Perşembe, 02 Ramazan 1447 | 2026/02/19
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Silahlı Grupları Engelleyecek ve İnsanları Onların Kötülüklerinden Kurtaracak Olan Hilafet Devleti'dir

Haber-Yorum

Silahlı Grupları Engelleyecek ve İnsanları Onların Kötülüklerinden Kurtaracak Olan Hilafet Devleti'dir

Haber:

Sudanlı Doktorlar Ağı, Facebook sayfasında, Hızlı Destek Güçleri ve Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (Abdulaziz el-Hilu kanadı) tarafından bir dizi sağlık tesisine kasıtlı olarak topçu ateşi açılmasının ve bunun da üç büyük hastanenin hizmet dışı kalmasına ve dört sağlık personelinin görevlerini yerine getirirken ölmelerine yol açmasının ardından Güney Kordofan eyaletinin Dilling kentinde sağlık koşullarının ciddi şekilde kötüleştiğini duyurdu.

Ağ, Facebook'ta yaptığı bir paylaşımda, bombalamanın doğrudan hayati sağlık tesislerini hedef aldığını, bunun da temel departmanların çalışmasının durmasına, vatandaşların acılarının daha da artmasına ve sistematik bombalamanın devam etmesinin gölgesinde temel sağlık hizmetleri sunma kapasitesinin azalmasına neden olduğunu söyledi. (Tahrir Gazetesi, 13012026)

Yorum:

Türleri veya varlık nedenleri ne olursa olsun herhangi bir ülkede silahlı grupların varlığı, o ülkenin egemenliğinin ihlali ve devlet yapısı içindeki bir kusurun veya zayıflığın göstergesi olarak kabul edilmekte olup bu da bu devleti, parçalamak ve bölmek gibi dış komploların hedefi haline gelen kırılgan veya başarısız devletler listesine sokmaktadır.

Sudan modelinde, bu grupların ve milislerin ezici çoğunluğu varlıklarını ve devamlılıklarını silah, eğitim ve para şeklinde dış desteğe dayandırmaktadır; dolayısıyla bu grupların kararları ipoteklidir ve tabi ki yaptıkları her şey kendilerine dikte edilmektedir; böylece ülke ve insanlar, hiç merhameti olmayanın merhameti altında kalmaya devam etmektedir.

Burada insanlar sadece sayılardan ibaret olup gece gündüz sebepsiz yere katledilmektedirler. Bunun sebebi ise bu ülkede bir koruyucu ve gözetici bulamamalarıdır. Bu yüzden savaşlar, yoksulluk, açlık ve sağlık sorunları gibi bir dizi felaket dalgalarıyla savrulmaktadırlar. Dolayısıyla herkes hayatın kıyısında yaşamakta ancak yine de bu savaşların sona ereceğine ve onurlu bir hayat yaşayacaklarına dair bir umut beslemektedirler.

Ancak bu savaşlar, sadece ülkeyi ve insanları yiyip bitiren silahlı milisleri ve grupları altüst edecek, onlara boyun eğdirip dağıtacak, onların her türlü silahlı eylem girişimlerini engelleyip silahsızlandıracak ve insanların onların kötülüklerinden kurtulması için liderlerini adalete teslim edecek bu ordular içindeki ümmetin sadık evlatlarının eliyle sona erecektir.

Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafet Devleti, devletin emri dışında hiç kimsenin elinde silah bulundurmasına izin vermeyecek ve liderliğin emirlerini uygulayacaktır; dolayısıyla silah bulundurma ve bunların koruma, güvenliği sağlama ve Allah’ın şeriatını uygulama gibi insanların menfaatine göre kullanılmasını düzenleme yetkisine sahip olan sadece resmi ordu olacaktır. 

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Gâde Abdulcabbar (Ümmü Evâb) –Sudan

Devamını oku...

Gazze’de Ateşkesin Sürdüğünü Söylemek, Yahudi Varlığının İhlallerine Cesaret Vermektir

Haber-Yorum

Gazze’de Ateşkesin Sürdüğünü Söylemek, Yahudi Varlığının İhlallerine Cesaret Vermektir

Haber:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni yıl dolayısıyla yayınladığı video mesajında Gazze konusuna da değinerek, “Gazze’de, bizim de katkımızla sağlanan ateşkes, İsrail’in tüm ihlallerine rağmen, Gazzeli kardeşlerimizin sağduyusu sayesinde halen sürmektedir” dedi. (31.12.2025 - Ajanslar)

Yorum:

Türkiye’nin Filistin politikası acizlik, zillet ve ikiyüzlülük arasında seyretmeye devam ediyor. Bir yanda Gazze halkının yanında olunduğuna dair her platformda yapılan açıklamalar; diğer yanda ABD’ye tam bir angajman sağlanarak Yahudi varlığının suçlarını aklayan, onunla normalleşmenin taşlarını döşeyen fiili eylemler…

Cumhurbaşkanı Erdoğan iki yıl önce Gazze’de soykırım başladığında Hamas’ı Kuvayı Milliye’ye benzeterek onların topraklarını savunan mücahitler örgütü olduğunu söylemişti. Bugün aynı Erdoğan’ın Türkiye’si önce geçtiğimiz yılın Temmuz ayında Arap Birliği ülkeleri ile birlikte Aksa Tufanı harekâtını terör eylemi olarak etiketleyen ve Hamas’ın silahlarını bırakarak teslim olmasını talep eden New York Bildirisi’ni imzaladı. Ardından 13 Ekim 2025’te Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde Trump’ın Gazze’yi turizm merkezine dönüştürmeyi ve Filistin davasını tamamen tasfiye etmeyi amaçlayan şerir planının garantörü oldu.

7 Ekim’den bugüne kadar geçen süre zarfında ise Türkiye’den Gazze’ye en küçük bir yardım yapılamadığı gibi, yedi ay boyunca açıktan, sonrasında örtülü bir şekilde Yahudi varlığı ile ticaret sürdürüldü. Hâlihazırda işgalci soykırım çetesinin yakıt ihtiyacını karşılayan Azerbaycan petrolü, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattından Türkiye üzerinden gönderilmektedir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni yıl mesajında Gazze’de ateşkesin sürdüğünü iddia eden son açıklaması da politik ilkesizliğin, bir duruşa sahip olamamanın, bir bütünde Trump’ın planlarına tam bir teslimiyetle teslim olmanın yeni bir örneğidir. Ruhsuzluk o kadar normal bir hal almış ki, söylenen sözlerin ne anlama geldiği düşünülmüyor, atılan adımların şer’î ve siyasi sorumluluğu hesap edilmiyor. Artık net olarak anlaşılıyor ki, muhafazakâr demokrat zihniyet için siyaset demek; maddi gücü mutlaklaştırmak, kâfirlerin manipülasyonlarını gerçekmiş gibi kabul etmek ve ne pahasına olursa olsun ABD ile iyi geçinmeye çalışarak iktidarda kalmaktır.

Gazze’deki sözde ateşkesin durumuna baktığımızda, 10 Ekim 2025’te ilan edilen ateşkes anlaşmasından bu yana işgalci Yahudi varlığının Gazze’ye yönelik saldırılarının yoğunluğu azalmış olsa da, neredeyse her gün düzenlediği saldırılarla anlaşmayı en az 969 kez ihlal etti. Hava, topçu ve doğrudan ateş açma saldırılarında 405 Filistinli katledildi ve 1114 kişi de yaralandı. Ayrıca Yahudi varlığı Gazze’ye yardım girişlerini büyük oranda engellemeye, açlık ve ilaçsızlığı silah olarak kullanmaya devam ediyor. Ateşkes kapsamında silahsızlandırılması gereken tampon bölgeye yeni üsler inşa ederek işgalini kalıcı hale getirmenin hazırlığını yapıyor. Batı Şeria’daki yerleşimci terörü, cezaevlerindeki insanlık dışı işkenceler, tüm bölgeye yönelik aşağılayıcı tehditler de cabası…

Dolayısıyla Yahudi varlığı anlaşmayı bu kadar açık ve pervasızca ihlal ettiği halde ateşkesin sürdüğü nasıl söylenebilir? Ateşkes iki taraflı değil midir? “İsrail” saldırılarını durdurma gerekçesini öne sürerek mücahitleri bu ateşkese Türkiye zorlamadı mı? Mısır’da Trump’ın masasında anlaşma kağıdı ile pozlar verilerek bunun bir zafer olduğu ve Türkiye’nin garantörlüğünde gerçekleştiği Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidar yetkilileri tarafından övünerek paylaşılmadı mı?

Aslında her şey çok açık. Fakat görünen o ki, Erdoğan Türkiye’nin anlaşmadaki rolünün sorumluluğunu üzerinden atmak ve Haçlı-Yahudi ittifakıyla mücadele yoluna girmemek için ateşkesin devam ettiğini söylüyor. Yani Gazze halkının ateşkesin gölgesinde öldürülmesini üstü kapalı onaylıyor ve yeni ihlal ve katliamlar için Yahudi varlığına cesaret veriyor. Türkiye’nin bu tavrının altındaki diğer sebep ise mücahitlerin silahlarının alınması için Gazze’deki uluslararası istikrar gücüne katılma isteğinin kabul görmesidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan böylece Trump’a yeni bir başarı hikâyesi sunarak yeni büyük bir övgü ve meşruiyet kazanabilir.

Ancak Allah’ın planı her şeyden üstündür. Onun yardımıyla Aksa Tufanı bugün yarın ümmet tufanına dönüştüğünde Trump’ın şerir planı suya düşecek, tarih yeniden yazılacak, Raşidi Hilafet kurulacak, onun şanlı orduları Yahudi varlığını ortadan kaldırarak mübarek Aksa topraklarını aslına iade edecek ve İslam’ın çağı başlayacaktır. Kibir ve körlük içinde olanlar bunu anlayamasalar da Allah’ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Muhammed Emin Yıldırım

Devamını oku...

El-Vakiye TV: Anayasa Müzakereleri Programı -Halaka 10- [İslam, “Din Adamları” Mefhumunu Tanır Mı?]

  • Kategori El Vakiye TV
  •   |  
El-Vakiye Televizyonu
Anayasa Müzakereleri Programı
 
-Halaka 10-
[İslam, “Din Adamları” Mefhumunu Tanır Mı?]
İslami Anayasa İle İnsan Yapımı Anayasalar Arasındaki Anayasal Ayrılıklar
 
Müh. Usame Es-Suveynî ile Üstad Ahmed El-Kasas Arasında “Anayasa Mukaddimesi veya Esbab-ı Mucibesi” Kitabı Hakkındaki Diyalog Programı
 
Bu Bölümde Anayasa Mukaddimesi’nin 10. Maddesi Ele Alınmıştır:
Madde-10: İslam’ın mesuliyetini tüm Müslümanlar taşır. Dolayısıyla İslam’da “din adamları” yoktur. Devlet Müslümanların böyle bir hissiyata kapılmasına yönelten her şeyi yasaklamalıdır.

H. 23 Rabiu’l Âhir 1441 El-Muvafık M. 20 Aralık 2019

El Vakiye sitesindeki diğer bölümler için TIKLAYINIZ
Websitemizdeki diğer bölümler için TIKLAYINIZ

 

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER