet duyarız. Toplantının başlığı:

“Hükümetin, altınla işlemleri nasıl düzenleyeceği konusunda bocalaması”

Tarih: 26 Rabiu’s Sânî 1447 / 18 Ekim 2025 Cumartesi Saat: 13.00

Yer: Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti Port Sudan Bürosu, El Azama Mahallesi, Stadın Doğu Tarafı.

Katılımınız tartışmaya zenginlik katacaktır

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER